Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye’de Ekonominin Lokomotifleri - 11 HASMOB’la çizginizi belirleyin!
Ünye’de Ekonominin Lokomotifleri - 11 HASMOB’la çizginizi belirleyin!
10 Aralık 2016 Cumartesi 18:05
Ünye’nin ekonomisini canlandıran, sektöründe lider, öncü ve örnek kurumlar haline gelen, diğer yönden sektörlere yeni adım atarak taze kan getiren genç girişimlerin de içinde bulunduğu bir nevi şehrin lokomotif görevini üstlenen değerlerini röportaj dizin

İşte Hasan Çolakoğlu ile Ekonominin Lokomotifleri röportajı…


 


* Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?


Ben Hasan Çolakoğlu, HASMOB Orman Ürünleri Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanıyım. 1968 yılında Ünye’de doğdum. İlk ve orta öğrenimden sonra 1985 yılında Ünye Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun olduktan sonra ticaret hayatına atıldı.


* Ünye’de kaç yıldır ticari faaliyet yürütüyorsunuz, mobilya sektörüne girişiniz nasıl oldu?


1985–1991 yıllarında serbest piyasada mobilya eğitimimi geliştirmek için atölyelerde çalıştım.1991 yılında Ünye’de Fevzi Çakmak Mahallesi’nde çalışan küçük bir mobilya atölyesini satın aldım. Kardeşlerimle birlikte çalışmaya başladık ve bugünlere geldik.


* Kaç metrekare alanda, kaç personelle faaliyet gösteriyorsunuz?


Firmamıza ait olan Çatalpınar Mahallesindeki 1000 m2 kapalı, 800 m2 açık olan tesisimizde 20 personelle hizmet veriyoruz


* Nasıl bir hedefle yola çıkmıştınız ve hedefinize ulaştınız mı? Şuan ki yeni hedefiniz nedir?


Hedefimiz hep ‘BEN YOK, BİZ VARIZ. BİZ GÜÇLÜ, BAŞARILI, YENİLİKÇİ, BİLGİLİ, ATILIMCI BİR EKİBİZ’ sloganı ile ileriye dönük, çağdaş dünyadaki yenilikleri takip ederek, müşterilerimizin yenilik adına istediği birçok altyapıyı işyerimize getirdik ve müşterilerimize beğenisine sunduk.


Mobilya sektöründe başarılı olmak ve bölgemizde lider bir işletme olmak için kendimize bir hedef belirledik. Hedefimize ulaşmak için çok çalışıyoruz. Müşterilerimizin istek ve talepleri doğrultusunda günün getirdiği yenilikleri ve teknolojileri işletmemizde müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz.


* Faaliyet gösteren meslektaşlarınıza ve işe girmek isteyen girişimcilere tavsiye ve önerileriniz nelerdir?


Benim sizlere girişimcilik adına üç önemli önerim var; yaptığınız işinizi sevin, yaşadığınız evinizi ve ailenizi sevin, yaşadığınız bölgeyi ve memleketinizi sevin.


Yaptınız işi sevin çünkü iş hayatına girerken hedeflediğiniz başarıyı ancak kişiliğinize en uygun mesleği seçmekle olur. Bunun için ise insanın önce kendisini tanıması gerekir. Neden mi? Çünkü bu seçtiğiniz mesleği belki en az 40 yıl boyunca yapacaksınız. Bundan dolayı mutlu olacağınız, sevgiyle büyüteceğiniz bir meslek olmalı. Yeniliklere daima açık olun. Sürekli okuyun. Ne okuduğunuz önemli değil. Bu gazete olur, dergi olur, kitap olur hiç fark etmez. Çünkü insan beyni sürekli kendini yeniler ve yeni bilgiler ister. Okuyarak ve araştırarak sizlerden daha bilgili olan insanların deneyim ve tecrübelerine kolayca ulaşırsınız. Kendinizin mükemmel olmadığınızı kabul etmekten korkmayın. Ama başarıyı yakalamak için azimle ‘bende yapabilirim’ deyin. Şahsen ben bir üniversite bitirmedim. Ama hayat tecrübemle birçok üniversite bitirmiş başarılı, varlıklı kişilerin isteklerini anlayarak onların istediği ve arzuladığı ürünleri kendilerine kazandırdık. Belki de onlar benim üniversite bitirmediğimin farkına varamadılar. Bunun nedeni bence diploma değil, çok okumak, araştırmak, yenilikleri takip etmek. Kısacası işinizi geliştirmede beceri ve tecrübeleri bir arada harmanlamak çok önemlidir.


Ailenizi sevin diyorum. Çünkü başarılı insanlar düzenli ve sevimli aile yapısında daha başarılı olur.


Yaşadığınız bölgeyi sevin. Çünkü küçük yerlerde büyük işler yaparak daha çok takdir toplarsınız. Bölgemizin de kalkınmaya ihtiyacı var. ‘Büyük işler büyük şehirlerde olur’ diye düşünmeyin. Artık iletişim dünyasında bilgiye ulaşmak çok daha kolay. İnternet sayesinde bilgiye ulaşmak hatta ülkenin her köşesinde ticaret yapmak mümkün.


- Sektörün gelişimi için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?


Mobilya sektöründe 25 yıldır hizmet vermekte olan işletmemiz, büyüme, gelişme ve yenilikçilik anlamındaki arayışını sürdürürken, bu konuda ciddi ve gerçekçi projelere destek veren Avrupa Birliği Projesi’ne kendisini kabul ettirmeyi başarmıştır. Firmamız bu atılımla, kapasitenin arttırılması, hızlanması ve üretim kalitesi ile bölgemizde daha geniş bir çevreye hitap ederek, gelişimini sürdürmeye devam edecektir. Firmamızın, Avrupa Birliği TR-90 Düzey 2 Bölgesi Kalkınma Programı kapsamında hazırlamış olduğu ‘Makina Alımı, Kurumsallaşmak, Kalite ve Verimliliği Arttırmak’ konulu projemiz desteklenmeye değer bulunmuştur. Bu proje kapsamında firmamızın yeni aldığı ileri teknoloji ürünü makinelerle, bölge ekonomisine katkıda bulunmak, istihdam oluşturmak ve rekabet edebilir hale gelmek amaçlanmıştır. Kurulamamış olan toz emme sistemi ile çevreyi ve insan sağlığını düşünerek, çevre kirliliği oluşturacak etmenler minimuma indirilmiştir. Bu husus yine personel sağlığı konusunda da önem arz etmektedir. Ayrıca, yine uygulayacağımız ISO 9001-2000 Kalite Yönetim Sistemi ile, üretimde kalite sağlamak ve müşteri memnuniyeti konuşunda yeni açılımlar gerçekleştirdik Üretimde kalite, sağlamlık ve estetiğiyle müşterilerimizin beğenisini kazanan firmamız bu proje ile hedeflerine ulaşma konusunda önemli bir adım atmıştır. Ayrıca KOSGEB destekli 2016 yılı Kobi Proje destek programı kapsamında ‘’HASMOB MARKASINI PAZARA SUNUYOR’’ olan projemiz şu an yürütülmektedir. Proje kapsamında HASMOB marka bilinirliliğinin arttırılması, kurum teknik alt yapı ve buna bağlı yazılımlar ile satış, pazarlama, personel niteliğinin arttırılması hedeflenmektedir.


* Mobilya sektöründe Ünye dışında hizmet sunduğunuz il veya ilçeler var mı?


Firmamız Ünye dışında bölgemize, ülkemize hatta talep olduğunda yurtdışına da ürün üretmektedir.


*Ne tür ürünler üreterek hizmet veriyorsunuz?


Şirketimizin esas üretimi mutfak, kapı, vestiyer, elbise dolabı, yatak dolabı, genç odaları, yatak odaları, banyo dolabı, işyeri dekorasyonları, ahşap cami kapıları v.b. gibi ürünlerdir. Son zamanlarda şirketimiz daha çok dekorasyon üzerine yoğunlaşmıştır.


* Sektörde karşılaştığınız sorunlar nelerdir?


Sektördeki en önemli sorunumuz kalifiye eleman eksikliği ve organize sanayinin olmamasıdır. Her meslek grubunda olduğu gibi mobilya imalat sektöründe de eleman bulmak gitgide daha da zor olmaktadır. Diğer bir sorunumuz da şehrimizde organize sanayinin olmamasıdır. Organize sanayinin olamaması bizim dar bir alanda ürün imalatı yapmaya çalışıyoruz. Bu da ihtiyacı karşılamamaktadır.


* Mobilya sektöründe gördüğünüz eksiklikler nelerdir, bu eksikliklerin giderilmesi için ne olması gerekiyor?


Tasarım ve AR-GE: Yıllardır kalite ve tasarım üstünlüğü yerine ucuz fiyatla çeşitli pazarlarda tutunmaya çalışılmasından hareketle, mobilya sektöründe aranılır markalar olabilmek ve Türk mobilya sektörünün hak ettiği şekilde diğer ülke pazarlarından pay alabilmesi için tasarıma ağırlık verilmesi gerekmektedir. Dünya pazarında ülkelerin rekabet gücünde en etkili rol modern tasarıma verilen önemdir. Türkiye’de mobilya üretimi, ihracat rakamları bağlamında arzu edilen konumda değildir. Bunun başlıca nedenleri arasında modern tasarımlı mobilyaların üretilmemesi gelmektedir. Tasarım, bireysel beklentilerden sosyal beklentilere, milli beklentilerden uluslararası beklentilere, pazarlamacılardan üreticilere ve daha önemlisi çevresel beklentilere kadar sayılabilecek her alana cevap veren ve aynı zamanda sosyal, kültürel, siyasi etkinliği olan bir güçtür. Çünkü tasarım dünyayı hareket ettirme açıkçası yönetme güç ve yeteneğine sahiptir. Tasarımın, gelişmiş ülkelerdeki anlamlı önemine karşın, Türkiye’de imalat sanayiinde rol ve öneminin etkin olmadığı söylenebilir. Ancak 2000’li yıllardan itibaren sektöre aktif bir şekilde katılan büyük ölçekli firmaların tasarımı kullanmaları ve yönetmeleri markalaşmalarına yardımcı olmuştur. Türkiye’nin endüstriyel tasarıma önem vermesi ve ürünlerin hukuksal boyutta korunurluğuna yönelik önlemler alması gerektiği her fırsatta vurgulanmalıdır. Diğer taraftan, tasarımın geliştirilmesine ve tasarımın sektör için önemine dikkat çekmeye yönelik faaliyetlerin tüm kurum ve kuruluşlarca desteklenmesi sektörün gelişimi ve hak ettiği yere ulaşması açısından büyük önem taşımaktadır.


Markalaşma: Her ülke sahip olduğu markalar kadar güçlü ve her sektör tasarım yeteneği kadar rekabetçidir. Sektörün öne çıkan üreticilerinin marka olgusuna verdiği önemi ve yaptıkları yatırımı orta ve küçük ölçekli firmaların da yapmaları gerekmektedir. Türkiye mobilya sanayicilerinin temel misyonu, Türk mobilya marka ve ürünlerinin olgunlaşmasını sağlamak ve dünya standartlarına uygun, kaliteli ve özgün tasarımlı mobilyalar ile rekabetçi fiyatlara sahip olan “Türk Mobilyası Kimliği” ile marka oluşturmak olmalıdır. Marka oluşumu firmalar ve devlet tarafından teşvik edilmeli, markalaşma ödüllendirilmelidir.


Sermaye Yetersizliği: Türkiye’de mobilya imalat sektörünün büyük bölümü KOBİ’lerden oluşmaktadır. Sektörün temel sorunu, sermaye yetersizliği ve kredi maliyetinin yüksekliğidir. İşletmeler para piyasalarından, özellikle ticari bankalardan uygun koşullarda kredi temininde zorlandıklarından, faaliyetlerini genellikle öz kaynaklarından finanse etmektedirler. Bunun bir sonucu olarak, sürekli işletme sermayesi sıkıntısı yaşanmaktadır. Türkiye’de KOBİ’lere kaynak sağlayan yeni finans kuruluşları ile kredi miktarlarının artırılması sektöre önemli katkılarda bulunabilir.


Uzman Çalıştırma: Büyük oranda KOBİ’lerden oluşan Türkiye mobilya sektörü aile şirketi biçiminde çalışan ve aile üyelerince yönetilen bir yapıya sahiptir. İşletmelerde, profesyonel yönetici ve kalifiye iş gücü oranı düşüktür. İşletmelerin gerek muhasebe gerekse girdi, çıktı ve satış kayıtları sağlıklı tutulamadığından durum analizi ve stratejik planlama yapılamamaktadır. Bu bakımdan, işletme sahiplerine ve ortaklarına yönetim, finans, pazarlama vb. konularda eğitim vermek amacıyla seminerler düzenlenebileceği gibi, tasarım, üretim ve işletme konularında uzman kişiler çalıştırmaları önerilebilir.


Deneyim Eksikliği: Türkiye’de mobilya endüstrisi büyük ölçüde iç pazara yönelik çalıştığından dış piyasalar hakkında yeterli deneyim ve bilgiye sahip değildir. Geleneksel işletme yöntemleriyle çalışan bu işletmeler, uluslararası pazarlara açılmaktan ve rekabet etmekten kaygı duyduklarından gelişme gösterememektedirler. Bu nedenle, işletmelere dış pazarlara ait bilgilerin ulaştırılması, bu pazarların tanıtılması, uluslararası sergi ve fuarlara katılmalarının teşvik edilmesi gerekmektedir.


Fiziki Yetersizlik: Şehir içlerinde düzensiz, dağınık ve uygun olmayan mekanlarda imalat yapan firmalar bu bakımdan sıkıntı içindedir. Uygun fiziki şartların sağlanması için planlı proje ve altyapısı tamamlanmış küçük sanayi siteleri (KSS) ve organize sanayi bölgeleri (OSB) oluşturulması sektörün gelişimine fayda sağlayacaktır. Bu gibi faaliyetlerin yaygınlaştırılması, mobilya üreticilerinin bir arada bulunmalarını sağlayarak; eğitim, know-how paylaşımı, kalite geliştirme vb. programlarından yararlanmaya imkan vermesi açısından önem taşımakta ve uzmanlaşmaya yardımcı olmaktadır.


 Kayıt dışılık: 1980’lerden sonra Türkiye’deki ekonomik ve sosyal gelişmeler özellikle büyük metropollerde kaliteli, fonksiyonel, çağdaş konfor anlayışına uygun mobilya taleplerini artırmış ve sektöre ivme kazandırmıştır. Türkiye’de çoğu küçük atölyelerden oluşan 65 bin civarında mobilya imalat ve satış noktası olduğu kabul edilmekte, ancak kayıt dışılık nedeniyle sayı tam olarak bilinememektedir. Kayıt dışılık oranının %50–60 kadar olabileceği tahmin edilmektedir. Bu nedenle, sektörde garanti belgesi, fatura v.b. denetimler yeterince yapılamamakta, kapasite kullanımı, ölçeksel imalat envanterleri çıkarılamamaktadır. Sektörde kayıt dışı ticareti önleyici tedbirler öncelikle alınmalı ve denetimler sıklaştırılmalıdır. Kayıt dışı ticaret, kurallara uygun çalışan firmaların gelişimini ve rekabeti olumsuz etkilemektedir.


 Vergiler ve Teşvikler: İhracatta sağlanan başarılı sürecin gelişerek devam ettirilebilmesi bakımından, firmaların yatırım ve ihracat teşviklerinden yaygın olarak yararlanmaları için finans araçlarına ulaşımları kolaylaştırılarak üretim ve ihracat kapasiteleri artırılmalıdır. 


SSK Primleri: Türkiye’de SSK Primlerinin yüksek oluşu rekabeti olumsuz etkileyen diğer bir faktördür. Bu uygulama kayıt dışılığı artırmaktadır. Bu nedenle, SSK primleri uluslararası uygulamalar ve ülke gerçekleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.


 Enerji Fiyatları: Türkiye’de enerji fiyatları rakip ülkelere göre yüksektir. Üretimi ve ihracatı teşvik etmek bakımından enerji fiyatlarıyla ilgili düzenlemeler yapılması zorunlu görülmektedir. Mevcut şartlarda sektörün rekabet gücü kırılmaktadır.


 Pazarlama: Mobilya sektöründe pazarlama ve iletişim konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Sektörün ağırlıklı olarak KOBİ’lerden oluşması nedeniyle mevcut imkanlarla yürütülmeye çalışılan pazarlama faaliyetleri dış piyasalarda yetersiz kalmaktadır 


İletişim: Bilgi çağında en önemli faktör bilgi ve iletişimdir. İnternet kullanımının tüm dünyada büyük bir hızla yaygınlaşması, son yıllarda elektronik ticaretin önem kazanmasına yol açmıştır. Özellikle, ticaret ve destek hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle yurtdışına açılma imkanları kısıtlı kalmaktadır. Bu bağlamda etkili bir iletişim ağı kurulması önem taşımaktadır.


 Üretim Teknolojileri: Türkiye mobilya sektörünün genelde küçük ölçekli firmalardan oluşması ve zanaat geleneğini devam ettirmesi fark yaratan bir üstünlük olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, zanaatkarların bilgi ve tecrübelerini gelecek kuşaklara aktarmaları sağlanmalıdır. Bununla birlikte, seri üretim/otomasyon teknolojilerine de önem verilmeli, seri üretim yapan firmaların belli konularda uzmanlaşmaları sağlanmalı ve yeni üretim teknolojileri kullanmaları teşvik edilmelidir. Kalifiye iş gücü oluşumu bakımından meslek okullarına görev ve sorumluluklar verilmelidir. Ayrıca, üretim teknolojilerinin geliştirilmesi için sanayi kuruluşları çağdaş yeni ürünler üretilmesi, standardın yükseltilmesi, maliyet düşürücü ve kalite yükseltici yeni tekniklerin uygulanması, yeni teknoloji geliştirilmesi veya yeni teknolojilerin ülke koşullarına uydurulması konularında AR-GE faaliyetlerine önem ve öncelik vermelidir.


 Müşteri Memnuniyeti: Mobilya yaşam döngüsünde, mobilyayı kullanan iki kullanıcı vardır; bunlardan birincisi ihtiyacına cevap arayan “kimse”, ikincisi ise doğal kaynaklarından faydalanılan “dünya”dır. Ürün yaşam döngüsü süreçlerinde her iki kullanıcıyı da memnun edecek özelliklerde mobilyaların üretilmesi önemlidir. Bu nedenle, ürün oluşumunun ilk süreçlerinden son kullanım alanlarına ve geri dönüşüm süreçlerine kadar etkili ürün oluşum sentez ve analizlerinin iyi yapılması gerekmektedir.


 Örgütlenme: Sektörü alt sektörler bazında temsil eden ev, ofis, mutfak mobilyaları gibi dernekler ve odalar bulunmaktadır. Ancak, sektörün tamamını tek bir kuruluşta temsil eden bir yapılanma maalesef mevcut değildir. Dolayısıyla, Türkiye’deki mobilya sektörünün bahsedilen kuruluşların üzerinde yeni ve etkin bir yapılanmaya ihtiyacı vardır.


 Eğitim: Küreselleşmenin getirdiği liberalleşme eğilimlerinin hız kazanması, sermayenin serbest dolaşımındaki artış, ticaretin serbestleşmesi, ürün niteliklerinde uluslararası standart aranması sonucu; üretim ve hizmet sektöründeki çeşitlenmeler, sanayinin ihtiyaç duyduğu kalifiye teknik insan gücü niteliğindeki gelişme ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Türkiye mobilya sektöründe ağırlıklı olarak yer alan küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğunluğu teknolojik düzey ve kalifiye teknik eleman yetersizliği sorunu yaşamaktadırlar. “Mobilya ve Dekorasyon Eğitimi” veren okullarda teknoloji eğitiminin güncelleştirilerek kalitesinin artırılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bunlara ilaveten mobilya endüstrisinin yoğunlaştığı bölgelerde “Modern Tasarım” eğitimi veren okulların açılması sektörün gelişimi için hayati önem taşımaktadır. Sektörde üniversite–sanayi işbirliğini sağlayacak mekanizmaların oluşturulması, bu kapsamda yapılması önem taşıyan etkinliklerden biri olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, hizmet içi eğitim programları ile gelişen teknolojiyi takip etme konuları gündemde yer almalıdır.


Nakliye ve Ambalaj: Satılan mobilyalar alıcıya sağlam ve eksiksiz olarak ulaştırılmalıdır. Demonte paket mobilya üreten firmalar haricindekiler (özellikle ihracat yapanlar), ürünlerinin farklı ölçülerde olması ve ihraç edilecek ürün adedinin az olması nedeniyle gerektiği gibi ambalajlama yapamamakta, dolayısıyla ambalajları oluklu karton ve havalı naylon ile sınırlı kalmaktadır. Mobilyaların alıcıya sağlam ulaşması için kullanılan kolileme sistemi, koli adet/birim fiyat oranı göze alındığında, seri üretim yapan firmalar haricinde uygulanmamaktadır. Markalaşmanın gerektirdiği ürün paket tasarımı disiplininde ambalajlamanın yapılması sektörün rekabeti ve güvenilirliği için önem taşımaktadır.


 


 Sektörün Envanterinin Bilinmemesi: Mobilya sektörünün envanterinin bilinmemesi, sektörün kendi içinde işbirliğinin ve iş paylaşımının tam sağlanamamasına sebep olmaktadır. Bu nedenle kapsamlı bir envanter çalışmasının başlatılmasının da faydalı olacağı düşünülmektedir.

Bu Haber 772 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Röportaja Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.