HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
18 Şubat 2020 Salı
Fındık Fiyatı


19.50 TL - 20.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

UZM. DR. ALİ COŞKUN

UZM. DR. ALİ COŞKUN

ÇİN TIBBI, UYGUR TÜRK TIBBI ve Antik Yunan TIBBI :

10 Şubat 2020 Pazartesi Saat: 08:57

ÇİN TIBBI :

Ying – Yang , iyi – kötü, sağlıklı – hastalıklı durumların denge halini ifade eden bir felsefeye dayanır. Çinlilerde M.Ö. 3000 yılında yaşamış en ünlü hekim SHEN NUNG ‘tur. Çinliler, Konfüçyanizm’e tabi olduklarından teşrih yapmazlardı o nedenle de anatomi bilgileri iyi değildi. Tıbbi bitkileri ve Akapunktur’u kullanarak tedavi prensiplerini belirlemişlerdi. Sarılık giderici olarak sarı renkli çiçekler kullanırlardı ( M.Ö. 1000 ).

M.Ö.600 yılında  Lao Tzu adlı bir kişi Tao ( birden fazla ) sistemini ortaya attı. Efsaneye göre : bilgeliğin sembolü olarak sakallı olarak doğduğu, neredeyse 1000 yıl yaşadığı günümüze kadar söylenegelmiştir.

Taoculuk “gerçeği yorumlama” felsefesidir. Beden – nefes – zihin  egzersizleri ve yoga içerir. Bizdeki Tasavvufa benzer şekildedir. Rüya ve bilincin farklılıklarını da ele alır. Kalp yolu en üst seviyedir. Taocu yaşam anlayışına göre “hiçlik”, yaratıldıktan sonra meydana gelmiş bir “bir şey olmaması” durumudur. O an her şey olabilir ve hiçbir şey olmayabilir. Tao’cu yaklaşıma göre : Bir ağacın var olabildiğini görebilmemiz için orada bir boşluk olması gerekiyor. Aksi takdirde göremeyiz. Yani  bir şey ancak kendi zıddı ile algılanabilir.

Temelini taoculuk’tan alan Çin Tıbbı, İnsan vücudu da doğa gibidir der. Gölge ile güneş’in dengesi ( yin yang ) gibi, insan vücudu da  dengede olmalıdır. Doğada bulunan 5 element ( Ateş, toprak, metal, su, ağaç ) dengede olursa sağlık da korunur. Ağaç: Karaciğeri, safrayı, gözleri ve eklemleri temsil eder. Su : Böbrekler, mesane, kemikler, beyin, omurilik, kulaklar ‘ı temsil eder. Ateş : Kalp, kan, damar sistemi, ince barsakları ve dili ifade eder. Metal : Akciğerleri, kalın barsağı, cildi ve burunu simgeler. Toprak ise : Mide, Dalak, pankreas, kaslar ve ağzı temsil eder. Bu 5 elementin temsil ettiği organlar birleşince ruh oluşuyor. Bu organlar içinde barındırdığı duygunun zıddını da barındırabiliyor. Ateş sevgi de barındırır, nefret de barındırır. Metal cesaret de barındırır, hüzün de barındırır. Su korku da barındırır, şefkat de. Toprak dengeyi de barındırır huzursuzluk da.

M.S.200’lerde Çinli hekim CHANG CHUNG KİNG ateşi olan çocukları su ile tedavi ederdi. Yine aynı zamanlarda Çinli Hekim HUA TU, ameliyat edeceği hastalara esrar vererek onların acı duymadan bir ameliyat geçirmelerini sağlardı.

Yine aynı dönemlerde Çinli hekim TEHONG, diyabeti ‘’ susuzluk hastalığı ‘’ olarak isimlendirdi. İmparator Tai Tushung zamanında ( M.S. 500 ) Çin Devletinin Baştabibi hekim Tao Hung Ching, akupunktur yöntemini geliştirerek tedavi yapmaktaydı. Aslında bir çok tarihsel bulgu, akupunktur’un eski bir Türk tedavi şekli olduğunu göstermektedir. Fakat Türklerde dökümentasyona önem verilmediğinden, bu yöntem Türkler tarafından Çinlilere öğretilmiş, Çinliler tarafından yazılı kaynaklara geçirilmiş ve günümüze kadar aktarılmıştır.

UYGUR TÜRK TIBBI :

Uygur Türkleri adı gibi uygar bir devlettir ve göçebe hayattan yerleşik düzene geçen ilk Türk topluluğudur.Uygur Türkleri, bitkiler ve hayvanlardan yapılan ilaçlar konusunda tam bir uzmandılar. Aslında Uygur Türkleri M.S. 900’lü yıllar gibi tıbbi tedavide zirveye ulaşmışlardı ama sesleri duyulmuyordu, çünkü o tarihlerde İslam dininin güzel özelliklerini kendisi ile birleştiren Müslüman hekimler tüm dünyada tıp konusunda rakipsiz ve en üst düzeye gelmişlerdi. Uygurlar, ilacın her formunu ( merhem, solüsyon, şurup, toz, hap vs. ) yapmışlardı. Hastalıkların tedavisinde sihir ve üfürükçülük asla kullanılmazdı. Uygur Türklerinin iyi bir tedavi uzmanı olmalarının sırrı, aslında iyi bir eczacı olmalarında gizliydi.

Tarihler Milattan Önce 600- 400 yıllarını gösterdiğinde, Anadolu’nun batı kıyılarında o zaman  İyonya medeniyeti var. Buradan nice düşünürler, bilim adamları ve tıp adamları yetişiyor. Bildik isimler. Zeytinyağı beyine iyi geliyor demek ki ! Mesela ALCMAEON ( M.Ö. 500 ), temel tıp bilimi ile ilgilenmiş, anatomi ve embriyoloji  çalışmaları yapmıştır. Ayrıca insanın anatomisini incelemek amacıyla ölü bir insanın vücudunu disseksiyon yaparak inceleyen tarihteki ilk tıp adamıdır.

Antik Yunan Tıbbı :

Ve nihayet antik Yunan medeniyetine geliriz. Öncelikle şunu hemen belirteyim : Yunan Mitolojisi Tanrısal Uydurmalar içermektedir, oysa hepimiz biliyoruz ki Allah (C.C.) birdir ve eşi benzeri yoktur. Yunan mitolojisinde ise her olayın bir sözde Tanrısı ( ! ) vardır. Sözde Tıp Tanrısı ( ! ) da Asklepios’muş. Oysa tahminen Asklepios, o devirde yaşamış bir hekimdi, hatta rivayete göre Hipokrat’ın dedesiydi ve iyileştirici tedavileri yüzünden kendisine Tanrısal yakıştırmalar yapıldı. Tıpkı Mısır firavunlarının kendilerini Tanrı ( ! ) ilan etmeleri gibi. Askelobos da aslında anlam olarak yunanca yılan demektir. Dikkat edilirse O devirlerden beri Asklepios, devamlı elinde bir ağaçtan yapılmış asa ve ona dolanmış bir yılan ile resmedilmiştir. Sümerlerdeki ağaç artık Yunanlılarda asa şeklini almıştır. Artık Tıp sembolü, asa’ya sarılı yılandır. Asklepion, o devirde Kos adasında kurulmuş olan ilk tedavi merkezlerinden biridir. Bir nevi iptidai bir hastane diyebiliriz.

Yukarıda görüldüğü gibi KOS adasındaki Asklepionda tedavini en önemli kısmını Avato bölümü yani, hastaların istihareye yattıkları bölüm oluşturmaktadır. Bu durum yukarıdaki şekillerde temsili olarak göterilmiştir. M.Ö. 400 yıllarında tıp dinsel ve mistik inançlardan çare arıyordu. Hipokrat da daha henüz bir tıp öğrencisiyken, dedesinin bu sağlık merkezlerinde yetişiyordu. Fakat kendisi daha sonra tıbbı bambaşka bir yörüngeye oturtacaktı ki, günümüzde bile adından söz edilecek hatta adı ile anılan bir and ( Hipokrat yemini ), her mezun doktorun mutlaka okuduğu bir yemin olacaktı.

Asklepion yani tapınak – ilkel hastane kompleksi, o devirde yaşayan insanlara şifa dağıtıyordu ya da buna inanılıyordu. Çünkü tedavi şekilleri, Hipokrat devrine kadar bilimsel görüş ve tıbbi gözlem’den uzaktı. Hipokrat’ın muhtemelen çocukları veya öğrencileri tarafından yazılan ve Hekimlik mesleğinin çerçevesini net olarak belirleyen ve tüm dünya hekimlerinin, 1948 yılındaki Cenevre Deklarasyonu olarak Dünya Tabipler Birliği kongresinde kabul edilen Hekimlik andı’nın günümüze uyarlanmış metni aşağıdadır. Bu kabul edilen günümüzden yaklaşık 2500 yıl öncesi oluşturulmuş Hipokrat yemini : İlk olarak Dünya Tabipler Birliği'nin ( World Medical Association ) 1948 yılının savaştan yıpranmış yorgun Eylül’ünde Cenevre'de gerçekleşen 2. Genel Kurulu'nda kabul edilmiştir. Daha sonaki yıllarda günün koşullarına uygun olarak üzerinde birçok düzenleme yapılmış ve günümüzde de bu haliyle kullanılmaktadır.

‘’Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak; Yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma, Hastamın sağğına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime, Hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime, İnsan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime, Görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime, Hastamın bana açtığı sırları, yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma, Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma, Hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime, Mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime, Tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma, Hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağğımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime, Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgimi, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma, Kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine, Ant içerim.’’

Orijinal yani bundan 2500 sene önce yazılan Hipokrat yemini şimdiki inanç sistemimizle hiç bağdaşmamaktadır. Bu durum dahi o zaman hekimlerin nasıl bir haleti ruhiye ile hastalarını tedavi ettiğini de bize anlatmaktadır. Orijinal Yemin şu şekildedir :

Hekim Apollon, Asklepius, Higiya, Panacea üzerine ve bütün Tanrı ve Tanrıçaların huzurunda yemin ederim ki, yeteneğim ve gücüm elverdiğince bu and ve sözleri tutacağım : Bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım. İhtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim. Çocuklarına kardeşim gibi bakacağım ve öğrenmek isterlerse bu sanatı ücretsiz öğreteceğim. İlaç reçetelerini, şifai bilgileri ve diğer bilgileri sadece ve sadece kendi evlatlarıma, hocamın çocuklarına ve hekimlik kurallarına uygun sözleşmeyle bağlı ve and içmişlere öğreteceğim. Yeteneğim ve hakimiyetim ölçüsünde hastalarımın iyiliği için tedaviler önereceğim ve asla kimseye zarar vermeyeceğim.

İsteyen hiç kimseye öldürücü bir eczayı ne vereceğim ne de bunu tavsiye edeceğim; benzer şekilde, bir gebe kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim. Hayatımın ve sanatımın saflığını koruyacağım. İç organlarındaki taşı keserek almayı, hastalığı çok açık olan hastalarda bile, işin ehli olan(cerrah)lara bırakacağım. Hangi eve girersem gireyim, bütün kasıtlı kötülük ve suistimallerden ve özellikle de ister hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan kaçınarak, sadece hastaya yardım için gireceğim. Gerek sanatımın icrası sırasında gerekse insanlarla gündelik ilişkideyken edindiğim bilgileri ortalığa saçmayacağım, bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım. Bu yemine sadık kalırsam hayatımı ve mesleki uygulamalarımı insanların tümünden ve her zaman saygı görerek mutlulukla sürdüreyim, ama ona ihanet eder ya da çiğnersem tam tersini yaşayayım.

Hekimlik kadar eski ve kökleri tarihin başlangıcına kadar uzanabilecek bir diğer sağlık mesleği de Eczacılıktır ve onun da sembolü yılandır. Eczacılığın sembolüne de, Asklepios’un  kızı Hygiea ilham olmuştur. Hygiea günümüzde de kelime dağarcığımıza bir sağlık terimi ( Hijyen ) olarak girmiştir. Hygiea da rivayete göre Hipokrat’ın annesidir.

Milattan Önce 500 yılında Temel tıp bilimi ile ilgilenmiş, anatomi ve embriyoloji  çalışmaları yapmış İtalya Croton doğumlu ALCMAEON , insanın anatomisini incelemek amacıyla ölü bir insanın vücudunu disseksiyon ( kesip göstermek, izole etmek ) yaparak inceleyen tarihteki ilk tıp adamıdır.

Önümüzdeki yazıda inşallah diğer eski tıpları tanıtmaya devam edeceğiz. Bu yazı Dr. Ali COŞKUN’un yazdığı ve resimlediği ‘’ karikatürlerle Tıp tarihi ‘’ konulu karikatür kitabından alınmıştır. Kitap isteme adresi : İnternet vasıtasıyla kitapyurdu, kitapseç, idefix, D&R, gibi seçkin yayınevlerinden istenebilir.


Bu haber toplam 115 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları