HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
11 Aralık 2019 Çarşamba
Fındık Fiyatı


16.50 TL - 17.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

TARİHİN SIR DOSYALARI Halifeligin Kaldırılması ve Osmanlı’nın Tarih sahnesinden çekilişi

13 Kasım 2019 Çarşamba Saat: 08:31

17 Kasım sabahı Sultan Vahdettin, küçük oğlu Mehmet Ertuğrul ve haremi ile Dolmabahçe Sarayından bir kayığa binerek Boğaz’da demirli duran İngiliz Malaya zırhlısı ile Türkiye’den ayrıldı, İngilizler Sultan’ın İngiltere'ye gelmesini kabul etmediği için bir süre Malta'da kaldı. ...

 

Son Osmanlı Sultanı Dördüncü Mehmet Vahidettin İngilizlere bir dilekçe yazarak,  İstanbul’dan başka bir yere naklini istedi. Mektubun orijinali aşağıdadır.

 

İşgal Orduları Başkumandanı General Harringthon cenablarına.
İstanbul'da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devleti fahimesine iltica ve bir an evvel İstanbul'dan mahalli ahara naklimi talep ederim efendim. 16 Teşrinisani (Kasım) 1922

Halifei Müslimin Mehmet Vahidettin

 

Sultan Vahdettin 17 Kasım 1922'de  daha dönemeyeceği bir yolculuğa çıkıyordu, gemi 20 Kasım'da Malta Adasına vardı.

Sultan, Filistin'e gitmek istediğini bildirmiş fakat müsaade edilmemişti.  22 Mayıs'ta İtalya'nın Cenova şehrine geldi, sonra San Remo şehrinde kiralanan Villa Magnolya isimli bir malikaneye yerleşti ve vefatına kadar burada kaldı.

16 Mayıs 1926 günü akşamı İtalya’nın Sanremo şehrinde Osmanlı Devleti'nin son padişahı kalp krizinden 65 yaşında hayata veda etti.

Sultan Vahdettin çevredeki manav kasap ve bakkala borç yapmıştı, alacaklılar cenazesine haciz koydular.  Padişahın cenazesi eşyalarla birlikte onbeş gün kadar villanın giriş katında mahsur kaldı.

Cenaze bir gece gizlice kaçırılarak limana, oradan da Suriye’ye getirilerek Şam şehrinde Süleymaniye camisinin avlusuna gömüdü.

 

 

Yeni Halife

Sultan Vahdettin’in 17 Kasım 1922’de ülkeden ayrılması üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi 18 Kasım 1922’de yeni halife olarak Abdülmecit Efendiyi seçti.

Fakat halifelik oluşturulacak yeni cumhuriyet için sürekli bir tehdit olarak algılanıyordu, tek çözüm vardı: Halifeliği kaldırmak.

431 sayılı kanun ile halifelik sona erdirildi ve Osmanlı Hanedanına mensup kişiler vatandaşlıktan çıkarıldı ve yurt dışına çıkarılmasına  karar verildi.

Saltanat ve halifelik peş peşe kaldırılınca 3 Mart 1924 tarihli kanunla hanedana mensup şehzadeler, sultanlar ve sultan çocukları ile eşleri hayatta bulunan padişah ve şehzade eşleri ile damatlar olmak üzere 155 kişilik Osmanlı Hanedanı Türk vatandaşlığından çıkarıldılar. 

Üç gün içinde sınır dışına  gönderildiler, çocukları ile  gitmek zorunda kalanlarla bu sayı 200’ü buldu.

Türkiye topraklarını terk için şehzadelere 24 saat, sultanlara 10 gün süre tanındı. Halife Aptülmecit Efendinin ise hemen o gece sınır dışı edildi. 

Bunların daha sonra Türkiye’den transit olarak bile geçmesi bile yasaklandı.
Hepsi uzun yıllar gittikleri çeşitli ülkelerde vatansız, pasaportsuz olarak yaşadı, çoğu, sürgünde sıkıntılar çekti, açlıktan ölenler bile oldu. (Kaynak Murat Bardakçı) 

 

 

 

Dönüşü olmayan yolculuk
Halifeliği kaldırılmasını Abdülmecit Efendiye tebliğ eden İstanbul Valisi Haydar Bey hatıralarında şöyle demektedir.
"Büyük Millet Meclisinin kararını Halife Abdülmecit Efendiye bildirmek üzere gece yarısı Dolmabahçe Sarayına gittim. Halife ve hanedan zaten o gece böyle bir bildiriyi bekliyorlarmış.

Hanedan üyelerine vatandaşlıktan çıkarıldıkları yurdu terk etmeleri için üç gün kadın ve çocuklarına ise on gün süre tanınmıştı.

Yol giderleri devlet tarafından karşılanacaktı. Padişah ailesine ait saray ve köşkler milletin malı sayılmış diğer sahip olduklarını satabilmeleri için kendilerine bir yıl süre tanınmıştı.

 

Karar Halife Abdülmecit’e İstanbul valisi ve Emniyet müdürü tarafından hemen tebliğ edildi ve hemen hazırlanmasını istendi.

Abdülmecit böyle bir kararı beklemiyordu ya da bu kadar çabuk olacağını tahmin edememişti, sadece kendisine ait özel eşyalarını ve maddi varlıklarını almasına izin olduğu söylendi.

Karar tebliğ edilmeden önce telefon hatları kesilmiş ve saray kuşatma altına alınmıştı. Abdülmecit ertesi gün erkenden ailesi ve yakınları ile saraydan alındı ve Çatalca’da İsviçre’ye giden Simplon Expres adlı trene bildirildi.

Bütün Osmanlı hanedanına bir yıllık dönüşü olmayan bir pasaport veriliyordu.

Abdülmecit ile birlikte hanedan mensubu ve hizmetliler de dahil 234 kişi on gün içerisinde yurt dışına çıkarıldı.

Hanedan üyesi bayanların dönüşüne 1952’de, erkeklere ise 1974’te izin verildi.

 

Bir başka bilgi de şöyle:

Hanedan ve saray hilafetin kaldırılacağı hanedan mensuplarının sürgüne gönderileceğini biliyordu, fakat bütün Osmanlı ailesinin Türkiye’den gönderileceğini tahmin edemiyordu…

Türkiye Büyük Millet Meclisi 431 sayılı “ Hilafetin kaldırılmasına ve Hanedanın Türkiye Cumhuriyeti devleti haricine çıkarılmasına dair kanunu kabul etti. Hükümet Halife Abdülmecit Efendi’nin ise hemen o gece sınır dışı edilmesi talimatını verdi.

Kararı İstanbul valisi Haydar Bey ve Polis müdürü Sadedin Bey tebliğ ettiler. Bu sırada sarayın etrafı inzibatlarca sarılmış telefon ve telgraf ağı kesilmiş giriş çıkışlar tutulmuş dışarı ile her türlü bağlantı imkânı kesilmişti. Halife Abdülmecit’in kararı öğrenince ilk tepkisi

“ Ben vatan haini değilim, buradan ölsem de gitmem” oldu.

Fakat vali Haydar Bey milli iradenin kararına itaat etmediği takdirde gerekirse zor kullanılarak çıkartılacağını söyledi

 

Hazırlıklar 1,5 saat sürdü Halife ve maiyeti hemen o gece Dolmabahçe’den alınıp Çatalca’ya götürüldü.  İstasyonda bekleyen Simplon Ekspresine bildirilerek Türkiye topraklarından çıkarıldı.

Halifenin sürülmesinden hemen sonra da Dolmabahçe sarayında Sultan Abdülaziz zamanından beridir yaşayan ve hizmet gören 50 kadar yaşlı kadın Darülaceze’ye sevk edildi…

İki hafta içinde 155 kişilik Osmanlı ailesinden Türkiye’de hiç kimse kalmadı.

 

Kanuna dahil olmadıkları halde anne-baba ve çocuklarıyla  gitmek zorunda kalan toplam iki yüz kişiye verilen ikişer bin İngiliz lirası ve bir yıllık “dönüşü olmayan” pasaportlarla Heimatlos  (vatansız)  statüsünde sınır dışı edildiler.

Böylece Cumhuriyet Türkiye’si, mirasını devir aldığı altı yüz yıllık bir devletin kurucu ailesi bu şekilde tarihe taşıyordu.

Böylece Osmanoğulları tarih sahnesinden çekilmiş oldu.

 

Kaynaklar:
Ekrem Buğra Ekinci,” Sürgündeki Hanedan,”

Doç. Dr. Oğuz Aytepe, Halifeliğin Kaldırılması Ve Hanedanın Yurtdışına Çıkarılması

Kerime Şenyücel, Hanedan’ın Sürgün Öyküsü

Bazı kaynaklardan alıntı yapılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu haber toplam 517 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları