HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Eylül 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


14.00 TL - 14.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Arslanların Boğuştuğu Park (2) (Devam)

31 Temmuz 2019 Çarşamba Saat: 08:50

             Bu kadar nostalji yeter ve artık  günümüze dönelim. Bölge,  bu günlerde,   tekrarlanan malüm  seçim nedeniyle,  gündemin  odak noktası haline gelmiş-  ki, hiç bu kadar ünlü olmamıştı-  Saraçhane’deki  İstanbul  Belediye Binası  ve bölgenin havadan çekilmiş  muhteşem  görüntülerinin, ajans haberlerinde sık sık verilmesi, elbette ki, beni çok  çok  mutlu ediyor. Kolay değil, İstanbul’da yaşadığım yılların  ve  yaşadığım yerlerin,  her gün tekrarlanmış   dolu dolu hatıraları.   Bölge, benim için çok kutsal bir yer.     Haberlerde,  görüntülerde   herkes işin siyasi kısmını takip ediyor, ben  ise, sanki  gençlik yıllarımı  yeniden yaşıyorum.  Kalabalık görüntüler arasında pek belli olmasa da, elbette ki, 40-50 yıl öncesine göre mutlaka bir çok değişiklikler olmuştur. Elbette ki,  artık Beyazıt  Meydanı, aynı Meydan değil, İstanbul eski İstanbul değil, Türkiye eski Türkiye değil, Dünya eski  dünya değil. Her şey değişti,  değişiyor,  değişecek. Tabiatın-hayatın kanunu böyle.  Ancak, yine de  eminim  ki, parktaki ‘birbirini boğazlayan arslanlar’  aynen duruyordur. Zaten memlekette ki manzara-i umumiye de onu  arz etmekte.

          Zaman zaman  kitaplarda, dergilerde, medyada filan,  son zamanlarda da internette, sosyal medyada  yayınlanır. Eski   İstanbul  resimleri- görüntüleri. Fotoğraf makinesinin kullanılmaya başlandığı 1840’lı -50’li yıllardan bu günlere kadar, her biri bir yeri, bir anı, bir dönemi  gösteren hatıralar, karşı kıyılar, tepeler, yalılar,   boğaz, deniz, tekneler, vapurlar,  evler, sokaklar, boş araziler, insanlar, giyim , kuşam,  meşrutiyetin- esaretin-kurtuluşun-cumhuriyetin    git gide  yakınlaşan   yılların  görüntüleri.
              İstanbul’un  elimizdeki ilk resimleri Bizans’tan kalma, çeşitli şekillerde hazırlanmış  ve  Boğaziçi’yle , Marmara’sıyla, Haliç’iyle,   surlarıyla, yollarıyla,sarayları,  kiliseleri,  binalarıyla kentin tümünü  birlikte  gösteren   baskılanmış gravürler.

             Osmanlı’dan kalanlar ise,  hepsi de  İstanbul’a gelip gitmiş yabancı ressamlardan kalma gravürler ile  daha sonraları  bir  şekillerde İstanbul’da yaşamış fotoğrafçıların resimleri. Derler ki, İstanbul’un sembolü , Topkapı Sarayı ve camilerle süslenmiş muhteşem siluetidir.  Onlar ‘muhteşem yüzyıllar’    denilen, sondan birkaç yüzyıl öncesi zamanların,   İstanbul’un  boş, sessiz, yalnız,  mutlu ve huzurlu   zamanlarının görüntüleri.

            Daha sonrakiler ise, daha farklı. Boğaz aynı güzellikte yaşıyor, Camiler de aynı muhteşemlikte, amma, birkaç yeni saray, birkaç konak yalı,   birkaç saltanatlı dışında, binalar  yıkık ve dökük   ve insanlar  daha daha çok yoksul ve perişan, İstanbul biraz daha kalabalık. Bunlar  çöküşün-yıkılışın, sürekli kayıplarla yoksullaşan ve göçlerle nüfusu artan İstanbul’un görüntüleri.    

              Parlak günler gerilerde kaldıkça, İstanbul’un cazibesi gitgide azalıyor, her yeni yapılan konakla, sarayla,  köşkle  hazine boşaldıkça yük Anadolu ve Rumeli’den gelecek gelire kalıyor, saltanatın saraylarının köşklerinin, Sadabad’lerin, Boğaziçi yalılarının      haşmetine,   şenliğine  rağmen,    İstanbul halkı gitgide yoksullaşıyor, içine kapanıyordu

            Yüzyıllar yüzyılları  kovalamış, Tanzimatlar, Islahatlar olmuş,  bunca değişime, yeniliğe rağmen,  üretim artmadan israf artmış, hazine yoksullaşmaya başlamış, ancak,   bunca harbe- darbe  rağmen İstanbul’un  keyfi, rahatı  çok fazla bozulmamıştı.

            Beklenen sonun başlangıcı Kırım Savaşıyla başlamıştı. Osmanlı,  daha önce Ruslara kaptırdığı  Karadeniz  Deniz  Ticaret Yolu’nun başlangıcını , Azak Denizi-Azak kalesi  ve Kırım Yarımadası –Kefe  Limanını yeniden ele  geçirebilmek için, İngiliz ve Fransızlarla beraber, Kırım Harbine katılmış, yenilmiş ve üstelik, savaş  masraflarını karşılayabilmek için   yine İngiliz ve Fransız bankalarından   borç almış, ilk kez  dışarıya  karşı borçlanmıştı.

              Borçlanma, katlanarak hep sürecek,  kısa sürede gelir getiremeyecek,  bina, liman, tersane, demiryolu  gibi alt yapı yatırımlarına, silah, askeri malzeme, vb. gibi   ihtiyaçlara harcandıkça, üstelik,  dışarıya karşı  İmparatorluğun haşmetini gösterecek, saraylara harcandıkça, katlanarak artmış, ardından  Çanakkale savunması ve 1.Dünya Savaşı hezimetiyle hazine sıfırı  tüketmişti.        

             Ama,  bugünkü  resimlerin hiçbiri ve özellikle de insanlar, hiçte eskiye benzemiyor. Topkapı ve Camiler dışında siluet tamamen değişmiş, insanlarda, sosyal hayatta.   ( Devamı  var)


Bu haber toplam 269 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları