HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Eylül 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


14.00 TL - 14.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

Anlaşılmayı Bekler İnsan

5 Ağustos 2019 Pazartesi Saat: 08:56

İnsanoğlunun heveslerine beklentilerine nihayet koymak kolay değildir elbette.  Ama bir nihayeti vardır. Çünkü insan, sonludur. Sonu olanın sonsuz niyetleri, hevesleri olamaz. Ama insan yine de kendine dair ne varsa bir sonsuzluk özlemiyle, bir ebediyet aşkıyla ifade eder. İnsanın kendine dair en büyük kanaati belki de budur. Kendine dair olan her şeyi bir sınırsızlık, sonsuzluk içinde dile getirme kanaati… İnsanın kendine bühtanıdır bu oysa, belki de en büyük aldanışı. Ve trajedisi de burada başlar. Çünkü insan hadsizdir. O yüzden hududunu bilemez.

Ama şurası bir gerçek; her ne kadar insana dair ne varsa, sonlu ve sınırlıysa da insan da istemek adeta bir zarurettir. Belki biraz da bu yüzden insana dair hemen her niyet, emel, hal, vasıf mutlaka bir istemek fiiliyle beraber söylenir. Ama yine de ben bu durumda bile zaruret kelimesini kullanmayı tercih ederim. Çünkü insanın isteğinin de bir nihayeti vardır. İstemek de sınırlı ve sonludur.

İnsanın hayatı süre olarak neye denk gelirse gelsin, istekleri olur. Emelleri, ihtirasları olur. Hep dile getirdiğimiz bu durum çoğu zaman bir özeleştirinin de sebebi olur. İnsanlığa, insanlığımıza dair en büyük ve en güçlü eleştirileri de bu bağlamda yaparız. Yaparız yapmasına da bu eleştiriler çoğu kez bizim insanlık duvarımızı, kabuğumuzu delip de insani özümüze dokunmaz bile. İnsan çoğu zaman kendi sözünden bile nasipsizdir.

Peki, insan ne ister? Neleri diler, nelerin rüyasını görür, nelerin hayalini kurar? Dualarına neleri ekler?

 Bunun elbette yeryüzündeki insan kadar cevabı var. Ama şurası muhakkak, insan ne isterse istesin kendine göre ister. Bir diğer nokta, insan istemek de de kendinde hak görür istediklerinde de kendinde hak görür.

En çok gözden kaçan noktaya getireyim sözü, insan belki de en çok anlaşılmayı ister. İnsanın belki de bu dünyadaki en büyük çabası budur; anlaşılma ihtiyacı. Çünkü insanın yapıp ettiği her şey bir kendini anlatma, kendini açmadan öte değildir. Mimari, şehir, sanat, teknoloji, her şeyiyle kültür yani hemen bütün insani eylemler bir tür kendini anlatma emeli taşır. Ve kendini bunca yapıp etmelerine rağmen açamayan, anlatamayan insanoğlu belki de en büyük ızdırabını anlaşılmamak olarak yaşar. Dehaların, yüce ruhların, azizlerin, belki de en çok peygamberlerin en büyük hicranıdır anlaşılmamak. Gerçi biz sıradan insanlar için dehalardan, azizlerden getirilen örnek çoğu zaman meseleyi daha anlaşılır kılmıyor. Çünkü esasında ızdırabın mahiyeti itibariyle aramızda hiçbir fark yok.

 Anlaşılma neden bu kadar önemli? Ve dolayısıyla anlaşılmadığını düşünen insanlar neden hüsran yaşıyorlar, elem duyuyorlar?

Buna kestirme bir cevap vermek mümkün değil. Uzun uzun tartışmak da benim harcım değil. Ama bir şeyi fark ediyorum, anlaşılmak hissi kalıcı değil. Her hali gibi insanın o hali de kendinden uzaklaşıp gidebiliyor. Dolayısıyla insan yeniden yeniden beklentilerle uğraşmak durumunda kalıyor. Kendine dair bir noktayı belirleyebilmesi o noktada itminan olmayı bilebilmesi gerekiyor insanın. Bunun içinde bir şeyi kabul etmesi gerekiyor; sonlu ve sınırlı olduğunu.  


Bu haber toplam 303 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları