AYNUR ZEREN TAN

“YAŞLANDI” DİYE İNSANLARI ÖLDÜRÜYOR MUYUZ?

11 Şubat 2020 Salı Saat: 09:05

Yeryüzünde en değerli canlı insandır ,

fakat bazen

Bir ağaç herhangi bir prensden daha soyludur.(alıntı)

Yaşlanarak ölen ağaç yoktur dünyada, ya mikroplar, ya böcekler, ya yangınlar

 Doğal afetler veya en önemlisi insanlar ağaçların yaşamlarına son verir.

Yöremizde ağaç kıyımı çok fazla, özellikle kent merkezlerinde ağaca tahammül edilemeyen bit şehirleşme anlayışı hâkim,

BELEDİYE CADDESİNDE Kİ ÇINARLAR, AT KESTANELERİ

Yıllar önce Belediye Caddesi ağaçlarla kaplı iken, ertesi gün tek bir tanesi kalmayacak şekilde kesilmişlerdi.Bir gün önce sararmış yaprakların ördüğü oksijen koridorundan geçmiştim mutlulukla oysa.Gözlerimize inanamadık, Ünye Belediyesi’ ne gidip yetkililere bizzat sordum.Duyduğum cevaplar hala kulaklarımı tırmalıyor,  Yetkili sayıyor.

-Ağaçlar yapraklarını döküyor ve yağmur giderlerini tıkıyor, sele sebep oluyor,

-Ağaçlar dükkânların önünü kapatıyor, esnafın şikâyeti var,

-Ağaçlar rüzgârda birisinin üstüne düşebilir, ölümlere neden olabilir,

-Ağaçlar yazın yapraklarını açınca güneşin binaya girmesini engelliyor, nem yapıyor

-Ağaçların dalları uzayınca, dolmuşların camlarına çarpıyor,

-Ağaçların meyveleri yere düşüyor sinek yapıyor.

Duyduklarım karşısında o kadar şaşırdım ki hiçbir şey diyemedim, ben güya “ağaçları nasıl kesersiniz?” diye sitem edecektim meğerse ne kadar suçları varmış ağaçların, potansiyel katillermiş resmen.

O belediye caddesinin sonbahar aylarında, yazın, baharda hatta kışın dallar kuru iken bile güzelliğini anlatamam.

16 TANE IHLAMUR BİR GECEDE KESİLDİ

Ünye Sarayı duvarlarını biliyorsunuz, önünde, kaldırımda hazır büyümüş ıhlamur ağaçları bir gecede önce kuvvetlice budandı, “bu nedir, ne oluyor?” demeye kalmadan bir sabah hepsi kesilmiş, “halkın şikayeti varmış!!!...”

Bir de “niye kestiniz ağaçları?” diye sormayacaksınız, karar mekanizmalarının tansiyonu yükseliyor.

Birde borazancıbaşılar var, klavye başından meydan okuyan, “bilmeden konuşmayın “ diyen. Bilerek yapılanların hepsi ortada. Kesmek, yoketmek, yıkmak, enine ve boyuna  yeşil alanları, kıyıları, kaldırımları, kamu alanlarını, dere yataklarını işgal etmek, doldurmak kvsvs…

“HAN BOĞAZINDA Kİ IHLAMURLAR”

Bir takım gürültüler duyup başımı uzattığımda, Hanboğazı’nın Hükümet Caddesi üzerinde ki bütün ıhlamurların kesilmiş olduğunu gördüm, gözlerime inanamadım.Gürültüler evimizin dibinden geliyordu, evimizin önünde ki son üç ıhlamur kesilmek üzere idi, görevliye ağaçları kesmemesi yönünde seslendiğimde bana aldırmadı ve ukala bir ses tonu ile “amirim emir verdi, ağaçların hepsi kesilecek” der demez ağaçlara vurmaya başladılar.

Hemen eşimi telefonla arayarak acele gelmesini söyledim, evet son üç ağacın kesilmesini eşim İsmail Tan önledi. Ve Hanboğazı çölünde ki üç ıhlamur 40 yıldır kimseye bir zararları dokunmadan yazında doğal bir klima serinliği ile oksijen salmaya devam ediyor. Diğer köşeye de kayınım Abdullah Tan iüç ıhlamur daha dikti, güzel büyüyorlar.

TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ

Ülkemizde bilinçli yenileme çalışmaları ile pek çok eserimizi layığı ile korumayı başaran Tarihi Kentler Birliği’nin yenileme tekniklerinde özellikle vurguladıkları bir husus diğer restorasyon çalışmalarında gözden kaçırılıyor yada göz ardı ediliyor.

“Restorasyonlarda tarihi florayı da koruyun, yok etmeyin” diyor Tarihi Kentler Birliği. ”Restore edilen binanın bahçesinde ki ağaçlar, sarmaşıkları, çiçekleri hatta çimenleri yok etmeyiniz, onları olduğu gibi koruyunuz” diyor. Tüm dünyada doğal olan her kalıntı yaşı ile değerlendiriliyor.Örnek İngilizler çimenleri ile dahi öğünüyorlar 700 yıllık diye, dünyanın en yaşlı ağaçları anıt ağaçlar olarak ilan edilir.

Maalesef Ünye Müze Evi bahçe düzenlemelerinde o bahçenin sahip olduğu flora da korunamadı.

Sabri Kadı Konağı restore edildi çok sevindik ama orada da kaşla göz< arasında Karaçam kıyımı yaşandı

Halk üzüldü sorduğumuzda alınan cevap “insanların üstüne düşmek tehlikesi vardı” oldu.

 

 

 SABRİ KADI KONAĞI BAHÇESİ

Restore edilmesine çok sevindiğimiz bu güzel konağın bahçesinde ki devasa çam neyse ki kesilmeden projeye dâhil edilmiştir.

Öyle ki ev ile yaşıt, belkide evden de eski 150-200 yaşında ki bu çam ağacının bir de yaşıyı duy ağacı var bahçenin tam ortasında. “ 150-200 yaşında olduğu söylenen Dut ağacı” yaşıyor olduğu halde “yaşlı” yaftası ile kesilmesi gündeme geldi. Aklımız başımızdan gitti. O ağaç orada yaşamaya devam etsin.Şartlarını düzenleyerek tedavi ederek yaşamasına kolaylık sağlayalım. Ondan alınan fideleri o bahçenin istediğiniz yerine dikin. Korkmayın kimsenin üstüne düşmez, suni bir zarar verilmediği sürece. Olmadı yıkılmaması için tedbir alalım, örnekleri çok çok fazla, hatta Çin’ de okyanus rüzgârlarına karşı dayanabilsinler diye hepsinin korunduğu, desteklendiği ağaç parkı, donmasınlar diye sahilde ki bütün palmiyelerin kış aylarında sarılıp sarmalandığı kuşaklar gördük Bakü’de.

Niietzche ’nin dediği gibi “ kişi oğlu ağaca benzer, ne denli yükseklere çıkmak isterse, o denli kök salar yere, aşağılara, karanlığa, kötülüğe, deliliğe…”

Delidir o yaşlı ağaçlar delidir bu kadar uzun yaşayabildiklerine göre, insanoğluna rağmen.

Neyse ki eğri büğrü olsalar bile bazıları Hacı Emin Caddesi yokuşunda ki karaçamların yaşı ve kesilmesi gündeme gelmedi, belki de geldi de haberimiz yok…

Lütfen RESTORASYON ÇALIŞMALARINDA BİTKİLERİ de koruyan, yöremizin FLORA (bitki) TARİHİ’ ne SAYGILI çalışmalar içinde olalım, lütfen.Bu mümkün.

YÖREMİZDE Kİ KARAÇAMLAR YAŞLI MIDIR?

Bütün bilgiler ve bilim en az yaşayan ağacın insan ömrünün üç katı olduğunu kabul ediyor.

Meyve ağaçları belki 30-40 yılda verim yönünden düşebiliyor ama ölmüyor.

Meşe, Çınar, Çam, Sedir, Ihlamur,  vb ağaçların en uzun ömürlüleri, ayrıca sorunsuz kendi kendine yetişebilen ağaçlardır.1000 yıl yaşayabildikleri kanıtlanmış, kabul edilmiştir bilimsel olarak.

Meyve ağacı olduğu halde fındık ağacı dahi 200 yıl yaşayabilmektedir.

İNSANDAN DEĞERLİ HİÇ BİR ŞEY YOK DÜNYADA…AMA

Ağaçları kesmeye karar veren mekanizmalarilk iş olarak “eğilmişti, insanların üstüne düşebilirdi” düşüncesini kabul ettiriyor etrafa, sonra “kurumuştu”deniliyor ağaçlara kesilmiş halini, gövdesini görüyoruz ki sapasağlam, Ünye Belediye Yanı başında ve farklı yerlerde ve aynı zamanda Fatsa Öğretmenevi önünde kesilen ağaçların gövdeleri  sapasağlam, bir de “budanırken dalları kurumuştu” deniliyor, “çam budanmaz” diye bir zirai teknik vardır ayrıca bilinen.

Ünye Belediyesi’nin dibinde ağaç kurur mu? Bakımı yapılsa kurumaz. Fatsa’ da çarşının ortasında.Kuruyorken hastalanınca tedavi edelim, çok suda çürütür ağaç köklerini, tedavi edelim de yaşasınlar. Çok başarılı, çok hevesli, çok bilgili ziraat mühendisleri var her kurumun.

Yöremizde bir de evlere şenlik “sert budama” vardır ki ağaçların yarı canına okuyan, bilinçsiz budamada çok, ağacın sadece gövdesi kalıp tüm dallarının yok edildiği, içimizi acıtan.

KARAÇAMLAR KANAATKÂR VEFALI AĞAÇLARDIR.

Yöremizde kent merkezi ve çevresinde çok sık rastlanan Karaçam ise en çok rastlanan çam ağacıdır. Her koşulda kolaylıkla büyüyebilen Karaçam sıcağa, susuzluğa, kuraklığa en çok dayanabilen kanaatkâr bir ağaçtır.100 yıl be 1000 yıl yaşayabilir, yeter ki toprak yapısı elverişli olsun.

Yaşam alanında iyi beslenemeyen tüm canlıların normal ömrü kısalır ama kolay kolay ölmez karaçam, toprak zenginliği konusunda da kanaatkârdır. Ağır tekstürlü topraklarda gelişemez, (tekstür= Herhangi bir dokuyu belirleyen kendine özgü yapı, doku örgüsü.Toprak derinliği ister.

ÜNYE ÇAMLIĞI’ nda ki, ÜNYE YALIDA ki KARAÇAMLAR…

Kırk yıldır Ünye’de yaşıyorum. Kırk yıldır Ünye’de Karaçamlar ve deniz değişmedi.

Sahilde kiler bahar ve kış aylarının poyraz, karayel, yıldız gibi soğuk

“ YAŞLANDILAR”  diyenler var ama kırk yıldır hiçbir bakımları yapılmadı. Durmadan konuşuldu.

Bakımdan anlaşılan da hep “ağaç kesmek” her bakan ağaç kesmek üstünden bakım iyileştirme, oysa toprağa ihtiyacı bar, tam kırk yıldır yüzeyde olan köklerine basılarak gezildi,

Bir ortamı doğal hali ile bırakmak, kullanmak anlayışı yok ne yazık ki.

Mutlaka düzenleme çalışması yapılacak, düzenlemeler de şöyle, önce var olan ağaçlar kesilecek (çünkü hepsi yaşlı, yada insan üstüne düşebilir) sonra zemine mümkün olduğunca çok beton dökülecek, sonra yazın gölge gerekli yabancı şirketleri içecek yada dondurma reklamlı şemsiyeleri dikilecek, sonra altına plastik sandalye ve masalar atılacak, ha akalan yer varsa otopark diye o alanlarda (ya ağaç kesilerek, ya tarihi ev harabeleri yakılarak, yada kaldırım, yeşil alan her nevi bahçe işgal edilerek beton dökülerek) otopark yapılacak.

ÇAMLIK karaçamları yaşlandı DA ÇAMLIK İÇİN ALTERNATİF FİKRİ HALA NEDEN DOĞMADI?

Alternatifin kendisi hani?

Çamlık ortaya çıktığında Ünye nüfusu kaçtı, bu gün kaç?

Çamlığın karşısında çok güzel alternatif olabilecek alanda (eski devlet hastanesibina ve bahçe alanı) onlarca karaçam kesildi de kimseden ses çıkmadı.

Bir yeşil kuşakta orada biçildi

Sahilde ki karaçamlar soğuk Karadeniz rüzgârlarının etkisi ile eğilip bükülerek büyüdü ise, onlar için hiç tedbir alınmamış olsada kentin ağaçlarıdır

“SAHİLDE ki AĞAÇLARIN HEPSİ KESİLMELİ”  cümlesi SİBİRYA’ dan gelen RÜZGARLARDAN DAHA SOĞUK, HATTA ZEHİR GİBİ

İyi hepsi birden kesilsin, beton yığını sahil iyice çöl olsun.

Hiçbir ağaç için kurtarılması yönünde çare yok, çare sözü de yok.Sahilde atkestaneleri büyüyor bir yandan.Var olan hazır büyümüş KARAÇAMLARIN HEPSİ ÇAMLIKTA VE SAHİLDE kesildiğinde ohh bir rahat edecek o ağaç düşmanları.

Yenileri dikilecekmiş, daha güzelleri dikilecekmiş,

Kaç yıl sonra büyüyecek yenileri.Ahh unutuyordum sahilde oturan bazı (diğerlerini tenzih ederim) bazı kimseler, sahile yeni dikilen ağaçlara düşman,

Niye? Derseniz,

Denizi kapatıyormuş.Çok büyüyen ağaçlar olmamalıymış, şöyle minik mini ağaçlar olabilirmiş. Oysa sahilde ki o ağaçlar arabaların egzozlarından çıkan insan sağlığına zararlı gazları bünyesinde toplayan ağaçlar, bir yandan oksijen sağlayarak insan sağlığına yaralı sayısız faaliyetlerinden birisini de yerine getirmektedir.

Ağzını açan herkes ağaç düşmanı.

Bu kentimizin  günümüzde ki tek sorunu  ağaçların yaşlılığı

Herkesin de bu paydada birleşmesi inanılmaz

Bu kentin  AĞAÇ MERAKLILARI ziraaat mühendisleri var, Orman İşletmesi var, Ziraat Odası var, Ünye belediyesi Fen İşleri var,  OBB VE TÜM BU KURUMLARIN ZİRAAT MÜHENDİSLERİ VAR, HATTA YÜKSEK ZİRAAT MÜHENDİSLERİ var fakat hiçbir ağacı kurtarma, toprağını iyileştirme faaliyeti yok, yada çok az, tek çözüm ağacı kesmek, yenisini dikmek (büyüyünce daha güzel olacakmış ne zaman ?en az yirmi yılsonra!!!...) 

Sahilde beş yıllık apartmanlar kuşağına “ ÇİN SEDDİ” diyorduk, şimdi 10 kata çıktı bu seddin yüksekliği, bir de öğünebiliyorlar Fatsa’ da 20 kat, Ünye’ de on katla sınırlandırdık”. diye.

Dikkatederseniz her seçim arifesinde mutlaka birkaç tarihi veya tarihi olabilecek ev yok olur, büyük devasa ağaçlar yok edilir, kaldırımlar bahçelere dâhil edilir, sahilde kıyı kenar çizgileri ihlal edilerek enine boyuna durmadan gelişen mantar misali binalar türetilir partili yandaşlarca, en çok nutuk atanlar,  onay verir,

DÖNER ÇEŞME’ DE KESİLEN AĞAÇLAR BAMBAŞKA BİR ÖYKÜ  (ayrıca anlatılacaktır.)

Bir de  (SGK) yakınında ki devasa çam ağaçları var bu günlerde kesilmesi gündemde olan. Cami yapılacakmış o alanda, yapılsın, ağaçlar kesilmeden olamaz mı? SGK ya yolum düştükçe onları gördüğümde seviniyorum, “çok şükür henüz kesilmemişler” diye seviniyorum…

ORTA ÇARŞI  VE İŞ BANKASI KARŞISI, BÜYÜK CAMİ ÖNÜNDE BİR KAÇ TANE ŞAHANE AĞAÇ VAR

BU  ŞAHESERLER İÇİN BAKALIM NE ZAMAN  “ YAŞLI AĞAÇ “ YAFTASI İLE KESİM KARARLARI VERİLECEK.

İç Anadolu’da ki tüm kentlerde bizim Karadeniz sahil kentlerinden çok daha fazla yeşil caddeler var, asırlık ağaçlarla kaplı caddeler kentlerin en güzel görüntüsüdür.

Beyoğlu İstiklal Caddesinde’ de bir anda ağaçlar yok edildi, sonra küçük ağaççıklar belirdi, daha sonra onlarda yok edildi, inanamıyor insan. Neden, neden bu kararlar? Nasıl bir beyinden çıkıyor?

BİRDE BÜYÜK SAKSILARDA AĞAÇCIK SÜSÜ PEYDAH OLDU…

Hiç yoktan iyidir tabi ki. Yeşillik, süs anlamında güzeldir de, bir ağacın kesilmesinden sonra yerinde saksı içinde bir “ağaçcık  numunesi“ karşınızda belirince isyan edesiniz geliyor,

“Bu nedir şimdi?”

“Hizmet mi bu? ”Geleceğe ne gibi bir katkısı olacak, ilerisi için ne büyük bir kayıp.

Hiç değilse toprağa dikilsin, o fidelerin yıllar sonra ağaç olmasına razıyız.

MADEM YENİ GÜZEL AĞAÇLAR DİKİLECEK

-YENİ BİR “MİLLET PARKI” OLSUN.

-OTOGAR İLE ÇİMENTO ARASINDA SAĞ TARAFTA HATTA FATSAYA KADAR DOĞRU DÜRÜST AĞAÇ DİKİMİ YOK, ALAN DA MÜSAİT.

-ANNELER PARKI (BAYRAMCA MAHALLESİ)

-ÜNYE KADINLAR PLAJI ÖNÜ (plastikle kaplı olacağına ağaçlar ile de desteklenmesini ne kadar çok dile getirdik oysa)

-NİKSAR CADDESİ (adeta beton bir çöl, kent süsü çok büyümeyen ağaççıklar olabilir hiç değilse)

AĞAÇLARIN sadece bazı FAYDALARI

Normal yaşlarda bir ağaç bir yılda 1 tona yakın karbondioksiti bünyesinde toplayabilir.

OLGUN AĞAÇ, BİR FİDANA NAZARAN %40 DAHA FAZLA ETKİ İLE HAVAYI TEMİZLEMEKTEDİR.

Tek bir ağaç yılda 118 kilo oksijen üreterek, dört kişilik bir ailenin,  bir yıllık oksijen ihtiyacını karşılamaktadır.

-Dünyada 20 bin çeşit ağaç bulunmaktadır. Ağaç türlerinin tümü yılda 2 tona yakın su yu çekerek su baskınlarını büyük oranda önlemektedirler.

-2012 den bu yana çok yoğun şekilde hissedilen global ısınmayı (sonuç olarak iklimler değişiyor, şiddetli kışlar, şiddetli yağışlar, şiddetli fırtınalar, deprem ve yangınların, kuraklıkların, doğal afetlerin artması  dünyanın 1-2 derece ısınması sonucudur.) ortadan kaldırabilmek için her insanın  ömrü boyunca en az 30 ve ya 100 ağaç dikmesi gerekmektedir.

***                   ***                   ***

Dünyada en büyük ağaç Seguta ağacı, 30 katlı apartman yüksekliğindedir.

Zonguldak’ta Porsuk ağacı 4112 yaş ile dünyanın en yaşlı 5 ağacından bir tanesidir.

Yeni toplumlar yeni şarkılar getirir, sarsıntılara ve yıkıntılara meydan vermeden.

Değişim tabi ki yaşanacak fakat korunması gereken değerler yok edilmeden.

Rusya, kötülükle mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Tolstoy’u yetiştirdi ve Dünyada ki canlıları yok etmek en büyük kötülüktür,

Bitkiler de hayvanlar ve insanlar gibi canlıdır, sadece ruhları yoktur,

Yaşayan bir canlının hayatına son vermek dünyaya en büyük kötülüklerdendir, dolayısı ile insanlığa…

 

Yaralı bir canlıyı yaşatmaya çalışmakta dünyaya ve dolayısıyla insanlığa en büyük iyiliklerdendir.

“Ormandan bir dal kesenin başını keserim” diyen Fatih Sultan Mehmet neredesin.?

Tabiat Tarihimiz hunharca yok ediliyor.