TURGAY GÜVEN

MAVİ VATAN SEVDALISI İLK TÜRK DENİZCİSİ ÇAKA BEY. İLK TÜRK DENİZ SAVAŞI VE ZAFERİ.

5 Temmuz 2021 Pazartesi Saat: 17:43

Tarihteki  Mavi Vatan sevdalısı    ilk Türk  denizcisi  olan Çaka  Bey, aynı  zamanda  Selçuklu Ordusunda ünlü  bir Türkmen birlik  komutanıdır. ( D.1038. ö.1092). Yaşamının ilk yılları,  Anadolu’ya sefer yapan Türkmen   gaza  birliklerinde  geçmiştir. Denizcilik yaşamı ise, daha sonraki  yıllarına aittir.  Bizanslılarla  savaşmış,  kurduğu donanma ile  Bizanslılara  karşı ilk Türk Deniz  Zaferini  kazanmıştır.

Tarihi  bilgilere  göre,  ataları olan Çavuldur  Boyu,  10. Yüzyıl’da Türkistan  içlerinden Hazar kıyılarına  gelmiş, o zamanlar bölgede  hakimiyet kurmuş  olan  Hazarlar’a-Hazar Krallığı’na  tabii olmuşlar, daha  sonrada   Müslümanlığı  kabul ederek,  Selçuklu  hakimiyetine  girmişler, daha  sonra  atalarının  yaşadığı  Hazar kıyılarını bırakıp,  Selçuklu’nun  hakim  olduğu  Horasan’da,   başkent  Rey şehrine  daha  yakın  bir  bölgeye yerleşmişlerdir.

 Çaka  Bey’in   Türkistan’dan  başlayıp  Anadolu’yu  bulan, bir kısmı Marmara-Bizans-Boğaziçi  aktarmalı geçen ve  daha sonra  İzmir- Ege’ye ve Çanakkale  önlerine  kadar  ulaşan hayat hikayesi  sırasında,  hep  yüreğinde  yaşattığı  deniz  özlemi,  hep  Hazar  kıyılarında  ki   anayurtta  geçen    mutlu  çocukluk  anılarıyla  beslenip  canlı kalmış  olmalıdır.

Horasanlı  Türkmen  Çavuldur  erleri, o zamanlar  sürekli olarak,  batıya-İran-Irak-Suriye   ve güneye-Hindistan’a  akın- sefer-gaza  yapan  ve fetih ettikleri topraklara  Türkistan’dan gelen  Oğuz  boylarını  yerleştirerek, bu  bölgeleri, kendi sosyal, ekonomik ve  siyasal  otoriteleri  altında  tutmaya  çalışan  Selçuklu  Sultanları ve Hanedan üyesi  komutanların emrine  girerek, seferlere  katılmaktadır. Çavuldur  boyu’ da, erlerin peşi sıra,  kona- göçe,   Mezopotamya’nın  bereketli topraklarına,  Musul  yakınlarına  kadar  inmişler, oradan da Azerbaycan ve Anadolu’ya  yapılan  seferlere  katılmışlardır.

Selçuklu  tarihinde  Çaka  Bey,  Sultan Alparslan’ın,   Anadolu’da   sefer yapan  komutanlarından biridir.  Gençlik  çağlarından  itibaren gaza ve seferlere  katılmış, birlik  komutanlığı  rütbelerine kadar  yükselmiş,  1071  yılında  kazanılan Malazgirt  Zaferi’nden sonra,  ileride, doğu  Anadolu’da  Danişment Oğulları Beyliğini  kuracak  olan Danişment Ahmet Gazi Bey’in emrinde Anadolu’ya  yapılan   akınlara katılmış, bu akınlardan birinde  Bizans Ordusuna yenilerek esir düşmüş, o zamanlar  adı  Bizans olan  başkent Konstantinopolis’e  götürülmüş, orada  esir-misafir olarak kaldığı  yıllar içerisinde, kendisine  iyi  muamele  edilerek, daha  önce  anavatan  Büyük  Roma İmparatorluğu’nun  kuzeyden gelen barbar  Germen kabile şeflerine  uyguladığı  assimilasyon –uyum sağlama- eritme   politikası, Çaka  Bey’e de uygulanmaya  çalışılmış, bu fırsatı iyi değerlendiren Çaka  Bey,  zekası sayesinde,  hem İmparator’un yakın dostluğunu  kazanmış, hem de  Rum-Roma-Bizans dilini  öğrenmiş,  Bizans tarihini  okumuş,  çok  meraklı olduğu  denizle  yan yana  yaşamış,    Hazar  kıyılarındaki balıkçı denizcilikten çok  farklı  olan bir  deniz ve   denizcilik kültürü  ile karşılaştığı,   muhteşem bir donanmaya  ve  muazzam bir  deniz imparatorluğuna sahip olan Bizans’ta,  denizciliği,  tersaneciliği,  deniz  ticaretini, deniz savaşlarını   öğrenmiş,   özellikle  deniz  savaş gemileri,  deniz savaş  silahları ile  deniz ve  gemi üzerinde  savaş  taktiklerini,  ayrıca, Bizans’ın  amansız  yakıcı  silahı  Rum  Ateşi’ni  tanımış,  nasıl kullanıldığını  görmüş ve  korunma yollarını   öğrenmiş, bu   konularda   usta  olan  Bizanslı  yaşlı  denizcilerden  çok  şeyler ders almıştır.

Bizans’ta  sık sık görülen  saray darbelerinden biri sırasında,  bir  yolunu  bularak kaçmış, o zamanlar Selçukluların elinde   bulunan İznik’e  ulaşıp, oradan da, onun yokluğunda  devam  ettikleri  akın ve fetihlerle     Ege’ye kadar gelmiş  olan Çavuldur  Boyu’na  ve ailesine  kavuşmuştur.

Kardeşi  Yalvaç Bey ile birlikte  yaptıkları akınlarla İzmir-Symirna’yı   feth etmiş, orada  kurduğu bir tersanede  Symirna’lı  Rum  ustalarına  yaptırdığı 40  gemilik  bir donanma ve  yöredeki Çavuldur ve diğer  Oğuz  boylarından  toplayıp  yetiştirip  gemilere  yerleştirdiği  birkaç bin  savaşçı-levent-denizeri   ile   İzmir Körfezi’nden  törenle  açılıp gerçekleştirdiği ilk  gaza  seferinde, İzmir  Körfezi’nin  iç kısmında  yer  alan Karantina Adasını,  daha sonra Foça kale limanını  ve   kuzey Ege’de Midilli Adası’nı  feth etmiş,  bir yandan  Çanakkale  Boğazı’na  dayanırken, diğer yandan da Ege’de  deniz ticareti için  çok  önemli ve stratejik  konumlu Sakız  Adası’nı da  eline geçirmiştir. Bizanslılar, adayı geri alabilmek için çok uğraşmışlar, ancak, başarılı  olamamışlar, ada,  Çaka Bey’de  kalmıştır.

Adaların  birer birer  elden gittiğini gören ve  tehlikenin   büyüklüğünü  fark eden  İmparator I. Aleksios’un,  Sakız adasını  geri alabilmek için  gönderdiği,  Amiral  Konstantin Dalassenos  ve yardımcısı Amiral  Doukas Duka  komutasındaki, zırhlı Germen savaşçılarıyla  desteklenmiş  bir kara ordusu ile  güçlendirilmiş çok sayıda  dromon ve çektiri savaş gemilerinden  oluşan  müşterek  bir  Bizans ordu-donanması   ile  adayı savunan   Çaka Bey’in komutasındaki  ordu- donanma arasında,   Sakız  adası ile İzmir-Karaburun arasında kalan Koyun Adaları  yakınlarında  yapılan deniz savaşını  Çaka Bey’in  donanması  kazanır.  Tarihe  Koyun Adaları  Savaşı  olarak  geçer.  Bu savaş, Anadolu’da,  İlk Türk Deniz Savaşı  ve  İlk Türk Deniz Zaferidir. 19 Mayıs 1090.  Türk Deniz Kuvvetleri’nin  Kuruluş Yıldönümü olarak  kutlanır. Bu 19  Mayıs’ta  var bir hikmet- keramet. İlk karadan denize, ilk  denizden karaya çıkışlar.

Kara  gücüyle  de desteklenecek büyük  bir deniz  gücü kurmayı  düşleyen ve   ileri ki zamanlarda,  Çanakkale Boğazı ve  Marmara Denizi’ni de geçerek,  Bizans’a  hakim  olma, büyük bir  deniz  imparatorluğu  kurma  hayalleriyle yaşayan  Çaka  Bey, Selçuklu Sultanı  I. Kılıçarslan ile dostluk kurarak,  kızıyla evlendirmiş, ancak  Çaka  Bey’in  Ege kıyılarında sürekli  güçlenmesinden ve  Çanakkale’yi  zorlamasından git gide  kuşkulanan   ve  bu hırsla, bir gün İznik’i de  eline  geçirebileceğini anlayan  Sultan  tarafından öldürülmüştür.( 1092)

Toplum unutsa da,  tarih  Çaka  beyi  unutmamıştır. Bir gün adı tarihin tozlu  sayfalarının  arasından çıkartılmış,  gereken değer verilmeye  çalışılmıştır. Günümüzde Çaka  bey,  ‘ İlk Türk  Denizcisi’ ve  bayrağımızı  denizlerde  gururla  dalgalandırmamızın bir  sembolü   olarak,  gönlümüzde  ayrı bir yere  sahiptir.

Değerli hatırasına binaen, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nca,  İzmir-Çeşme ilçesinde,   iki yelken figürünün ortasına yerleştirilmiş  bir  büstünün bulunduğu bir anıt park açılmıştır.  Hatıraları,  İstanbul-Beşiktaş  Deniz  Müzesindeki kendisinin adı verilen bir sergi salonunda bulunan bir büstü, ayrıca  Mersin  deniz  müzesinde  bir büstü lle  beraber saklanmakta olup,  ülkenin birçok  yerlerindeki semt,  okul, vapur  vb. ilgili  kurumlara  verilen  sembolik ‘Çaka Bey’  adlarıyla  yad edilmektedir. Nur içinde yatsın. Mekanı cennet  olsun.  Çaka Bey’in  şahsında  tüm  Türk  denizcilerine  ve  mavi vatana  selam olsun. Kim demiş Türkler’den denizci olmaz, diye. “Gemilerde  talim var, bahriyeli yârim var...”ve “ Ey Akdeniz, Karadeniz, Gelen  düşman  değil, biziz..” Saygılarımızla.  Turgay Güven