|
|
Anaokulları, yemek içmek kadar gereklidir
6 2010 Pazartesi 10:18
Dilek Olgun'un röportajı
Prof. Dr. Ayşe Yalın kimdir?
1945 yılında Ünye/Ordu’da doğdu. İlköğretimini Ünye Anafarta İlkokulu’nda, orta ve lise öğrenimini TED Ankara Koleji’nde 1964 yılında tamamladı.1969 yılında H.Ü. Psikoloji Bölümünden Psikoloji lisans, 1971 yüksek lisans ve 1980 yılında Klinik Psikoloji doktora derecelerini,1986 yılında Doçent ve 1995 yılında ise Profesör unvan ve yetkisini aldı.
1985 yılında Kanada (Ottowa), 1993 de ise ABD (Berkshire Aile Tedavi Merkezi) Aile Tedavisi eğitimini aldı.
Meslek yaşantısına 1972 yılında H.Ü. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalında başladı,1977 yılında çalışmalarına A.Ü. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Anabilim dalında sürdürdü ve 2001 yılında aynı üniversiteden emekli oldu.
1999 yılında Marmara bölgesinde meydana gelmiş olan depremden sonra felaketzede çocuklar ve aileleri için UNİCEF-MEB tarafından hazırlanmış olan psikososyal okul projesinde uygulamacı, eğitici ve danışman olarak bölgede çalıştı.2005 yılına kadar projenin tüm yurda yaygınlaşması çalışmasında yer aldı. 50’nin üzerinde bilimsel yayını olan Prof. Dr. Ayşe Yalın evli ve iki çocuk annesidir. Mesleki çalışmalarına Madalyon Psikiyatri Merkezi Aile ve Çocuk Ruh Sağlığı Bölüm Başkanı olarak devam etmektedir.29 Ekim 2008’de Ünye’de Haznedar Anaokulunu açtı.
Okul öncesi eğitimin önemi
2010-2011 eğitim öğretim döneminin başlayacağı bu günlerde okul öncesi eğitimin önemine ilişkin Prof. Dr. Ayşe Yalın’la röportaj yaparak, eğitimin küçük yaşlarda başlamasının çocuğun gelişimine etkilerini değerlendirdik.
Ünye Haznedar Gündüz Bakımevi kurucusu Prof. Dr. Ayşe Yalın “Okul öncesi eğitimin ve anaokullarının yemek içmek kadar gerekli” olduğunu vurguladı.
Ünye Kent Gazetesi: Okul öncesi eğitime başlama yaşı kaç ve sizce bu yaş sınırı kaç olmalıdır?
Eğitim için 7 yaş çok geç, gerçekten de öyle. Anaokulu şart. tıpkı yemek içmek gibi.
Okul öncesi eğitime başlama yaşı ailenin ihtiyacına göre değişiyor. Örneğin bazı aileler 1 yaşını bitirdikten sonra çocuklarını kreşe veriyorlar. Yani ailelerin gereksinim duydukları yaştan itibaren kreşlere verdiklerini görüyoruz.
Ne zaman başlaması gerektiği konusunda benim düşüncemi soruyorsanız, bence bir çocuk 3 yaşına kadar evde ve birebir ilişkiyle büyütülsün istiyorum. Çünkü 3 yaşına kadar çocukların güvenli ilişki, bağlılık, özerklik açısından evde alacakları eğitim çok önemli diye düşünüyorum. Ama 3 yaşından sonra, çocukların mutlaka sosyalleşebilmesi, atılmış olan o güven çekirdeklerinin daha sağlam olabilmesi için kreşlere ve anaokullarına verilmesi gerekir bu çocuk adına önemlidir. Çünkü artık 21. yy çocuklarının 3 yaşından sonra evde ve birebir eğitilmesi mümkün değil. Bu çağ çocuğu, çok fazla uyarıcıyla yetişiyorlar ve donanımlı zengin çocuklar. O yüzden de mutlaka anaokuluna vermek lazım. Çok önemli bir yaştır 0-6 yaş.
Çocuğun ruhsal, zihinsel, duygusal hangi açıdan söylerseniz söyleyin büyümeye en çok açık ve bilgileri en çok alabileceği yaş o yaştır. Hani diyorlar ya 7 geç, gerçekten de öyle. Çocuğun kimlik, gelişimi için bu yaş çok önemlidir ve anaokulları da bu yaş için çok gereklidir.
Ülke geneline bakıldığında Ünye’de okul öncesi eğitime önem veriliyor mu ve bunun ortalaması sizce nedir?
Tahmin edemeyeceğiniz kadar iyi. Şöyle söyleyeyim, Ünye’de bu kadar anaokulu olduğunu tahmin etmiyordum. Bu kadar kaliteli hizmet verildiğini de dolayısıyla tahmin etmiyordum diyebilirim. Çok güzel anaokulları var, çok iyi hizmet veriliyor ve bu da çok onur verici bir durum gerçekten. Ben Ankara’dan gelen misafirlerimin de şaşırdığını görüyorum. Çünkü bu boyutta bir ilçede bu kadar anaokuluna yatırım yok genelde.
Bu da gösteriyor ki biz Ünyeliler olarak çocuklarımıza çok değer veriyoruz. Yani onların çok iyi yetişmesi için çok uğraşıyoruz. Bunu da çok erken yaşlarda başlatıyoruz. Anneler evde oldukları, çalışmadıkları halde en az yarım gün çocuklarını anaokuluna veriyorlar. Bunu çok takdir edilecek bir durum olarak değerlendiriyorum. Ünye bence anaokulu hizmeti açısından çok donanımlı bir şehir. Tabi ki eksiklerimiz yok değil, mutlaka var onları da zaman içinde hallederiz diye düşünüyorum.
Anaokullarıyla kreşin birbirinden farkı nelerdir?
Kreş dediğimiz zaman 0 yaştan itibaren yani çok erken yaşlardan itibaren, anaokulu ise daha çok 5 ve sonrası yaş çocukları için yani okul öncesi sınıfları içermektedir.
Özel kreşler, özel gündüz bakım evlerinde de 6 yaş çocuklarının gittiği anasınıfları var, ne kadar doğru bir bilgi bilemiyorum ama, insana keyif veren bir olay var, ilkokulların anasınıflarının hem 5 hem de 6 için düzenleneceği söyleniyor. Ve bu çok hoş bir haber.
Ancak, tam gün eğitimi, bir başka deyişle 7 saatlik eğitimine bu yaş çocuklarının nasıl uyum yapacağı da sorgulanması gereken bir durum ve tabi o çok önemli. Dolayısıyla okulların anasınıflarındaki eğitimcilerin çok donanımlı olması lazım. Eğitim verilen koşulların çocuklara çok uygun olması lazım. Tek sınıfta 30 kişi 40 kişi olduğu zaman eğitim kalitesinin ne olacağı düşündürücü… Biraz tabi sıkıntılı bir durum. Bana kalsa anasınıflarını 10 kişiden daha fazla yapmam. Çünkü onların birebir ilgiye gereksinimleri var. İlkokula hazırlanmaları için o ilişkinin sağlıklı kurulması lazım. 30 kişilik bir anasınıfında bunun kurulabilmesi bir soru işaretidir. Kurulamıyor demiyorum, mutlaka kuran da vardır ama bu zor. Dolayısıyla anasınıfları madem Milli Eğitimin eğitim sistemi içerisine sokuldu ve çokta iyi oldu kaliteli olmasını da bekliyoruz doğrusu.
Kreşler Anaokulu için önemli mi?
Kreşler anaokuluna çocuk yetiştiriyor. Kreşlere gelen diyelim ki 3 yaşında, 2,5 yaşında, 4 yaşında bir çocuk artık yavaş yavaş aileden sağlıklı ayrılmayı öğreniyor. Kendi başına okulda, başka bir ortamda kalabilmeyi öğreniyor. Dolayısıyla da ilkokula çok daha rahat ve çok daha keyifli gidebiliyor. Ve okullar o zamanda cazip yerler haline gelmeye başlıyor. Çünkü düşünebiliyor musun kendine güvenen, sağlıklı kendi getirdiklerine güvenen donanımlı bir çocuğun ilkokula başlaması nerede, evden çıkarılıp ilkokula başlayan çocuk nerede. O açıdan kreşler çok önemli. Arkasından anasınıfları ve arkasından ilkokul. Çok önemli diye düşünüyorum.
Anaokullarında öğrencilere verilen temel bilgiler nelerdir?
Hem Milli Eğitim Bakanlığı’nın hem de sosyal hizmetlerin internet sitelerine girdiğimiz zaman kreşlerde ve anaokullarında verilebilecek eğitimler orada çok güzel belirlenmiş. Şöyle söyleyeyim bir çocuğun sosyal gelişimi için etkinlikler, dil gelişimi için etkinlikler, motor gelişimi için etkinlikler, arkadaş ilişkisi için etkinlikler bütün bunlar tariflenmiştir. Ve siz o tanımlara ve beklentilere uygun programlar yaptığınız zaman çocuğa bilişsel, motor, sosyal ve duygusal açıdan zengin ve donanımlı bir eğitim verebilirsiniz.
Ancak kendine güvenen, yetilerine güvenen, ben güvenilir bir çocuğum kavramını geliştirebilmek için de bu programlara ek başka etkinlikler yapmak lazım diye düşünüyorum.
Örneğin yeni bir dil öğretmeye başlamak lazım gerekir, çünkü 3 yaşından sonra çocuklar artık Türkçeyi öğrenmiş oluyor. Yeni bir dili kulağına kar suyu akıtır bir biçimde verilmesi uygun olur. Sanat ve müzik eğitimi vermek lazım, Türk Klasikleri, Batı Klasiklerini tanıtmak, dünya medeniyetlerini anlamak, öğrenmek açısından önemlidir.
Doğayı tanıtmak lazım, doğayla iç içe çalıştırmak lazım, Şunu söyleyebilsin çocuklar; ben doğaya ve doğa şartlarına hakim olabiliyorum, etrafta neler olup bitiyor bilebiliyorum. Bilimsel sorular sormaya açık bir zihin sahibi olma ve bu becerilerle büyüme çok önemli. Yani çocuğa neden, niçin, ne zaman, nasıl gibi bilim adamının sorabileceği soruları sorma becerisini kazandırmak lazım. Yani kareyi, yuvarlağı, sayıları öğretmenin yanı sıra da sorgulayan, eleştirebilen yani eleştirel düşünce sahibi, soru soran çocuklar yetiştirmek lazım. Bunun içinde tabi ki başka etkinlikler gerekiyor diye düşünüyorum.
Bilinen ve tanınan bir öğretim üyesisiniz. Bu kadar kariyer ve donanımın ardından Ünye’ye geldiniz, Ünye’de gündüz bakım evi açma fikri aklınıza nerden geldi, özel bir nedeni var mı?
Bunun nedeni basit, eğer iyi bir donanıma sahipsem ve bunu hissediyorsam bu donanımımı evin içinde tüketmenin bir anlamı yok. O zaman bir yere akıtmak lazım. Akıtabileceğim en iyi yer Ünye. Çünkü benim doğduğum, büyüdüğüm yer Ünye. Benim bugün burada olmamın sebebi Ünye. Eğer bugün bir profesör unvanı taşıyorsam bunun sebebi de Ünye. Bir yandan diyebilirsin ki vefa borcu. Bana hep soruyorlar niçin Ankara’da böyle bir yer açmadınız diye. Ankara’da böyle bir yer açsaydım çok kazanırdı. Ama ben Ankara’da niye açayım ki.. Ben elde ettiğim maddi, manevi gücümü Ünye’ye getirmek istedim. Bir şekilde vefa borcu, bir şekilde Ünye’nin bana verdiklerini ona geri veremem ama ne kadarını geri verebilirsem o kadar mutlu olurum düşüncesi. Tabi ki bana verdiklerinin karşılığını veremem, ama en azından çocuklarımızı yetiştirirken benimde çorbada tuzum olsun diye bunu yaptım. Bunu yapmış olmaktan da çok memnunum. Keşke daha çok şey yapabilsem ama gücüm ancak buna yetiyor. Çünkü tek başıma yapıyorum bu işi. Ve çok memnunum böyle bir şey yaptığımdan. Burası 3-6 yaş çocukları için açılmış bir okul. Bununla kalmadım ben. Bir buçuk yıldır her ay bir öğretim üyesi geliyor halka açık, aile, çocuk ruh sağlığı ve bireysel gelişim bağlamında konferanslar veriyor. Bunu da çok önemsiyorum. Zahmetsiz hiçbir şey başarılı olamaz. Önce siz emeğinizi ve tüm gücünüzü ortaya koyacaksınız sonra başarı arkasından geliyor. Teşekkür ederim.
|
Bu Haber 841 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
| Başlık : Gurur duymak |
Tarih : 28 Eylül 2010 / Pazar |
Üye Adı :uğurtay Yıldırım |
Eminim seni takip edip, Sevgili Ünye mize katkı verecek gençler olacaktır. Önderliğin için sağol. Kutluyorum. O minikler sana vefalarıyla cevap verecekler hocam
|
|
|
|