HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
4 Ağustos 2020 Salı
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

İSMAİL SARI

İSMAİL SARI

“Allah Rızası İçin!..” Söylemleri

6 Aralık 2019 Cuma Saat: 08:46

Geçmişi, tarihi seyri hayır kurumları ile dolu olan bir milletin torunlarıyız. Bununla da övünüyoruz. Dünya varlığına çok fazla değer vermeyen, ömürleri at sırtında cengâverlikle ve çadırlarda yaşayarak geçen atalarımız, islamın insan ruhunun eğitimi ile ilgili öğretilerini görünce, hiç zorlamadan ve zorlanmadan, akın akın islamı seçmişler, cengâver ruhlarının devamı, islama büyük hizmetlerine neden olmuştur. İslama girdikten sonra yerleşik hayata özenilmiş ve bu ruhla, Anadolu’da Türk Tarihi inşa edilmiştir. Selçuklular ve devamında Osmanlılar, tarihi hayır kurumlarının (vakıf eserleri; mabetler, medreseler, hanlar-hamamlar, çeşmeler-köprüler, kervansaraylar-aşevleri vs.) şaheserleri ile Anadolu’ya ve gittikleri her yere mühürlerini vurmuşlardır. Bu tarihin her noktasında, Allah RIZASI vardır.

                Osmanlı’nın son dönemlerinden günümüze kadar devamede-gelen seyir; tarihi şatafatından biraz uzak, zayıf ve dünyaya bağlılık, dünya malına düşkünlük meylinin fazla olduğunu gösteriyor. İnançlara bağlılık zayıfladıkça, Allah rızasının gözetimi de zayıflamıştır. Kişisel varlık olarak yapılan köşkler, saraylar, bağlar-bahçeler, tarihi hayır kurumlarının yerine oturur olmuştur. Bu durum; günümüzde de devam etmesi gereken hayır kurumlarının ( camiler, bazı okullar; İmam-Hatip okulları gibi, kurslar ve benzerleri) yapımı için adeta dilencilik yapar gibi toplama zaruretini doğurmuştur. Sonuç itibariyle üzücüdür tabii. Ancak zorunludur. İhtiyaç olan hayır kurumları devam ettirilecektir. Vakıf ruhu ölmüş, zekât kurumu işlemez-işletilemez olmuş, hayıra yönelik gönüller katılaşmış ve Allah rızası, söylem haline gelmiş, gönüllere inmez olmuş, dünya malı düşkünlüğü ve miras bırakma hırsı, bütün ruhsal değerleri yok etmiş; ne acıdır ki, insan ruhunun maddi değerler uğruna harcandığı bir dönem yaşanır hale gelmiştir. Bu acı gerçek, müslüman toplumlar için kötüye gidişin açık göstergesidir. Maddi varlığa doymayan insan hırsı, iki paralık varlıklar için birbirini yer hale gelmiştir. Paylaşılamayan miraslar için katliamların her geçen gün artması, sadakası ve zekâtı verilmeyen haram varlıkların kötü sonuçlarıdır. Üzülerek söylüyorum ki, farkına varan nerede, gerçeği kabullenecek ruh olgunluğuna sahip insanımız hani?

Kur’an-ı Kerim’in Ra’d süresinin 27-28. ayetlerinde Allah (cc):

“… Şüphesiz Allah, kendisine yönelenleri hidayete erdirir. Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki kalpler, ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” buyuruyor.

Allah’ı zikir; O’nu anmak, hatırlamak ve O’nun rızasını düşünerek hareket etmektir. Allah’ı hatırlayarak yapılan her iş, bir zikirdir. Dolayısıyla, kişisel menfaatler öne geçirilince, Allah’ı hatırlamalar da güme gidiyor. Gönüller doymuyor, tatmin olmuyor ve nefis kavgaları, toplumsal kavgalar haline dönüşüyor. Allah’tan uzaklaşan müslüman toplumlarda, toplumsal huzursuzluklar her geçen gün artıyor. Unutmayalım! Müslüman olmayan toplumlara Allah, dünyalıklarını noksansız olarak veriyor ki, ahirette hak sahibi olamasınlar. Ama müslüman, hem dünya nimetlerini hem de ahiret nimetlerini birlikte isteyen kişidir.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…


Bu haber toplam 576 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları