HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Eylül 2019 Pazar
Fındık Fiyatı


14.00 TL - 14.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Geldi Geçti, Gençlik Yıllarım (2) ( Devam)

17 Temmuz 2019 Çarşamba Saat: 08:40

              Katılmış olduklarım içerisindeki en unutamadığım miting ise 12 Ekim 1973’te CHP-Bülent Ecevit’in İstanbul-Taksim Mitingi’dir.   12 Mart 1971’den beri ülkeyi “muhtıra” ile yönetmekte olan askeri yönetim-güç sahneden çekilmektedir.

              Siyaset sahnesinde  dört  karizmatik lider vardır. Bir tarafta yıllarca başbakanlık yapmış, Devlet Su İşleri Müdürlüğü görevinden gelme bir alışkanlıkla ‘barajlar kralı’ denilen, Türkiye’de sanayi hamleleri başlatmış,  12 Mart muhtırasıyla başbakanlığı bırakıp  devre dışı kalmış, merkez-sağ-muhafazakar, ancak , yinede bünyesinde ,CHP kadar olmasa da  Kemalist unsurlar  bulundurmakta olan  Adalet Partisi’nin lideri, sağ muhafazakar  Süleyman Demirel, diğer tarafta  1963  İşçi  Hakları’nın Çalışma Bakanı, İsmet Paşa’nın Genel Sekreteri, 12 Mart muhtırasına ve muhtıraya destek veren paşaya karşı çıkmış, çıkan çekişmede koskoca İsmet Paşa’yı devirip CHP Genel Başkanı olmuş, solda solcu Kemalistlerden, sosyal demokratlara, bir kısım sosyalistlere, liberallere  kadar geniş bir yelpazeye sahip  demokratik sol Bülent Ecevit, ayrıca, maneviyatçı-mukaddesatçı Milli Selamet Partisi’nin lideri, milli görüşçü Necmettin Erbakan ve  muhafazakar  milliyetçi Milliyetçi Hareket Partisi ‘nin   Başkanı ülkücü – milliyetçi Alpaslan Türkeş.   Bir de ortanın ortasında ne sağ ne sol Feyzioğlu var.               

                 Dördünün de  kendi  tabanlarına yönelik klasik ülke sorunlarının dışında ortak bir konuları var. Amerikan baskısıyla kaldırılan haşhaş  ekiminin yeniden başlaması. Ayrıca  cumhurbaşkanının seçilmesi ve demokrasiye geçilmesi.  Siyaset   kızışmış vaziyette.

              12 Mart dönemi sonrasının ilk genel seçimleri 14 Ekim 1973 tarihinde yapılacak. Söylediğim dörtlü meydanlarda.12 Ekim Cumartesi günü Taksim Meydanı’nda  Ecevit’in mitingi var. Babam  zaten yılların Ecevit hayranı. Sabahın köründe baba-oğul Taksim’ deyiz. O yılların bir ünlü  şarkıcısı var, Şenay Yüzbaşıoğlu. Bir de ünlü şarkısı var, ‘ Sev kardeşim.’ Şenay kürsüde, mikrofonlar  meydanı inletmekte.  İşçi sendikaları Türk-iş ve Disk’e bağlı işçi gurupları düzenli uzun uzun konvoylar halinde miting alanına dahil olmakta, girenler müzikle beraber  git gide çoğalan halkalar halinde halaya başlamakta. Yorgun argın eve dönüş.

              Rahmetli babam la ilgili birkaç tatlı anımdan biridir.

              O seçimlerde Ecevit en yüksek oyu aldı ve çok zaman geçirmeden Cumhuriyet Halk Partisi -Milli  Selamet Partisi koalisyonu kuruldu. Kuruldu kurulmasına  ancak,  cezaevleri tıklım tıklım 12 Mart tutuklularıyla dolu. Bu gençlerin bir kısmı doğrudan silahlı eylemden, büyük bir  kısmı  ise,  bir olayla bağlantılı olarak dolaylı tutuklanmadan dolayı ya da söz, yazı, ihbar ve benzeri şeylerle Türk Ceza Kanunu’nun  sol içerikli 141,142 ve dini içerikli 163  maddelerinden dolayı düşünce suçu nedenleri ile ilgili olarak yatmakta. Bir gece alınıp tutuklanmışlar, yıllardır mahkemeye çıkarılmayı bekliyorlar, bazı  sol  gazetelerde işkence haberleri yayınlanmakta.

                   1974 senesi    bahar-yaz ayları, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi  ikinci sınıfındayım. İstanbul’da evimize yakın, zaten aile dostumuz  bir  eczanede yaz dönemi eczane stajı yapıyorum. Eczacının kendisi gibi eczacı olan kızı da  kuzeni  öğretmen bir kızla beraber benzer bir şekilde bir davayla ilgili olarak Ankara-Mamak Cezaevi’nde,   içerde. Eczacının masasında iki kızın resimleri var. Resimlerdeki  kızların yanaklarından kan damlıyor.

                 Hükümetin  bu yarayı temizleyebilmek ve geniş bir toplumsal   uzlaşı –barış ortamı yaratabilmek amacıyla  hazırladığı ‘düşünce suçlarını’ da kapsayan genel bir  af tasarısı meclise getirildi. 163 . madde  oylanırken hep birlikte ‘evet’ denildi, sıra 141. ve 142. Maddelere geldiğinde Milli Selamet Partililer salonu terk ettiler, kalanlar  ‘hayır’ oyu verdi. Maddeler geçemedi.

                Üç yıldan beri bir ümitle  evlatlarının kurtuluşunu bekleyen bir çok aile gibi, bizim eczacıda yıkılmıştı. Derken bir ümit. Cumhuriyet Halk Partisi, oylamada usül  hatası  vb. gibi, şimdi tam  hatırlayamadığım bir nedenden dolayı oylamanın iptali gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Başvurunun olumlu sonuçlanacağı sinyalleri gelmeye başlayınca eczacı  “Ne yaparsan yap” deyip, eczaneyi bana bıraktı, ailesiyle birlikte Ankara’ya  kızını almaya gitti. Tam bir hafta,  eczaneyi tek başıma nasıl idare ettim, hiç sormayın. Yine kendileri gibi kızları içerde olan başka bir aileyle beraber,  Mamak Cezaevi’nin kapısında kuru taş üstünde  bekledikten sonra kızlarını aldılar,  geldiler. İki kız  eczanenin kapısından ‘birer  deri- kemik iskelet’ olarak içeri girdiler. Kızlarda yanak, damlayacak  kan filan  kalmamıştı.

              Zaten muhalefet ve hükümet içi muhalefet yeri göğü yıkıyor, solcu teröristler af edildi diyerek söylenmedik söz bırakmıyorlar. Toplumsal uzlaşı, barış ortamı demeye, rahat  bir nefes almaya fırsat kalmadan Aziz Türk Milleti’nin maküs talihi fırsat vermedi, acele yetişti. Kızların döndüğünden ya bir hafta olmuştu, ya on gün. 15 Temmuz sabahı gazeteler Kıbrıs’ta darbe oldu, başlıklarıyla çıktılar.

            Kıbrıs sorunu yıllardır vardı. Osmanlı zamanında beceriksizce İngilizlere kaptırılan Kıbrıs Adası’nı Rum nüfus yoğunluğuna güvenerek Yunanistan’a bağlamaya yönelik silahlı eylem çabalar, 1964’te İnönü tarafından, Türk Jetlerinin havadan kısmi  müdahalesi  ile önlenmiş, on yıldır Rum baskısı altındaki fiili durum adaya tümüyle hakim olarak,  halkının gözünde şanlı bir askeri zafer ile Mora’dan tüm doğu Akdeniz’e kadar bir bölgeyi hakimiyetine almayı hedefleyen şanssız bir sosyo-jeo-ekonomik proje olarak, Yunan Albaylar Cuntası tarafından  uygulamaya konulmuştu.

                  20 Temmuz sabahı TRT  Radyosu kahramanlık türküleri çalıyor, kısa aralıklarla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Kıbrıs’a havadan indirme- denizden çıkartma  yaptığını  bildiriyordu. Akşam ise Ecevit’in titreyen sesi, o zamanlar, sadece akşamları yayın yapan siyah beyaz  tek kanal TRT-Televizyonunda, Kıbrıs Barış  Harekatı’nın başarılı geçmekte olduğunu anlatıyor. Geride fonda, çıkarma gemilerinden kıyıya çıkan  piyadeler, gökten atlayan  paraşütçüler. Yaş tam yirmi, okuyor olmasam, belki  ben de aynen çıkanlar, atlayanlar arasında olurdum.                Ondan sonra gelsin Amerikan Ambargosu.  “ Ben sana doğuda Rusya’ya karşı kullan diye  top -tüfek vermişim, sen benim silahımla, uçağımla, tankımla, cephanemle, benzinimle nasıl benim çizdiğim çizginin dışına çıkar, Akdeniz’deki statejik alanlarıma doğru müdahale yaparsın. Sen daha yedek parçanı bile  yapmıyorsun. Ben döviz takviyesi yapmasam, senin  sanayinin çarkları bile dönmez. Aha sana ambargo. Parasızlıktan burnunun ucundaki, daha elli yıl önce sana ait olan topraklardan çıkan petrolü bile alamazsın.”

                   Çaresiz kalan ve Zafer Coşkusu  ile yeni bir hamleyle oy arttırımı planlayan Ecevit, hükümeti bıraktı,  yeni ve baskın  bir seçimle iktidar çoğunluğunu yakalamayı planlıyordu. Oluşan iktidar boşluğunu,  fırsatını kaçırmayan Adalet Partisi- Milliyetçi Hareket Partisi -  Milli Selamet Partisi ve Cumhuriyetçi Parti’nin kurdukları Milliyetçi Cephe koalisyonu dolduruyor,  ancak o da başarılı olamıyor,  yılların borçları ve petrolün sürekli pahalılaşması sonucu,  bütçenin  yamaları dikiş tutmuyor, ekonomik kargaşa piyasaya yansıdıkça çarşı allak bullak, her gün    bir yerlerde kavga var, hayatımız  git gide daha  perişan olmakta.

               Sonuç olarak, yükselen olumsuzluğu  iktidar hedefi için  kullanan kemalist- devrimci sol ile  karşısında dikilen milliyetçi-muhafazakar  sağ arasındaki mücadele-ben  ‘paylaşım kavgaları’    diyorum.- çok  sayıda genç  ölümleriyle gazetelere yansıyordu.

 ( Devamı var)

 


Bu haber toplam 328 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları