HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
6 Aralık 2019 Cuma
Fındık Fiyatı


16.50 TL - 17.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

Bizim Çocuk Okumuyor Hocam!

2 Aralık 2019 Pazartesi Saat: 09:03

Malum benim mesleğim psikolojik danışmanlık. Böyle olunca çocuk, genç, yetişkin, erkek, kadın, evli, bekâr demeden çok farklı gruplardan birçok insanı dinleme imkânım oluyor. Her birinin apayrı hikâyesi, apayrı meselesi var. İnsanoğlu her şeyiyle farklı, bunu yeniden yeniden anlıyorum.

Özellikle bana gelen danışanlar içinde çocuklar ciddi bir yer tutuyor. Gelen çocukların için de   -aslında “gelen çocuklar” ifadesi yerine “getirilen çocuk” ifadesini kullanmalıyım, çünkü çocuklar anne babalarıyla gelirler- en çok dile getirilen problemleri şöyle sıralayabilirim; ödevlerini yapmıyor, sorumluluklarını bilmiyor ve yerine getirmiyor, televizyonun başından kaldıramıyoruz, elinden tablet telefon düşmüyor, bıraksam sabaha kadar bilgisayarda oyun oynuyor. Bunlara daha başka şeylerde ekleniyor tabi, mesela; çok dikkatsiz, sürekli çatışıyoruz, elinden gelse beni bir kaşık suda boğacak o haldeyiz, içine kapanık, özgüveni düşük, çalışıyor ama yapamıyor, dersleri çok iyi ama sınav başarısı düşük, hiç arkadaşı yok, okulda dışlanıyor gibi. Diğer taraftan daha farklı beklentiler, ilgiler de söz konusu tabi. Mesela; çocuğunun zekâsını –düzeyini / puanını- merak eden anne babalar var. Ya da çocuğunun içinde bir şeyler biriktirdiğini ama bir türlü kendileriyle paylaşmadığını düşünen ve içinde ne biriktirdiyse bunları benimle konuşabileceğini, içini döküp rahatlayabileceğini düşünen ve bu beklentiyle gelen anne babalar var. Bunların her birinin başımızın üstünde yeri var. Yargılayamaz, yadırgayamayız. İnsan neyi sorun görüyorsa, sorun olarak neyi tanımlıyorsa, o tanımın içine ne koyuyorsa “o sorundur”. Bu kadar. Ne evrensel bir sorun tanımı var ne de böyle bir tanıma ihtiyaç var. Çünkü bu her şeyden önce insanla da insanlıkla da uyumsuzdur. Klinik manzara, patolojik durumlar istisna tabi. Onlar bir sınır değildir. Yani sorun dediğimiz şeyler sadece onlar değildir. Onlar bir bilim dalının perspektifinde önceden belirlenmiş, içeriği doldurulmuş, adı konulmuş anlama kılavuzlarıdır. Bir nevi yol haritasıdırlar. O kadar. Hey o kavramlarla mukayyet değildir.

                Bütün bu ifade edilenlerin aslında bir üst başlık olarak ya da bir kategori yapsak akademik başarıyla, yaşa bağlı gelişimle, sosyal ortamla ilgili olduğunu görüyoruz. Bunların yanında çoğu zaman bir sorun olarak duyduğum bir konu daha var; çocuklar kitap okumuyor. Evet, doğru okudunuz ve elbette doğru anladınız, anne babalar çocuklarının kitap okumamalarını bir sorun olarak görüyorlar. Ve bu öyle bir iki kişiden, aileden gelmiş bir serzeniş değil. Elbette okuyan çocuklar da var. Onları takdir ediyor ve yüreklendiriyoruz. Hatta fırsat buldukça okudukları üzerinden güzel sohbetler gerçekleştirdiğimiz çocuklar da çok. Ama genel olarak böyle bir sorun tespiti var ailelerin ve bu benim için harika bir şikâyet konusu. Neresinden bakarsanız bakın sosyal bir mesele bu. Hatta bana sorarsanız bugünkü en büyük, en önemli memleket meselesi.

                Şimdi okumayan bir çocuğa bir psikolojik danışman ne yapabilir ki, diye sorabilirsiniz. Ki, bence bu çok yerinde bir soru olur. Ama dikkatinizi çekerim, hiç kimse benim çocuğum kitap okumuyor diye gelmiyor zaten. Dile getirilen onca sorun içinde bir de bu dile getiriliyor; kitap da okumuyor deniyor. Evet tam da o anda yani bu cümleyi duyduğumda o can alıcı soruyu soruyorum tabi; siz kitap okuyor musunuz? Cevaplar genel de olumlu ve bu beni çok mutlu ediyor. Ha her müşteki anne baba okuyor mu, elbette hayır. Ama bence bunu sorun olarak görmek de önemlidir. Sonra bir başka soruyu soruyorum; çocuğunuzun neden kitap okuması gerektiğini düşünüyorsunuz, bu ona ne sağlayacaktır sizce, diyorum. Diyorum ve o harika cevaplar geliyor tek tek; kelime haznesi gelişir, sınav başarısı artar. Evet harika cevap bu işte, sınav başarısı artar! Kendimce meseleyi biraz daha inceltmek istiyorum tabi ve soruyorum; okumak sınav başarısını sizce nasıl etkiler? Paragraf sorularında zorlanmaz diyor anne babalar. Mesele böyle uzayıp bir müddet gidiyor. Aslında verilecek cevapları bilmiyor değilim, benim tecrübemde biri için bunları tahmin etmek güç değil. Hatta kendimi abartmayayım benim tecrübeme bile gerek yok, çünkü bunu bu ülkede yaşayan hemen herkes bilir.  Maalesef bizim ülkemizde öğrenmek adına yapılacak her faaliyet, hatta kültürel, sanatsal, sportif eylemlerde de dâhil hemen her şey sınavla değerlendirilir. Bizde bir şeyin değeri sınava, sınav başarısına yaptığı katkı kadar değerlidir. Mevcut durum buyken, anne babalara ne diyebiliriz ki?         

 


Bu haber toplam 309 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları