HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
30 Eylül 2020 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

İSMAİL SARI

İSMAİL SARI

Yeni Yılımız Kutlu ve Mutlu Olsun İnşaalah

3 Ocak 2020 Cuma Saat: 08:58

                Ömrümüzün kocaman bir dilimini daha geride bıraktık. Hep geleceğe bakıyoruz. Yaratılışımız öyle; önümüze bakmak zorundayız. Ancak önümüze bakarken AT GÖZLÜĞÜ ile değil de AT GÖZÜ ile bakmamız gerekir. Atın gözünü Allah, ona yüklediği göreve uygun olarak, farklı yaratmıştır. Atın görevi, dere-bayır demeden, her türlü arazi yapısında yolları hızla aşarak sahibini menzile ulaştırmaktır. Yani askere, görevini yapma imkânı sunmaktır. Onun için Allah, atın gözünü yarım daire şeklinde yaratmış; gözünün birisi ile bir tarafının tamamını, diğeri ile de bir yanının tamamını görür. Yani koşarken bile, bastığı yeri, önünü, arkasını ve havada uçanı-göçeni görür. Kısaca, dört yanının tamamını görür. Onun için ata, özel işlerde kullanırken, etrafından etkilenmesin diye AT GÖZLÜĞÜ takılır.

FERASET

Arap lisanında atın adı, FERAS’tır. Peygamberimiz (as) buyuruyor ki; “Mü’minin ferasetinden sakınınız.” Feraset; müslümanın, at gözü ile etrafına bakarak, her tarafını birlikte görmesidir. Bir başka söyleyişle, müslümanın altıncı hissinin de çalışıyor olmasıdır. Heyhaaattt!.. Nerede? Müslüman, beş hissini çalıştıramıyor ki, altıncı histen haberi olsun. Kolaycılığa kaçıyoruz. Dinin güzelliklerineuymak zor gelince, kafamızdaki güzellikleri dine yamayıveriyoruz; ortaya çıkıyor yepyeni bir din. Gruplara, partilere, tarikatlara göre öyle çok din var ki piyasada, hangisinin islam dini olduğunu seçmede zorlanıyoruz. Adamın sırtında bir cübbe, dili de iyi laf yapıyor; güya bir tarikatın müridi (bağlısı) görünümünde. Ahir zaman alametlerinden bahsederken MEHDİ’yi anlatıyor. “Mehdi gelecek, küffarı kılıçtan geçirecek, müslümanların içindeki münafıkları temizleyecek; ona uyan insanlar doğru cennete.” Bunun adına, beleşçilik denir. Bizim öğrendiğimiz islamda böyle beleşçilik okumadık, görmedik. Böyle beleş olsaydı cennet, Hz Peygamber ve sahabe, canlarını ortaya koyarak mücadele vermezlerdi.

Sözümün özü:

Yeni yıllarla ilgili yazdığım her yazıda, Müslümanlardan eleştiri aldım. Ben eleştirilmeyi seven bir insanım. Art niyetli bile olsa eleştiriler, noksanlıkları tamamlayıcıdır. Bu yazımın da eleştirileceğini biliyorum. Eleştiriler, yazımın konusu ile ilgili olduğunu da belirtmeliyim. Yani, hiristiyanların dini bayramı olan yılbaşı ile ilgili yazı yazmış olmam eleştiriliyor. Elbet ki ben, bir dini bayramı kutlamak için yazmıyorum yazılarımı. Devletin, milletlerarası ortak uygulamalardan olan TAKVİM birliğine dayalı olarak, GÜNEŞ yılına göre ayarlanmış takvimin yılbaşı olan Ocak ayının ilk gününü, yeni yılın başlangıcı sayarak yılbaşı kutlaması yapıyoruz. Aslında, hem hiristiyanların hem de yahudilerin dini takvim ve yıl ayarlamaları, biz müslümanların uymak zorunda olduğumuz ay yılı esasına dayalı iken, ibadet zamanlarını, istedikleri zamana göre değiştirmiş olmaları nedeniyle Allah’ın gazabına uğramışlardır. Fatiha suresinin sonundaki, “Gazaba uğrayanlar ve dalalete (sapıklığa) düşenler” ifadesi ile bu gerçekler anlatılmaktadır (Tefsir kitaplarına bakılabilir).

Bu açıklamadan sonra diyorum ki, biz dini günlerimizi kameri yıl (ay yılı) esasına göre uyguluyoruz. Bir değişiklik yok. Milletlerarası takvim ortaklığına dayalı olarak güneş yılı (miladi yıl) takvimini kullanmamızın dinimizce bir sakıncası yoktur. İçki, oyun, eğlence işleri yılbaşına mahsus değil. Meyhaneler, gazinolar ve kumarhaneler sene boyunca devam ediyor. Yılbaşı gecelerinde bu yerlerden açık yayınlar yapıldığı için bazı insanlarımız, o gösterilenleri sadece yılbaşına mahsus zannediyorlar. Elbet ki bunlar, dinimizce haram olan şeyler. Ancak devlet laiklik esasına göre yönetiliyor. Dinin hükümleri, devletin işleyişine karıştırılmıyor. Konfüçyüs şöyle diyor: “Bilge kişi, her şey için kendisine yönelir; budala kişi, her şeyi başkalarında arar.” Noksanlıklarımız için başkalarını suçlamayalım diye, müslüman feraset sahibi olmalıdır; yani her yanını görmeli, bilmeli ve uygulamalıdır, diyorum.

Bütün milletimizin ve islam aleminin, özellikle okurlarımın ve Ünye Kent ailesinin yeni yılını kutluyor, hayırlı uğurlu ve güzelliklerle dolu olmasını diliyorum.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…


Bu haber toplam 477 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları