Çok uzun yıllar geçti üzerinden aşağıda yazacağım anıların..
Motorculuktan mı başlasam, balıkçılıktan mı bilemiyorum,
Bu iş kollarından biri bitti biri de gelişmedi Ünye’de. Çocukluğumda balıkçı motorları iskeleye yanaşır, kasalara doldurulan balıklar ve hamsiler iskelenin başına kadar gelen kamyonlara yüklenirdi. Gece avlanan balıkçılar sabahleyin motorları ağızlarına kadar dolu dönerler ve yüklerini boşaltmak için sıra beklerlerdi.
Karadeniz kurudu..
Çocukluğumda babam kalkan balığı alırdı, taşımakta zorlanırdım, on santim kalınlığı vardı, şimdikiler ise üç santim bile değil.
Denizcilik te, zamana ve teknolojiye yenik düşen işkollarından biridir.
Yaşı ellinin üzerinde olanlar motorları ve Ünye'ye gelen yolcu gemilerini hatırlarlar. Bu mesleğin son temsilcisi, son kaptan "Yaşar Kaptan" benim amcamdı, onun ve motoru "Dumantepe" nin hikâyesi Ünye'de bir dönemi, bir mesleği ve kaybolmuş bir zamanı anlatan hüzünlü bir hikayedir.
İstanbul-Hopa-İstanbul
Karadeniz kıyısındaki il ve ilçelerde yaşayan insanlar karayolunun gelişmediği yıllarda, İstanbul'a gemilerle giderlerdi. Gemiler siyah gemiler ve beyaz gemiler diye ikiye ayrılırdı, siyah gemiler biraz daha eski idiller. En zevkli yolculuk güvertede yapılan yolculuktu, kamaralar sıcak olur ve kokardı. Vatandaş yatağı yorganını güverteye serer, yıldızlar altında seyahat ederdi.
Bu vapurlar İstanbul- Zonguldak-İnebolu-Sinop-Samsun-Ünye-Ordu-Giresun-Görele-Vakfıkebir-Trabzon-Sürmene-Pazar-Hopa'ya kadar gider yolcu ve yük indirir, sonra tekrar aynı limanlara uğrayarak yük ve yolcu alırdı.
Ünye'de bu yolcu ve yükleme işi 2-3 saat sürerdi. Ünye'den tüccarlar İstanbul'a satılmak üzere, fındık, kendir, fasulye, mısır, elma, armut canlı tavuk, yumurta, koyun ve benzeri ürünleri gönderirdi.
Siyah vapurlar genelde yük ve posta taşırdı. Bunlar Aksu-Tarı-Sus-Cumhuriyet-Tırhan-Kadeş-Etrüsk-Güneysu idi. En görkemlisi Cumhuriyet'ti. Ünyeliler bu vapura bastonlu vapur derlerdi. Bazen aynı anda iki veya üç vapur birden gelip Ünye'nin tam orta yerine demirlerlerdi, gece geldikleri zaman ışıkları Ünye sokaklarını aydınlatırdı, bu harika tablonun seyrine doyun olmazdı, sonra teker teker hareket ederler düdük çalarak Ünye'ye veda ederlerdi.
Beyaz Kuğular
Sonra beyaz gemiler gelirdi, Ege-İzmir-Ankara-Samsun -İskenderun-Ordu-Giresun-Trabzon. Bunlardan Ordu-Giresun-Trabzon kardeş gemilerdi. Ege-İzmir ayrı bir kardeş, Samsun-İskenderun ise ayrı bir kardeştiler. Benim en çok sevdiğim "Ankara " idi. Ankara, İkinci Dünya Savaşı’nda‘ hastane gemisi olarak kullanılmış, savaştan sonra yolcu gemisi olarak değiştirilmiş ve Türkiye'ye satılmıştı.
Bu vapurlarda doğum olduğu zaman beyaz bayrak çekilirdi. Doğan bebeğin hüviyetine doğum yeri vapurun adı yazılırdı. Ordu vapurunda doğmuşsa hüviyetine doğum yeri "Ordu Vapuru" yazılırdı.
Ordu-Giresun-Trabzon kardeş gemilerdi, bembeyazdılar, Ünye'nin tam karşısına kocaman bir kuğu gibi, demirlerlerdi. Samsun tarafından gelenler, fenere doğru dik inerdi, sanki fenerde karaya çıkacakmış gibi yakın geçer birden dönerek limana inerlerdi.
Gemi daha görünür görünmez motorlar hareket ederler, demir atma yerine geldiği zaman onlar da geminin yanında olurlardı. Yolcular vapurun yanından indirilen bir iskele ile yukarı çıkar, yükler ise vinçler vasıtası ile ambarlara alınırdı..
Yükleme ve boşaltma işleri bittikten sonra demir alır, burnunu fener tarafına doğru çevirir, düdük çalıp Ünye'yi selamladıktan sonra yavaş yavaş gözden kaybolurdu. Motorlar geri döner deniz durgun ise açığa demirlenir fırtına veya dalgalı ise karaya çekilirdi.
Hüzünlü Son
Yetmişli yılların başında bu iş Ünye'de bitti, yolcu ve yük taşımacılığının kara yoluna kayması nedeniyle artık gemiler gelmez oldular.
Kadeş, Tırhan, Aksu, Tarı, Güneysu jilet yapılmak üzere sökülmüş, Trabzon, Ordu, Deniz Kuvvetlerine verilmiştir. Ege, İzmir kardeş gemilerdi, biri yandı biri söküldü, Samsun-İskenderun kardeştiler jilet yapıldılar.
Ünye'de motorlar ve mavnalar, zamana yenik düştüler, karada bakımsızlıktan çürüdüler, çoğu sökülerek, motorları hurdacılara, odunları ise çömlek fırınlarında odun olarak yakıldı. Böylece Ünye'de motorlar, vapurlar dönemi kapanmış oldu.
Aslında yazıma Yaşar Kaptan ve Ege vapuru ile ilgili Kadir Tokgöz’ün bana anlattığı çok güzel bir hikayeyi yazmak için başlamıştım ama bize ayrılan yer bitti. Onu da gelecek hafta yazarız.