HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
13 Nisan 2021 Salı
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Milli Mücadelenin Yüzüncü Yılında Ankara’ya Doğru (1)

9 Eylül 2019 Pazartesi Saat: 08:21

          “ Milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Mustafa Kemal .  Amasya Genelgesi’nden

             Her bulduğum şeyi okurum ya, geçmiş zamanlardan-günlerden birinde,  gelişi güzel   karıştırdığım bir dergide,  bir resim ve bir başlık görmüştüm.  Mustafa Kemal’in Samsun’dan Amasya’ya giderken kullanmış olduğu güzergahı   bulmuşlardı. Resim, Samsun’dan İç Anadolu’ya doğru giden istikamette  düz bir kırsal araziyi,  başlığın altındaki yazı da,   milletimizin konuya-yola-milli mücadeleye  verdiği  değer ve sevgiyi gösteriyordu. Milli Mücadeleye giden yol oradan başlıyordu. Yüz yıl sonra bile, özlem ve sevgiyle yad ediliyordu.  Kurban olurum toprağına taşına…

           Aradan yüzyıl geçmiş, ama, yine de,  insanlar-toplum-Türk Milleti, Samsun’u , Gazi Mustafa  Kemal  Atatürk  ‘Öncü’lüğünde Vatanın Kurtarılış Mücadelesi’ni unutmamışlardı. Unutmuyor, en ince ayrıntılarına kadar   tekrar ediyor, eksikleri  yeniden araştırıyor, buluyor, yayınlıyor, yüzyıl sonra bile bu aziz milletin milli mücadelesini yaşatmaya çalışıyor.  “Mücadeleyi bırakırsam ben yokum, bana yaşam hakkı bırakmazlar.” Diyor.

           Bizde, Milli Mücadele’mizin  Yüzüncü Yılı’nda, o günlerin, o mücadelelerde emeği geçen vatansever insanların,   o  zamanların   dayanılmaz sıkıntılarına  fedakarca  göğüs  germiş insanların,  hatıralarına  hürmeten ve bu mücadeleyi yapmış-yaşatmış Yüce Türk Ulusu’na  olan takdir duygularımızdan dolayı ,  konuyla ilgili bir şeyleri tekrarlamayı uygun bulmuş bulunuyoruz.

           Filmi baştan sararsak ;  dünyada yeni bir devrin-çağın-zamanın başladığı, yirminci yüz yılın başlarıdır. Bir zamanlar şanlı fetihleriyle cihana hakim olan Osmanlı’nın üç yüzyıllık çekilişi  sona ermekte, yok  yere bulaşıp girdiği,  Çanakkale ve 1.Dünya Savaşı onu tamamen tüketmiş ,  sonunda 1918 de teslim olup, savaş bitmiş ,amma,  peşinden gelen  1919  yılı da,  şu gariban Türk Milleti’ne hiçte hayırla başlamamıştır.

          Bir zamanlar Doğu Roma’dan, Bizans’tan Osmanlı’dan  üç büyük İmparatorluğa başkentlik yapmış, kadim  İstanbul,   geçmiş zamanların  ufak tefek ülkeleri olan yabancıların  İngiliz, Fransız ve İtalyanların  işgali altındadır. Kısa bir süre sonra,  Anadolu topraklarının işgali de başlamış,  Fransızlar; İskenderun  ve çevresini, İtalyanlar ; Antalya ile tüm Akdeniz ve Ege bölgelerini, İngilizler;  boylu boyunca  Karadeniz bölgesini,  gün gün işgal etmektedirler. Doğu Anadolu,   Ermenilere bırakılmıştır. Ege’de Yunanlılara.

         İngiliz ve Fransızların  uyguladıkları  kurnazca bir politikayla  gaza gelen ve tıpkı Troya’yı fetheden ataları gibi  yiğitlenip, 15 Mayıs ta,  İzmir’e  asker çıkartan Yunanlılar,  sonradan, kendilerine çok pahalıya mal olacak olan Anadolu-Küçük Asya Devleti  macerasına   sokulmuşlardır.

           İstanbul  kaynamaktadır. İşgali kabul etmeyen vatansever subaylar  ve İttihat Terakki’li Partizanlar   tarafından  her gün, her gece, her yerde ve her şekilde toplantılar, mitingler, konuşmalar, müdahaleler ve işgal subaylarıyla işbirlikçi gayrimüslimlere karşı baskın ve suikastlar  olmakta,  işgalcilerle birlikte halkın  direnişini    önlemeye çalışan Osmanlı hükümeti olayları  önlemekte çaresiz kalmaktadır.

        Saray,  kendini ve kaybedilen  toprakları  kurtaracak   bir mucize aramaktadır ve bu   işe  en   uygun   kişi  olarak,    birkaç vatansever silah arkadaşıyla birlikte, gizlice Anadolu’ya geçip, yeni bir ordu kuracak kadar gözü kara – gözü pek-cesur  ve   kararlı,    ayrıca,    ordu    içerisinde  büyük itibar sahibi,   Çanakkale-Anafartalar-Conk Bayırı  kahramanı  Mustafa Kemal bulunur.                 

“ Paşa, paşa. Şimdiye kadar, sen bu millete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir. Tarihe girmiştir. Bunları unutun. Şimdi yapacağın görev, bunların hepsinden daha mühim olabilir. Paşa paşa, sen bu devleti kurtarabilirsin.”

             Zat-ı Şahanelerinin emriyle, Samsun  ve havalisine,  3.cü Ordu  Müfettişi olarak  görevlendirilen ve seyahat öncesi,  Padişahla yüz yüze görüşerek  ve muavvakiyet dualarını alan Mustafa Kemal’in, Bandırma  Vapuru’ndaki,    İngiliz  savaş gemileriyle köşe kapmaca oynayarak gerçekleşen  Karadeniz macerası,   19 Mayıs 1919 sabahı  Samsun’a çıkmasıyla yeni bir aşamaya geçmiştir.

    Mustafa Kemal,   Samsun’da birkaç gün kaldıktan  ve   göreviyle  gerekli çalışmaları yaptıktan sonra, Amasya’ya doğru yola çıkar.  Havza-Amasya yoluyla İç Anadolu’ya geçerek Erzurum’a, oradan da  Sıvas’a ulaşmaya çalışmaktadır. Geçtiği her yerde, gittiği her askeri birlikte büyük bir ilgi,  sevgi ve saygı görmekte, bir umut ışığı olarak parlamakta, yayınladığı  bildirilerle  coşkusunu  kazanmaktadır.

        Türk Halkı, en zor günlerinde, Trablusgarpların, Yemen-Hicazlar’ın , Çanakkalelerin, Anafartaların şanlı  kahramanı Mustafa Kemal’i yanlarında görmekten çok mutludur. Önce Havza’ya uğrar  ve  sonra da  yüzyıllar öncesinin ticaret yollarının geçtiği yoldan Amasya’ya  gelir. 

        Amasya  Genelgesi ;   “ Yeşil akar Amasya’nın ırmağı  / Amasya’ dır   güzellerin  oymağı   /  Boldur  yaylasının balı  kaymağı   /Yaz gelince çiçeklenir yaylalar… ” Amasya Türküsü.

             Amasya’ da bir müddet kalır ve  burada,  22  Haziran 1919  günü ,  içerisinde yukarıda yazdığımız , vatanın kurtuluşu yolunda milletin kesin kararlılığını  gösteren,   “ Milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”  Cümlesinin de bulunduğu   ünlü Amasya Genelgesi’ni yayınlar.           

               Tarihi ansiklopedik bilgilerle Türkiye Devleti’nin ve Cumhuriyetimiz’in   Kuruluş ve Kurtuluşuna kadar gidecek bir milli mücadele sürecini başlatan  Amasya Genelgesi’nin içeriği, ana hatlarıyla aşağıdaki gibidir ; 1. Vatanın bütünlüğü ve milletin istikbali tehlikededir. 2.İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal, milletimizi adeta yok olmuş göstermektedir.  3. Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. 4. Milletin içinde bulunduğu bu duruma göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için, her türlü tesir ve denetimden uzak , milli bir heyetin varlığı zaruridir. 5. Anadolu’nun her bakımdan emniyetli yeri olan Sıvas’ta bir kongre toplanacaktır.   6.Bunun için her ilden milletin güvenini kazanmış üç  temsilcinin mümkün olduğu kadar çabuk yetişmek üzere yola çıkarılması gerekmektedir.  Bu temsilciler, Müdafa-i   Hukuk , Redd-i İlhak Cemiyetleri ve belediyeler tarafından seçilecektir.  7. Her ihtimale karşı, bu meselenin bir milli sır halinde tutulması ve temsilcilerin, lüzum görülen yerlerde , seyahatlerini, kendilerini tanıtmadan yapmaları lazımdır.   8.Doğu illeri için, 10 Temmuz’da Erzurumda bir kongre toplanacaktır.Bu tarihe kadar  diğer illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirse, Erzurum Kongresi’nin üyeleri, Sivas Kongresi’ne katılmak üzere hareket edecektir.    ( Devamı var )


Bu haber toplam 1.031 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları