YAHYA CUMHUR TAPÇI

BİR KEZ GÖNÜL YIKTIN İSE BU KILDIĞIN NAMAZ DEĞİL…

30 Kasım 2021 Salı Saat: 08:30

İnsanlığın sıkıntılı bir dönem geçirdiği son zamanlarda herkes gönül kazanmanın öneminin farkına varmış gibi. Ancak, kapitalizmin ateşini fitillediği egoizm, menfaatçilik ve gününü gün etme alışkanlığından bir türlü kurtulup da kendine çekidüzen verme gücünü elde edemiyor insanoğlu. Herkes farkında büyük bir çıkmazın içinde olduğunun… İnsanlık bunalım geçiriyor. Kan ve gözyaşı, haksızlık, adaletsizlik ve zulüm sıradanlaşmış durumda. İşte tam böyle zamanlarda ortaya çıkacak gönül adamları insanlığın ufkunu açıp kendine gelmesini sağlayabilir.

 

Günümüzde yeni gönül dostları çıkar da insanlığı hizaya sokabilir mi bilemiyorum. Fakat mesajlarıyla geçmişten günümüzü etkilemiş nice gönül insanları sayesinde belki yeniden kendimize gelebiliriz. Kime sorsak, kiminle konuşsak hep gönül kazanmaktan, gönül kırmamaktan bahsediyor. Hangi işi yapıyorsak yapalım, özellikle hizmet ve sorumluluk yüklenmiş kişilerin öncelikle insanların gönüllerini kazanmaları gerektiği hususunda herkes hemfikir. Peki, bu o kadar kolay mı? Aslına bakarsanız hem çok kolay hem de çok zor… Çok kolay, insanları Allah(cc)’ın yarattığı bir kul olarak sevebiliyorsak. Çok zor, çünkü bencilliğimiz, kendimizi beğenmişliğimiz, kibrimiz ve öfkemiz bizi esir almış durumda. Omuzlarımızda taşıdığımız ve belimizi büken şu öfkemizi, kibrimizi, egomuzu üzerimizden bir atabilsek her türlü olumsuzluğun da önüne geçmiş olacağız demektir.

 

Sosyal hayatın düzelmesinde ve iyileşmesinde maneviyat önderleri, insanların gönüllerini fethederek, öncülük yapmışlar, böylece öldükten sonra da isimleri unutulmamış, idealleri ve davaları yaşatılmıştır. Toplumda zulüm ve adaletsizlik hüküm sürerken onlar halkın maneviyatını ve inancını yüksek tutmuş, insanlar arasında sevgi bağlarını güçlendirici çalışmalar yapmıştır. Toplumun hafızasına kaydedilmiş, gönüller sultanı olmuş insanların hep böyle fetret devirlerinde, şöhret bulduklarını görürüz. Mevlana, Hacı Bektaş’ı Veli, Yunus Emre, Şeyh Edebali, Ahi Evranı Veli, Ahmet Fakih, … bunlarını en belirgin örnekleridir. Yine sair zamanlarda Hacı Bayramı Veli, Aziz Mahmut Hüdai, Emir Sultan ve Üftade Hazretleri gibi maneviyat önderleri gelecek nesillere de örnek ve önder olmuşlar, öldükten sonra da tebliğlerine, hizmetlerine devam etmiş ve ölümsüzleşmişlerdir. Yüzlerce yıl önceden bu güne hitap eden Yunus, “ Bir kez gönül yıktın ise / Bu kıldığın namaz değil / Yetmiş ii millet dahi / Elin yüzün yumaz değil” sözüyle bir insan gönlünü incitmenin ne kadar kötü bir davranış olduğunu hatırlatıyor bizlere/Müslümanlara… Bir insan kalbini kırmanın, gönlünü incitmenin ne kadar büyük bir günah olduğuna dikkat çekiyor. Bir ömür namaz ibadetini aksatmamış olsan bile eğer bir kişinin gönlünü kırmış isen kıldığın namaz seni kurtarmaz. Müslümanın asla bir insanı incitmemesi, gönül kırmaması gerekir. Bir insan kalbini kırmak, gönlünü incitmek Allah(cc)’ı incitmek demektir. Müslümanım diyen kişi kalp kırmamaya dikkat edecek. Aksi takdirde aldığı abdest, el yüz yıkamaktan; kıldığı namaz bedene spor yaptırmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Kaldı ki Müslim ve gayrimüslim herkes el yüz yıkar, beden egzersizleri yapar.

 

Müslüman’ım diyen biz, gün doğduğu andan itibaren, günlük işlerimizde ve ilişkilerimizde, her gün, her saat bilerek veya bilmeyerek kaç kişinin kalbini kırdığımızın, gönül incittiğimizin farkına mıyız? Buna rağmen çıkıp ortalıkta en iyi Müslümanlık havası atıyor, başkalarının Müslümanlığını sorguluyoruz. İman ve İslam konusunda her Müslüman kendini hesaba çekmeli; neden yaratıldığının muhasebesini yapmalı ve ondan sonra tavrını ortaya koymalıdır. Yunus Emre bir başka şiirinde, “ Ben gelmedim dâviyüçün, / Benim işim seviyüçün / Dostun evi gönüllerdir, / Gönüller yapmaya geldim.” derken, senlik benlik davasından vazgeçip, Allah için sevmek, gönül yapmak/kazanmaktan geçer mesajını veriyor maziden günümüze… Bir insanın gönlünü kazanan kişi Allah(cc)’ın rızasını kazanmış demektir. Hakk âşıkları, Allah dostları oldukları içindir ki, yüzyıllar bile geçse aradan unutulmuyor, inançlı ve imanlı gönüllerin en mutena köşesinde yerini koruyor.

 

Öncelikle biz Müslümanlar, niçin yaratıldığımızın idraki ile hareket etmeli, her gün kaç kişiyi sevindirdiğimizin/üzdüğümüzün, kaç gönüle girdiğimizin/kırdığımızın muhasebesini yaparak nefsimizi hesaba çekmeliyiz. Kendimiz dışında herkeste bir kusur arayıp duracağımıza, ben bu gün hangi iyiliği yaptım, yaptığım işlerin ne kadarı Allah(cc) rızası içindi, muhasebesini yapmalıyız. Yaptığımız ve yapacağımız her iş için birinci sıraya Allah(cc)’ın rızasını koyarsak kendi menfaatimize bile yaptığımız iş Allah(cc)’ın rızasını kazanacak iş haline dönüşecektir. Sözün özü; niyet hayır akıbet hayır…