Başbakan valilere talimat verdi. Dedi ki; “Vali kardeşlerime özellikle söylüyorum. Herhangi bir evde kömür yoksa bu sizin vebalinizedir.”
Bu söze tek bir pencereden bakıldığında, Başbakan’ımızın fakir-fukara, muhtaç-gariban konusunda ne kadar duyarlı olduğunu görülür.
Böylesi bir duyarlılık ta hem inancımızın gereği, hem de vicdanlarımızın görevi olarak toplumsal hayat içinde çok önemlidir.
Bu yönüyle bu açıklama, valilere atılan bu vebal doğru ve yerindedir.
Ama diğer bir penceresi daha var işin… Bu pencereden de bakmak gereklidir. Hatta asıl önemli olan ve bakılması gereken pencere bu penceredir.
Bakın, iki türlü ihtiyaç sahibi insan vardır.
Birincisi eli ayağı sağlam, çalışmaya muktedir olanlar… Diğeri ise hasta, gücü/takati olmayan çaresizler...
Birinci kesimde bulunanlar için en büyük yardım, bu insanların çalışmalarını sağlamaktır. Bunları çalışmaya yönlendirmeyip, cebine Yeşilkart’ı koyar, kömürünü/kumanyasını verir, harçlığını eksik etmezsen bu insanlara kötülük yaparsın. Hem o insana kötülük yaparsın, hem devlete/millete…
Bugün yapılan da budur. Gücü/kuvveti yerinde olan taş gibi insanlar, aile reisleri Yeşilkart ağası haline getirildi.
Geçenlerde, inşaat işi yapan müteahhit bir arkadaşla konuşuyordum. Aynen şöyle dedi: “Arkadaş çalıştırmak için gündelikçi amele bulamıyorum. Bulduklarımı da sigorta yaptırmaya kalkıştığımda, ben sigortalı olmam, olursam Yeşilkart hakkım kaybolur, diyor çalışmıyor. Benim de sigortasız işçi çalıştırmam imkansız, hadi bakalım çık işin içinden.”
Adam devlet bana bakıyor diye çalışmıyor… Alın terini dökmüyor, üretime katkı yapmıyor. Asalaklaştırılıyor, kahvehane kuşu haline sokuluyor.
Şimdi soruyorum, yardım yapıyorum diye böylelerine yapılan yardım ne kadar doğru? Bu insanlara kısa vadede iyilik gibi görünen bu yardımlar aslında kötülükten başka bir şey değildir. Onların geleceği, bu toplumun geleceği nasıl olur da böyle yalan-yanlış yardımlarla kurulabilir?
Adama kafadan yardım etme, öncelikle çalışmaya teşvik et. Çalışsın, aldığı parayla geçinemiyorsa yardımı işte o zaman et. Bir takım sosyal haklarla destekle… Ama sadece çalıştığı takdirde yardım alacağını bilsin. Çalışmadan kesinlikle yardım falan almasın.
Başbakan valilere vebal atarken fakir fukara dediklerinin içinde bunlar, eğer bu Yeşilkart ağaları da varsa, o vebal geçmez.
Valilere atılan vebal sadece hasta, gücü/takati bulunmayan, çaresiz fukarayı sabirinler için geçerlidir/geçerli olmalıdır.
Yoksa, çalakalem her selam verene, her başvurana yardım, yardım falan değildir. Olsa olsa muhalefetin dediği gibi seçim yatırımı, bu yoldan oy kazanma hesabı olur.
Toplum maalesef iyiden iyiye bu işe alıştırıldı... Çalışmadan almaya, bu yolla geçinmeye, Yeşilkart ağalığına şartlandı. Ver yardımı, al oyu diyor. Bu iş artık “Al gülüm, ver gülüm” olmuş.
O nedenle “Daha çok yardım yapın” diyen Başbakan’ın partisi daha çok oy alır. Yardıma karşı çıkan, buna seçim yatırımı diyen muhalefet partileri ise sözlerine boğulurlar. Zaten öyle olmuştu, yine öyle olur.
Böyle tezat, çarpık sistem üzerine kurulu bu toplum ne zaman fakirliği yener, zengin toplum olur? derseniz…
O çok zor… Ben geri kalan ömrümde görebileceğimi sanmıyorum.