HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
10 Nisan 2020 Cuma
Fındık Fiyatı


19.50 TL - 20.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

İnsanlığın Şansı Antibiyotikler

5 Şubat 2020 Çarşamba Saat: 08:50

     Doktorluk yaptığım zamanlar. Sabah, bismillah, Ünye AÇSAP’da muayeneye başlamışım, kapıda tanıdığım bir dostum görünüyor. Yanında kızı veya gelini  olabilecek  genç bir hanım, kucakta  bir bebek.  Adam can havliyle anlatmaya başlıyor. “  Doktorum, torun çok hasta, akşam ateşten yandı, göğsüne, kollarına, koltuk –apış aralarına hep  alkollü ıslak  bezler koyduk, ateş bir türlü düşmedi.”

 “ Evde ateş şurubunuz yok muydu.?” “Vardı,  falan  şurup ile beraber  dönüşümlü verdik, yanlış mı yaptık.”  O zamanlar,  dediğimiz dönüşümlü vermeyöntemi  yeni yeni başlamış. “ Hayır  canım,  o yöntemde doğru bir yöntemdir, ancak, ateş ve diğer belirtiler ilerledikçe, git gide çoğalan mikrop akınını durdurabilmek için, bir  antibiyotik  takviyesi de daha yararlı olurdu.”

   “Doktorum, gece ateş kesilmeyince, hastaneye acile götürdük, ilk   müdahaleyi   yapıp, taburcu ederken de  antibiyotik şurup yazdılar.” “İçirdiniz mi, içince ateş azalmadı mı?” “ Doktorum, daha doğrusu biz antibiyotiği içiremedik.”  Biliyorum ve nedenini sormuyorum.  

Günümüzde  gittikçe rağbet gören bir düşünceyle, ateşli hastalıklarda  ilk belirtiler başladığında infeksiyon    etkeninin viral kaynaklı olma olasılığı yüksek olduğundan ki, özellikle ağız-boğaz yolları infeksiyonlarında  ilk gün  bu oran % 90 civarındadır,  bu da bir gerçektir ki, virüslere etki göstermeyen  antibakteriyel   bir etken olan antibiyotiğin, bu aşamada  verilmesinin, elbette ki, pekte bir anlamı yoktur.

Ammaaa ve lakin, ikinci ve bilemediniz üçüncü günlerden itibaren   ,  özellikle yine % 90’ınını, halk arasında ‘beta streptokok’ diye bilinen,    A gurubu Beta hemolitik streptokoklardan oluşan  bakteriyel etkenler, virüs toksinlerinin harap etmeye başladığı  mukozalarda yerleşme  ve hızla etkilerini  gösterme  avantajı  bulurlar. Aynı şekilde sık ve benzer şekilde, böbreklerin ve  mesanenin kapsadığı idrar yollarında da yine % 90’ınını , halk arasında   ‘e.coli’ diye bilinen EsherichiaColi basilinin  tuttuğu infeksiyon üremesi oldukça yaygındır  ve  ilerlemiş infeksiyonlarda serum içerisinde intravenöz-damar içi bir geniş spektrumlu bir antibiyotik tedavisi ile de, ancak kökü kurutulmaktadır.

      Anne atılıyor. “Almanya’da doktorlar hiç anti biyotik vermezler.” Adam sabredemiyor. “ Kızım, belki sen,  Turgay bey’i hatırlamazsın. Sen küçükken, biz seni hep ona muayene ettirirdik. Sen, bilmem kaç kez, onun  reçeteleriyle tedavi oldun. Biz, sana hep antibiyotik içiriyorduk. Onca hastalığına rağmen,  bak,  sapasağlam  büyüdün.”

        Sözü fazla uzatmak istemiyorum.   “Tamam, istemiyorsan verme, amma, rahatsızlık daha da ilerlediğinde, sonuçta  hastanede yatırıp, bu kez,serum içinde damardan antibiyotik tedavisi yapmak zorunda kalırlar.” Diyorum.

Dünyanın ilk ve en tanınmış antibiyotiği ‘penisillin’inhikayesini  herkes bilir.Kısacası,  daha sonraları  İngiltere Başbakanlığıda yapacak olan genç  Winston Churchil’i  avlanırken  düştüğü bir  bataklıkta boğulmaktan kurtaran genç AleksanderFleming,  Winston’un varlıklı  aristokrat  babasının cömert  bir  lütfuyla Tıp eğitimi  alarak doktor olmuş ve yıllar sonra, yaralara  sürülen küflenmiş merhemlerde fark ettiği mucizevi iyileşmenin sebebini ararken,  ilk antibiyotik olan Penisilin’i  keşfetmiştir.

Penisilin çok işe yaramış ve acımasızBirinci Dünya Savaşı yıllarında  hastanelerde ve  cephe gerilerinde, binlerce insanın ve askerinenfekte basit yaralar  ve iltihaplanan savaş yaraları nedeniyle ölmesinin önüne geçmiştir.Fleming’inölmesine rağmen, onun bulduğu Penicillin sayesinde hayatı kurtulan birçok, daha doğrusu  milyonlarca insan ise,  daha uzun yıllar yaşamaya devam edebilmişlerdir. Hatta derler ki, Winston Churchil  bile,  ileri yıllarda yaşlılığında hastalandığında antibiyotik ile tedavi edilmiştir.

Günümüzde penisilin ile birlikte bir yığın yeni keşfedilmiş antibiyotik gurubu da  tıbbın  hizmetinde kullanılmaktadır  ve  artık,infeksiyon hastalıklarının tedavilerinde, ‘Antibiyogram’dediğimiz antibiyotiklere karşı  direnç veya hassasiyet tesbiti  yapılmadan, gerekli antibiyotik türü tesbit edilmeden,tedavide kullanılacak antibiyotik seçimi, pek tercih edilmemektedir.

Bir konu daha var.Televizyonda sözüm ona eğitici-bilgilendirici  bir kamu spotu.  Beyaz önlük  giymiş bir hanım,  masa üzerinde  üzerinde antibiyotik yazan bir ilaç şişesini eline alıyor ve kameraya doğru uzatarak “ Antibiyotikler ağrı kesici değildir.” Diyor.

 Vakti zaman,  bir sebeple  evde misafirlerim var. Bizim büyük dayı rahatsızlandı. Üşütmüş, akşam gelirkenbirkaç ilaç getirdim. Hafif bir yemek sonrası, teker teker dayıya veriyorum. Dayı , hepsinin ne işe yaradıklarını  filan  soruyor. Sıra antibiyotiğe gelince,ben  dahabir şey demeden, benim o zamanlar beş yaşında olan oğlan atıldı. “ O antibiyotiktir, dayı, mikropları öldürecek .” dedi. Gülüştük.   “ Aferin, nasıl da biliyor, bu çocuk büyüyünce doktor da olur.” Dediler. Bilir elbet, benim çocuklar, ben  sağlık ocağında muayene yaparken her gün yanımdaydılar, evde  de görüyorlardı. O da, şimdi doktor.

Sözün kısası, istikbalde doktor adayı el kadar  çocuğun bildiği şeyi, halka, ‘ağrı kesici değildir’,  diyerek, tersten anlatmaya çalışmakta biraz tuhaf oluyor, zaten,bu devirde antibiyotiğin ne işe yaradığını, ‘ağrı kesici olmadığı’nıbilmeyen mi var.

Anlatılmak istenilen şey, yani antibiyotiklerinyerli yersiz, aşırı, ihtiyaçtan fazla temin edilmesinin-kullanılmasının, yararından çok zararı olduğu, ayrıca, mümkün olduğunca hekim-sağlıkçı tavsiyesiyle kullanımının daha uygun olabileceği söylenip,  başka türlüde anlatılabilinirdi, amma, biz yine sadede gelelim  veson bir söz ile konumuzu kapatalım.

Hani, konumuzun başında anlattığımız hikayenin kahramanı olan ve ., başına gelen felaketlerden,  şansı sayesinde,  iki kez, biri antibiyotiği bulan kişi   ve   diğeri de onun keşfi olan antibiyotikler  sayesinde  ölümden kurtulan, sonradan İngiltere Başbakanı olan,  İngiltere ve dünya aktif siyaset sahnesinde çok önemli roller oynamış olan Winston Churchil’in bir sözü vardır. “İnsanlara sağlık ve zenginlik dilemeyin; şans dileyin.” der. “Titanik’ tekilerin hepsi zengin ve sağlıklı idiler, ama şansı olanlar kurtuldu             

 Antibiyotiklerde insanların, insanlığın değeri inkar edilemez bir şansıdır. Onlar sayesinde yakın zamanlardan beri bir çok insan, ölümden kurtulmuştur ve kurtarılmaktadır.

Saygılarımla.


Bu haber toplam 253 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları