HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Ocak 2020 Pazartesi
Fındık Fiyatı


16.50 TL - 17.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

YAHYA CUMHUR TAPÇI

YAHYA CUMHUR TAPÇI

Utanma Duygusu Günah ve Ayıpsız Nesil

10 Aralık 2019 Salı Saat: 08:47

Her devrin kendine has kuralları, uygulamaları, yöntem ve teknikleri oluyor.

Bizim kuşağın pek çok kişisinin anne babalarından biri veya her ikisi okula gidememiş/gönderilmemiştir. Buna rağmen aile içinde gördükleri terbiye onları anne baba, topluma yararlı bireyler olarak yetiştirmiştir. Yani gelenek ve görenekler onlara rehber,  öğretmen olmuş,  onlar da bu toplum içinde üzerlerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmışlardır. 

En etkili eğitim yöntemleri, çoğu zaman izah edemedikleri ya da bizim çocuk aklımızla anlayamayacağımız konulara; GÜNAH, ALLAH YAKAR ve AYIP uyarılarıyla cevap vermeye çalışırlardı. Bu da bizi bazı durumlarda yanlışlıklardan ve kötülüklerden korurdu. Tabi biz anne ve babalarımızın sözlerini dinler, dikkate alır ve ona göre hareket ederdik. Şimdiki zamanda anne baba çocuklarının uyarılarına, direktiflerine ve isteklerine göre hareket ettiklerinden artık aileyi de onlar yönetiyor. Hal böyle olunca bu devirde her şey bilimsel(!) yollarla çocuklara anlatılmaya çalışıldığı için çocuklar her şeyi herkesten daha iyi(!) biliyor, böylece anne babaların onlara günah, ayıp gibi kavramlarla cevap vermeleri mümkün olmuyor tabi.

Günah kavramı çocukları ve tabiki insanları yanlışlıklardan ve kötülüklerden korur. Ayıp kelimesi ise öncelikle kişilerin kendi kimlikleri ve kişilikleri için önemli bir uyarıdır. Olur olmaz yerde, olur olmaz söz ve davranışlarda bulunan bir kişi toplum tarafından yadırganır, hakkında olumlu ya da olumsuz yargılar oluşmasına sebep olur. Mesela, kalabalık ortamlarda yüksek sesle konuşmak, diğer kişileri rahatsız edici davranışlarda bulunmak, yüksekten atmak, bilgiçlik taslamak, vb. toplumda hoş karşılanmayacak bir davranıştır. Bu tür davranışlar AYIP kategorisine girer.

Eskiden, daha kırk elli sene evvel, şehirli ile köylü ayırt edilirdi. Şehirlide bir asalet, letafet, zarafet, kibarlık vardı. Şehirli, bilgili ve görgülü idi. Toplumda nasıl konuşulacağını, nasıl davranılacağını bilir, diğer insanlar da onları örnek alır ve bir şehir sosyal hayatı oluşurdu. Bugün baktığımızda insanlarda bir zarafet, letafet, kibarlık kalmamış. Erkekleri geçtik bayanlara baktığımızda onların da erkeklerden farkı kalmamış. Özellikle, erkekler ne yaparsa hepsini yapıyorlar; sokakta yüksek sesle konuşuyor, sigarayı derin derin çekip şöyle bir etrafa üflüyor, erkeklerin bile ağzına alamayacağı küfürler sallıyorlar ve bir erkek olarak ben utanıyorum.

Çocuklarımızı sosyalleştirelim diye ne günah bıraktık hayatlarında, ne ayıp kavramlarını. Anlayan ve bilenler de içini boşalttılar. Hala da boşaltıyorlar. Utanma duygusunu zaten köşe bucak arar olduk. Her şeyi açık seçik çocuklara anlatmak gerekliliğine inanan bu nesil ayıp, günah ve utanmayı günlük hayatlarından kaldırmışlar ama her ne hikmetse onların yerine bir şey getirememişler, doğru dürüst bir açıklama yapamamışlar çocuklarına.Çok aydın(!) bu nesil nedense çocuklarını gerektiği gibi aydınlatamamış. “Ar, namus, hayâ, edep” kavramları yerlerde sürünüyor. Son zamanlardaki tacizlerin, cinayetlerin altında ne yatıyor acaba? Bizim sosyologlarımız bu konuları hiç araştırmışlar mı? Nasıl bir sosyal patlama içindeyiz? Devleti yönetenlerimiz, yönetmeye talip olan siyasetçilerimiz bu konuda bir çalışma yapmış mıdır? Kadın cinayetleri, istismar olayları, sapkınlık içinde olan bugünün yetişkinleri hangi dönemin çocukları imişler acaba? 

Edep, hayâ, ar, namus, Allah korkusunu ve sevgisi” kitaplarda anlatılarak, okuyarak öğrenilmez, ana kucağında, aile ocağında aynı zamanda “günah, ayıp” kavramları üzerinden öğrenilir. Bu devirde bu kafa diyecekleri görür gibiyim. İşte böyle diyecek kafaların yetiştirdiği nesil bunlar.

Biz çocuklarımızı en iyi üniversitelerde okutmaya çalışıyoruz ama en iyi ahlakı vermeye çalışıyor muyuz? Mevlana ve Yunus’taki insan sevgisi, hoşgörü anlayışı, onlar gibi yetişmek ve onların ahlaklarıyla ahlaklanmaktan geçer.

Yunus’un sözüyle bitirelim: “Girdim ilim meclisine / Eyledim kıldım talep / Dediler ilim geride /İLLA EDEP İLLA EDEP


Bu haber toplam 612 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları