(Derinliği Olmayan Şehirler)
Terme ve Fatsa çocukluğumdan beri sevdiğim iki komşu kasabadır.. Terme çocukluk sevgilimin oturduğu Fatsa, çocukluk sevgilimin gelin gittiği şehirdi. Her pazar bisiklete atlar gider akşama geri dönerdim. Terme biraz uzaktı bir keresinde yolda lastiğim patlamıştı...
Kara gözlü sevgilim pazar günleri geleceğim saati bilir, tahıl pazarının karşısındaki ahşap evlerinin cumbalı odasında tül perdenin arkasında beni beklerdi.
Ben hep aynı saatte evin önünden geçer biraz ilerideki caminin yanındaki çınarın altında oturur beklerdim.. Biraz sonra gelirdi. Oturur konuşurduk, dolaşamazdık, Terme ufak yerdi görürlerdi.. Sonra annem arar der giderdi..
Tekrar o yıllara geri dönmek mümkün olsaydı.
Bu yazıyı yazarken, yazı işleri müdürümüz Hacer hanım kızım, Hacer Çoşkun ne yazdığımı sordu..
Biraz nostalji yazdım dedim..
“Ben de Yalova’da evimizin bahçesinde uğur böceklerini toplardım, uğur böcekleri ne kadar çok olursa o kadar uğur getireceklerini sanırdım.” Dedi.
Çocukluğumun anılarla dolu bu komşu kasabalarına, yayına hazırladığımız bir dergi için son haftalarda sık gittim. Bu iki kasabanın şehircilik çalışmalarında aldığı mesafeyi görünce hayrete düştüm.
Terme ve Fatsa beni çok şaşırttı..
Harika şeyler yapmışlar..
Fatsa’ya şehrin içinden geçen yol yakışmış ve deniz kenarına yaptıkları park, ileri şehircilik anlayışının ürünü.. Fatsa eskiden de kültür düzeyi yüksek, ekonomisi sağlam bir yerdi.Aynı değerlerini korumuş.. Derinlemesine uzanan caddeler, akıllı çalışmalar. Şehrin bir derinliği oluşmuş.. Bunu Terme’de de gördüm. Ünye’nin bu derinliği yok. Bizim bir sahil şeridimiz üç tane de caddemiz var.. Belediye Caddesi, Hükümet Caddesi ve Niksar Caddesi.. Derinlemesine geniş bir caddemiz yok. Özellikle Terme’de şehre derinlik veren geniş caddeler açılmış..
Bizim şehircilik adına yapabildiğimiz bir tek meydan var. Ne yarılan yeni bir cadde, ne bir bulvarımız ne de şehir parkımız var. Şehir parkı yazın çaycının işgalinde kışın da mezbelelik ve köhnemiş olarak duruyor.
Şimdi bu yazıyı yazdığım için bana kızacaklar..
Belediyedeki arkadaşlar yaptıkları ve yapacakları işleri delik delik saklıyorlar. Kamu oyu ve basınla paylaşmıyorlar. Ne tarihe bakıyorlar ne kültüre ne uyuma.. “Uysa da yaptım uymasa da” mantığı ile kendi başlarına, işler yapıyorlar.
Fatsa’nın ve Terme’nin geniş ve derinlemesine caddeleri, ırmak kenarı düzenlemesi güzel olmuş.. Teknosa, Mado ve Carrefor gibi firmaların şubeleri Fatsa’ya bir şehir havası katmış.. Bu firmaların buraya gelmeleri bir şeylerin göstergesi olsa gerek..
Neden Ünye’de yoklar?
Termenin saat kulesi başlı başına bir güzelliğin yansımasıdır.
Kar ve şehirler
Uzun yıllar sonra Ünye’yi karlı gördüm. Yurt dışında bulunduğum İsviçre’de Zürich, Almanya Hannover, Avusturya’da Viyana, Fransa’da Paris, karı bol Avrupa şehirleri idi.
Ünye’de geçen hafta yağan karda belediyenin şehre zamanında müdahalesi gecikti. Ertesi gün bütün cadde ve sokaklar yaya kaldırımlar, meydan ve her yer buz tuttu.. İnsanlar yürüyemez oldular.. Akşam bir kamyon, Çınar Marketin önündeki dolmuş durağına birkaç kürek kum attı. Vatandaş kendi imkanları ile dükkanlarının önünü temizledi.. İnsanlar kafasını gözünü kırmamak için epeyi dans etti yollarda. Galiba Ünye’de kış-kar çalışması gibi bir adet yok dedim.
Ünye belediyesi karın altında kalmıştı..
Başkan da bırakıp gitmişti..
Üçüncü gün de değişen bir şey yoktu. Dördüncü gün karları meydana öbek öbek yığıp bıraktılar.
Fatsa ne yaptı biliyor musunuz? Daha ilk gün bütün ana caddeleri yaya kaldırımları temizledi.. Avrupa şehirlerindeki gibi karları kamyonlara yükleyip taşıdılar.. Şavşat’ta bile bu işi Ünye’den iyi yapıyorlar. Avrupa’ya gitmeye gerek yok..
Biz büyük bir şehiriz bizim de yapmamız gerekirdi..
Geceden meteoroloji kar geleceğini bildirmişti.. Ertesi sabah kar timi hazır bekletilmeli daha vatandaş sokağa çıkmadan kaldırımlar ve yürüyüş yolları ve caddeler açılmalıydı.. Buzlanmaya karşı yollara ve kaldırıma tuz ve kum dökülmeliydi. Şehir içindeki karlar kamyona yüklenip götürülmeliydi.. Bütün bunları akıl etmek için Avrupa’da yaşamak gerekmezdi..
Şavşatlılar Avrupa’da yaşamadılar..