HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Kasım 2019 Pazar
Fındık Fiyatı


16.50 TL - 17.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

AHMET DERYA VARİLCİ

AHMET DERYA VARİLCİ

Ortadoğu’nun En Eski Diplomasi Belgeleri

16 Ekim 2019 Çarşamba Saat: 08:59

1887-1888 yıllarında Mısır’da yapılankazılarda, Firavun Amenofis’in (ya da Amenhotep) günümüzden üç bin beş yüz önce yazılmış diplomatik yazışmalarını içeren arşivler bulunmuştu. Yaklaşık üç yüz altmış kil tabletten meydana gelmiş bu arşivler, tarihin kaydettiği en eski diplomasi belgeleridir.

Tel Amarna Mektuplaşması (MÖ. XV. Ve XIV. Yüzyıllar) adıyla bilinen bu belgeler, Mısır’ın o dönemde başkenti olan Tel Amarna’da (ya da Tel al Amarna) bulunduğu için bu adla anılır.  Orta Mısır’da, Nil’in doğu kıyısında yer alan bu kent Firavun Amenofis’in eski başkentidir.

O çağda mevcut devletlerin en büyüğü Mısır’dı. XVIII. Hanedan firavunlarından III. Amenofis ve IV. Amenofis’in diplomatik yazışmalarını içeren arşivler, bu kentin kalıntıları arasındaki Amenofis sarayında ele geçirilmiştir.

Bu arşivler, firavunlar tarafından öbür devlet başkanlarına ve Mısır’a bağımlı bulunan Suriye prenslerine yazılmış mektuplarla bu mektuplara verilmiş cevapların metinlerini kapsamaktadır.

Söz konusu arşivler bugün, Londra’daki British Museum ile Berlin Devlet Müzesi’nin koleksiyonları arasında yer almaktadır.

 

Bir Zamanlar Ortadoğu

 

Milattan Önce II. Yüzyılın ortalarına rastlayan XVIII. Hanedan döneminde Mısır, dünyanın süper gücüydü. En büyük rakibi kuzey komşusu, Anadolu’da ilk büyük imparatorluğu kuran Hitit devletiydi. O dönemde Mısır’ın sınırları Batı Toroslardan Fırat’a kadar uzanmaktaydı. Mezopotamya’nın kuzey ve güneyindeki devletlerle, Mitanni, Babil, Asur, Suriye ve Filistin prenslikleriyle, Girit krallığı ve Ege adalarıylayoğun bir kültür, ticaret ve siyaset alışverişi içindeydiler.

Özellikle dış işlere bakan bir kançılarya (elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili görevlilerin çalıştığı yer) bulunmakta ve diplomatik yazışmalara özel önem verilmektedir. O dönem diplomasisinin ilk örneği sayılan Tel Amarna Mektupları içerikleri ve zenginlikleri bakımından tarihin en ilgi çekici belgelerindendir.

MÖ. 1278 yılında firavun II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattusil arasında yapılan Kadeş Antlaşması,tarihin kaydettiği ilk yazılı antlaşma olarak önemlidir.

Hitit kralı Şubbiluliyuma’nın Hititlerin başkenti Boğazköy’de bulunan arşivler de, Mısır arşivleri için tamamlayıcı bir materyal oluşturmaktadır.

 

Arşivlerin İçeriği Nasıldı?

 

Tel Amarna yazışmalarının büyük kısmı, o zamanki Suriye ve Filistin prensleri tarafından bağlı bulundukları Firavun’a yazılmış mektuplardan oluşmaktadır. Söz konusu prenslikler, o dönemin en kudretli iki imparatorluğu olan Hitit krallığı ile Mısır arasında birer tampon devlet rolü oynamaktaydılar.

Firavun, Suriye’deki etkisini güçlendirmek bakımından, bu prensler arasındaki düşmanlığı sürekli şekilde uyanık tutmakta yarar görüyordu.

Suriyeli ve Filistinli prensler tarafından yazılan mektuplar, genellikle firavuna yöneltilmiş övgü, selam ve bağlılık duyguları ile hükümdarlar arası evlilik tasarı ve tartışmaları ve özellikle de yardım, altın ve değerli armağan istekleriyle doludur. Öte yandan karşılıklı şikâyetler, suçlamalar, ihbarlar ve iftiralar… Danışıklı kavgalar, komplolar ve fetih siyasetinin temel ereklerine uygun “ayak oyunları” yer almaktadır.

 

Mesele Neydi?

 

Bütün mesele Hititlerin de bölge üzerinde egemenlik kurmak istemeleriydi. Hitit etkisi MÖ. 1380-1346 yılları arasında en yüksek noktasına ulaşmış bulunuyordu.Şubbiluliyuma döneminde Hititler, Mısır’ın sahip olduğu Sina Yarımadası’ndaki zengin maden yataklarına ve Lübnan’daki ormanlara göz dikmişti. Dolayısıyla Mısır firavunları, Hititlere karşı kendilerine müttefik aramaya zorlanmıştı. Bunlar da, Mitanni ve Babil devletleri olacaktı.

Ne kadar benziyor günümüz Ortadoğu’suna değil mi?

Coğrafya aynı, ilişkiler neredeyse bire bir…

Sadece günümüzden üç, bilemedin dört bin yıl önce yaşanmış.

Aktörler değişmiş.

Figüranlar da…

Ve aynı karmaşa içindeyiz hâlâ; kim aktör, kim figüran?

Belli değil.

 

[Kaynak: Uluslararası İlişkiler Tarihi I(Diplomasi Tarihi), Evrensel Basım Yayın, Çeviren Attila Tokatlı, Eylül 2009]


Bu haber toplam 445 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları