HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Nisan 2021 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Atatürk’ün Montreux Zaferi

1 Ekim 2019 Salı Saat: 08:45

“Atatürk’ün Çanakkale’deki İkinci Zaferi: Boğazlar’ın Türk Hakimiyeti’ne Girmesi ve Çanakkale’nin Anavatana Katılışı.”

Çanakkale halkı, ne kadar sevinse,  Gazi  Mustafa Kemal Atatürk’e ne kadar hayır dua etse azdır. Yaklaşan İkinci Büyük Dünya Savaşı sırasında,  vatansız, onun bunun elinde sahipsiz  kalmaktan, başına gelebilecek bir çok büyük belalardan,  son anda  kurtulmuştur.’

Çanakkale’ de  uzun bir gün;   “Çanakkale’de o gün, en uzun gün olur. 20 Temmuz 1936.  O   gün sabahtan beri,  Çanakkale’nin her  tarafında  büyük bir faaliyet görülmektedir.  Şehirde taklar kurulmakta,  şehir bir gelin gibi  süslenmektedir. Günlerden beri beklenen haber,  19 Temmuz akşamında, gece yarısına  doğru gelmiş,  Montreux’ta toplanan konferansa katılan ülkelerin temsilcilerinin, Türkiye’nin Boğazlar konusundaki isteklerinin haklılığının kabul ederek, antlaşmayı imzalamaya hazırlandıkları açıklanmıştır. Gece,  Çanakkale’de  tüm evlerin ışıkları sabaha kadar yanmış, insanlar sabaha kadar ikinci bir gelişme haberini beklemişlerdir. Çanakkale’ de o gün,  saatler bir türlü geçmek bilmemiş,  sadece,   Çanakkale şehri değil, tüm Türkiye, tüm kalbiyle Montreux’tan gelecek sevinçli haberi beklemiştir.

Geçmek bilmeyen uzun uzun saatler sonunda,   Halkevi’ndeki ve şehirdeki tek radyo, normal yayını keserek  Ajans Haberi’yle Çanakkale’ye ve şehre müjdeyi verir.

“Boğazlar mukavelesi  imzalanmaya  başlandı.”  …“Mukavelenin  imzalanması  tamamlandı.” 

 O zamanlar öyle hoparlör filan yok,  haberler,  dilden dile kulaktan kulağa  hızla yayılmış, haberi duyan Çanakkaleliler sokağa  dökülmüştür. Gecenin  sessizliği içerisinde binlerce  kişi sevinç nidaları atmaktadır. Hep birlikte İstiklal Marşı’nı söylerler. 21 Temmuz  sabahı halk hala sokaklardadır.

Taa 1918’de   imzalanan Mondross-teslim –Mütarekesi’yle  Boğazın girişinden itibaren her iki  tarafı boylu boyunca müttefik gemilerinin ve askerlerinin  işgaline uğramış , Lozan ‘dan beri  ise,    yarım kalmış  bir egemenlik  tesisinin  gölgesinde,  her an savunmasız  ve tedirgin yaşayan şehir,  kurtuluşunu kutlamaktadır.  

Şehirde,   Çanakkale  Valiliği’nden  yapılan anonslarla,  saat 11.00 civarında Türk Askeri Birlikleri’nin Balıkesir şose  yolundan törenle şehre gireceği  bildirilmektedir. Sabahtan itibaren  yolun  başında  birikmiş olan  halk heyecanlanmış,  yerinde duramamaktadır. Biraz sonra  uzaklardan  askeri mızıkanın sesi duyulmaya başlar. Türk  Askeri gururla şehre girer. 18 yıllık hasret  bitmiş, Çanakkale anavatana kavuşmuştur.

Ansiklopedik kısa bir bilgi. Tarihçiler, Resmi adı ‘ Yakın Doğu Sorunları İçin Lozan  Konferansı’ olan ve bizimde, Lozan Barış Görüşmeleri olarak   adlandırdığımız konferansta,  Boğazlar konusunda iki farklı görüşün mücadele ettiğini belirtmektedirler. İngiliz tarafı, Boğazların hem ticaret, hem de askeri gemilere açık olmasını, Boğaz’ın her iki tarafında belirlenecek  sahanın  savunulmasının ve Boğazlar’ın yönetilmesinin uluslar arası bir yönetime bırakılmasını savunmaktadırlar. Sovyetler  Birliği  tarafı ise, Boğazlar’ın sadece ticaret gemilerine  açık olmasını, savaş gemilerine kapatılmasını, Boğazlar’daki egemenlik hakkının Türk Hükümeti’nde olmasını  istemektedirler.

Lozan’daki görüşmelere T.B.M.M. adına katılan İsmet ( İnönü) Paşa  Başkanlığındaki  Türk   tarafının    görüşü ise, ‘ ticaret gemilerinin barış zamanında boğazlardan serbestçe geçebilmeleri, eğer Türkiye’nin de taraf  olduğu  herhangi bir savaşın çıkması  halinde, sadece tarafsız ülke ticaret gemilerinin,  o  da,  Türkiye’nin  düşmanı olan  bir   ülkeye  yardım etmemek şartıyla, geçiş yapabilmelerine  müsaade edilebileceği vb. gibi , Boğazlar’dan geçiş düzeninin her halükarda  tümüyle  Türk Hükümeti’nin egemenlik haklarına   bağlı olacağı’   şeklindedir.

Türk Hükümeti’nin başkanlığında, Lozan  Anlaşması’na imza koyan devletlerin temsilcilerinden oluşan  bir Boğazlar  Komisyonu  kurulacak ve  bu komisyon Boğazlar’dan geçecek olan savaş  gemilerine  nezaret  edecektir. Boğazlar Komisyonu,  Milletler  Cemiyeti’nin  koruması  altında görev yapacaktır. Savaş tehlikesi  belirdiğinde  veya savaşta,  Milletler Cemiyeti’nin  kurucusu olan dört büyük devletin,   göndereceği 10 000 kişilik bir güç   Boğazları   koruyacaktır.  Konu,  Lozan’ da geçerli bir karara bağlanamamış ve   Boğazlar  Komisyonu’nun kurulması  kararı ile yarım bırakılmıştır.  Ayrıca Çanakkale ve İstanbul Boğazı  kıyıları, Marmara Denizi’ndeki adalar, Gökçeada, Bozcaada, Tavşan adası  ve   Semadirek adası askersizleştirilecektir. Bu  yüzden, yıllarca,  Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nda askeri tesis kurulamamış, yerleşime müsaade edilememiştir.Türk Askeri İstanbul’a girmiştir, ancak, Çanakkale şehrine  ve boğazlara girememiştir.

Avrupa’ da, yeniden  savaş davullarının sesi duyulmaktadır.   Türkiye, 1930’ lu yıllara kadar , komisyonun yönetiminde, Boğazlar’da,   herhangi bir problemle karşılaşmadan, durumu idare etmiş ise de,  özellikle  bu  konuyla paralel olarak,  uluslar arası  ‘Denizlerdeki   Silahlandırılmanın     Sınırlandırılması’  konusunda yapılan girişimler başarılı olamamaktadır Bu konuda ki  her  türlü  girişimi engellemeye çalışan Hitler-Nazi  rejiminin baskısı altında ki Alman Hükümeti’nin,  1934  yılında ‘Denizlerde Barış   Görüşmeleri’ nden  çekilme kararı  alması  üzerine,  Türk Hükümeti, ileride doğacak bir savunma boşluğuna düşmemek için,  önceden tedbir almayı uygun görür.

Kişisel ve orijinal kanaatimdir ki,  Atatürk,  Çanakkale Savaşları’nın 1934 yılındaki  yıldönümünde, Çanakkale’de ölmüş   İngiliz-Fransız ve Anzac askerlerinin annelerine seslendiği, “Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." … Şeklindeki  ünlü konuşmayı, İngiliz Kamuoyu’nun  ve   dünyanın en güçlü  donanmasına  sahip İngiliz Hükümeti’nin  dikkatini, kurnazca,   Çanakkale’ye yönelebilecek  Alman –Nazi   tehlikesine  karşı dikkat çekmek için yapmıştır.

Türkiye,  Lozan’da imzası olan devletlere birer   nota vererek, dünyadaki hızlı silahlanma yarışı karşısında,   Boğazlar’ın bu şekilde savunmasız bırakılmasının doğru olmayacağını bildirerek, durumun tekrar masaya  getirilmesini , ‘Savunma ve Güvenlik’ konusunun yeniden ele alınmasını sağlar. Nota, devrin konuyla ilgili  büyük devletleri, Sovyetler, Fransa ve  İngiltere tarafından olumlu karşılanmış ve  desteklenmiştir.  

22 Haziran 1936  tarihinde   Montreux’ ta başlayan    görüşmeler,   20  Temmuz 1936’  da sona erer. Boğazlar’ın egemenliği ve güvenliği tamamen Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolüne geçer. Türkiye,  bu anlaşma ile Boğazlar üzerindeki egemenliğini tasdik ettirmiş olur. Toplantıda Karadeniz’e  kıyısı bulunan devletlere,  Boğazlar’dan  rahatlıkla geçiş yapabilmeleri ve gelebilecek saldırılara karşı korunabilmeleri  için gerekli düzenlemelere de yer verilir.  İngiliz eski kralı 8.Edward’ın, 1936 yılının  Eylül başlarına  rastlayan  Türkiye-İstanbul   gezisi de, İngiltere’nin Montreux’den  doğan memnuniyetini   ifade eder.

Saygılarımla.

 


Bu haber toplam 940 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları