HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Ekim 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


15.00 TL - 15.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Alinka Benden selam söyle Gagauzya’ya

9 Ekim 2019 Çarşamba Saat: 09:08

Uzun zaman önce Alinka’yı yine yazmıştım.

Alinka Gagauzya’dan çalışmak için İstanbul’a gelmiş bir Hristiyan Türk’tü. Biz onu Rusça’ya kayan aksanı ile Türkçe konuşmasından Türkiye’de yaşamış bir Ukraynalı veya Türkçe bilen bir Rus sanmıştık, oysa  İstanbul’a yeni gelmişti.

O zamana kadar ben Gagauzlar kimdir, nerde yaşarlar çok bilmiyordum. Moldovya’da yani Osmanlının eski Besarabya eyaletinde oturan bu Hıristiyan Türkleri duyar ama haklarında fazla bir şey bilmezdim.

Gagauzlarla ilk iletişimim Alinka ile oldu.

Komünizmin çökmesi ile Türkiye’ye akın edenlerin içinde Moldovya da yaşayan Hıristiyan Türkler olan Gagauzlar’da vardı. Türkiye Türkçesine yakın bir Türkçe konuşuyorlardı.

Alinka’yı, rahmetli de çalıştığı için ev işlerine yardımcı ve çocuklarla okuldan geldikten sonra ilgilensin diye işe almıştık, Türkçe  bilmesine çok şaşırmıştık. Ukraynalı veya Rus sandık, bunu söylediğimizde bize kızdı “Ben Rus değilim Türküm, Gökoğuzum, “bu benim ana-ata dilimdir ben bu dilimle danışırım” demişti.

Konuştuğu Türkçe çok anlaşılırdı hatta Azebaycan Türkçesinde daha iyi anlıyorduk, Türkçesinde hiç Arapça kelime yoktu bu da hristiyan olmalarından kaynaklanıyordu

Moldavya’da, Gagauz Özerk bölgesinin başşehri Komrat’tan geliyordu. Moskova’da pedagoji okumuş,  Moldovya’nın başşehri Kişinev’de bir gymnazium (Lise) de pedagoji öğretmenliği yaptığını ayda 100 dolar kazandığını söylemişti.

Bizden 400 dolar alıyor yemeği bizimle yiyor, yatılı kalıyordu. Komrat’ta yaşlı bir annesi olduğunu söylemişti üç ayda bir eve gidiyor giriş çıkış yapıyordu. Komrat’tan İstanbul’a otobüsle gidip geliyordu.

 

Gagauzlar-Gökoğuzlar Kimdi?

Onlar kendilerine Gagauz biz onlara Gökoğuz deriz.  Oğuz Hanın oğullarından Gökhan’ın soyundan geldikleri için Gökoğuzlar denilmiş sonra bu kelime Gagavuz olmuştur. Bugün bütün dünya onları Gagavuz Türkleri olarak bilir.

Plevne Savaşına kadar Bulgaristan’da yaşamışlar Plevne savaşının kaybedilmesinden sonra Moldovya’ya bugünkü yaşadıkları yere sürülmüşlerdir. Savaşı kaybettiği ve sürülmelerine sebep olduğu için Gazi Osman Paşa’ya kızarlar ve hatta Plevne türküsünü: “Şanı büyük Osman paşa, attın bizi Moldovya’ya ” diye sitem ederek bizden değişik söylerler.

Gagavuzlar, Hristiyanlığın Ortodoks mezhebinden, tarih ve etnoloji bakımından öz ve öz Türk’türler. Bu Türk kolu, eskiden Romanya’ya bağlı olup, İkinci Dünya Savaşı sonunda SSCB tarafından zorla işgal edilmiş bulunan Beserabya bölgesi ile Bulgaristan’ın Dobruca bölgesindeki köylerde ve kasabalarda hayatlarını sürdürüyorlardı.

Hristiyanlığın Doğu-Ortodoks mezhebine mensup olmalarına rağmen, Türk dili ve folklorunu bugün bile kendi aralarında büyük bir bağlılıkla korumaktadırlar. Evlerinde Türkçe konuşur “İncil’i” Türkçe okur, kiliselerinde Türkçe ibadet eder ve Türkçe dua okurlar.

Yüzyıllar içinde dillerinde çok bozulma olmamıştır. Müslümanlığı kabul etmemişler Hıristiyan kalmışlardır. Ön isimleri Rusça, soy isimleri Türkçedir. Alinka Demirci, Nataşa Terzi, gibi.

Uzun yıllar Sovyet bloku içinde yaşamışlar onlardan çok haberimiz olmamıştır. Ama onların her zaman bizden haberleri olmuştur. Özerklik aldıkları zaman Demirel hükümeti onlara büyük yardımlarda bulunmuş televizyonlarının kurulmasında TRT yardımcı olmuş tüm eski yapımları ve bir sürü eski Türk filmlerini onlara hediye etmişlerdir. Alinka çocukken bu filmleri seyrederken çok ağladığını söylemişti.

 

Adını “Didem” Koyduk

Gagauz Türkleri eğitimli olmaları ve Türkçe bilmeleri nedeniyle İstanbul’da aranılan bir iş gücüdür.  Çoğu ya öğretmen ya çocuk pedagogu ya hemşire ya da doktordurlar. İstanbulda çocuk bakıcılığı yaşlı insan bakıcılığı gibi işlerde aranılır olmuşlardır.

Bizim çocuklar onu çok sevmişlerdi, yalnız bir sorun vardı, Türkçeyi ağır Rus aksanı bile konuşuyordu, Berkhan henüz ilkokulda olduğu için onun konuşmasından etkileniyordu, bir akşam okuldan geldikten sonra bana:

“Baba biz Rus’muyuz Rusyadan mı geldik? dedi

Hayır oğlum o nerden çıktı biz Almanya’dan geldik sen Rusca mı biliyorsun Almaca mı?

Ama bana okulda öğretmenler sen Rus musun diye soruyorlar.

O zaman anladık ki Berkhan Alinka’nın konuşmasından etkileniyordu.

Oturup konuştuk Alinka ile  İstanbul Türkçesini bir an evvel öğrenmesini söyledik, kitaplar aldık  biz evde yokken televizyondan konuşulan dili dikkatli  dinlemesini söyledik. Biraz faydası oldu. Türkçe yazamıyordu, çünkü onlar başka bir alfabe olan Rus Kril alfabesini kullanıyorları, bizim kullandığımız alfabeyi çok çabuk öğrendi.

Giyimini düzelttik, rahmetli sarı saçlarını kahverengiye boyattı Türk kızları gibi görünsün diye,  diğer türlü Rus zannediyorlar yalnız dışarı çıktığı zamanlarda takılıyorlardı, çokta yalnız dışarı göndermiyorduk

Bir gün “Bana Türk ismi koyun” demiş, rahmetli ona yeşil  gözlerinden dolayı Arapça gözüm anlamına gelen “Didem” adını koymuştu. Evin büyük kızı gibiydi Türkçeyi düzletmiş giyimi kuşamı ile tam bir Türk kızı olmuştu, Alinka gitmiş yerine  Didem gelmişti.

 Bizden annesinin hastalığı nedeniyle Moldovya’ya gideceğim diye ayrıldı. Çok alışmıştık Berkhan ve Hasret günlerce ağladılar arkasından. O gidince evimiz çok sessiz ve ıssız kalmıştı, yokluğuna uzun zaman alışamadık.

 

Beş yıl sonra

Aradan yılar geçti, bir gece hasta yatıyordum,  Hasret Almanya’da okulda, Berkhan Ankara’da yüksek lisans yapıyordu, rahmetliyi kaybedeli bir yıl olmuştu, bir sabaha karşı kapının zili acı acı çaldı.

Bu, gece yarısından sonra çalan ziller hep beni ürkütmüştür, korkuyla biraz geç açtım kapıyı gelen, Alinkay’dı..

İstanbul Türkçesini unutmuştu yine heyecanla çıkıştı bana, sonra evde bir gariplik olduğunu anladı:  

“Ne oldu burada, uşaglar (çocuklar) nerde,  abla nerde?” diye odalara koştu, baktı kimse yoktu odalar boştu. Otur, dedim anlattım, gidince belki döner diye odasını bozmamıştık, bıraktığı gibi duruyordu odasında sabaha kadar ağladı.

 

Geçmiş Mazi Değildir

Tekrar çalışmaya gelmişti.. Zaman içinde değişmiş yeşil gözlerinin ışığı solmuş, otuzunu bulmuştu. Kendi başına iş aradı, birkaç gün sonra iş buldu. Levent’te bir villada çocukları Amerika’da doktor olan yaşlı bir kadına bakacaktı. Telefon ettiler bana, “Türkçe bilen bir Rus geldi sizin adınızı verdi dediler.

Her şeyine kefilim dedim.

Yaşlı kadına çok iyi bakıyordu..

Bir akşam geldi  “babuşka tot” dedi. (babaanne öldü.)

Yaşıl kadının çocukları onu çocuklarına bakmak için Amerika’ya götürmek istediler “gitmem” diye diretti, beni başından atmak için git diyorsun dedi.

Sonra ikna edip gönderdik.

Önceleri her akşam telefon ediyordu ben duramıyorum geleceğim diye.

Sonraları alıştı, hep aradı, hep teşekkür etti, benim hayatımı kurtardın dedi..

Geçen yazın Moskova’ya gidiyormuş oradan Gaguzyaya eve gidecekmiş, önce İstanbul’a gelip seni göreceğim İstanbul’dan Moskova’’ya geçerim dedi.

Ben Ünye’deyim dedim, Ünye’yi biliyordu anlatmıştım,  “Ünye’ye uçak yok mu?” dedi. Yakınında var oma buradan Moskova’ya yok önce yine İstanbul’a gitmen lazım çok karışık ben seni geldin saydım Alinka düşünmen yeter teşekkür ederim, sen doğru evine git kısmetse bir zaman gelir görüşürüz, benden selam söyle Gagauzya’ya, dedim

Alinka’dan bundan sonra hiçbir haber alamadım, aramadı da. Onun gitmem diye dediği Amerika’da çok mutlu olduğunu sanıyorum.

 


Bu haber toplam 272 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları