HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
15 Temmuz 2020 Çarşamba
Fındık Fiyatı


18.00 - 19.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

AHMET DERYA VARİLCİ

AHMET DERYA VARİLCİ

Knidos’tan Demeter

25 Mart 2020 Çarşamba Saat: 08:38

Marmaris’ten İçmeler’e doğru giderseniz, şehrin bittiği yerde yol ayrımına denk gelirsiniz. Sağa saparsanız,yaklaşık 70 kilometre sonra Datça’dasınız.

Datça, Ege’nin Akdeniz’le kesiştiği bir yarımada üzerindedir.

Datça Ege’nin yeni keşfedilen turizm merkezlerinden biridir. Şair Can Yücel sayesinde tanınmıştır biraz da… Strabon’a göre şarabın tarihi burada yazılmıştır. Bal, badem ve balık ülkesidir, Datçalılara göre.

Biz orayı biraz da Nurver’den biliriz, sevgili kardeşim… Şimdi aramızda olmayan, nur içinde yatsın!  

Bir saat süren yolculuk boyunca, uçurumla dolu yolun bir tarafında Ege’yi, diğer tarafında Akdeniz’i görürsünüz.

Uzak Asya’dan Akdeniz’e uzanan ve bir kısrak başına benzeyen Anadolu’nun mavi sulara uzattığı bir el gibidir bu yarımada…

Tanrı’nın Adem’e uzattığı ele benzer…

Bir ucunda hayat, diğerinde ölüm vardır.

(Adem, bir anlamıyla hayat/ insan demektir. Diğer anlamıyla ölüm!)

En uç noktasında ise, antik kent Knidos yer alır.

 

 

Knidos, Karia kent birliği içinde bulunan altı yerleşimden biridir. Kuzeyinde Halikarnasos ve Kos, güneyinde Rodos (Lyndos, Ialysos ve süt beyazı Kamiros) bulunur.

Bu ufacık antik kentte ki o zamanki nüfusu 10.000-15.000 kişi arasındadır, iki tiyatrosu vardır. Küçüğü 5.000, büyüğünün kapasit.esi 20.000 kişi civarındadır. Demek ki teatral etkinliklere kent dışından da hatırı sayılır bir katılım sağlanmaktaymış.

Deve boynunu andıran yarımadaya, bu benzerliğinde dolayı “Deveboynu Adası” denmekteymiş. Gerçekten de bir zamanlar burası adaymış, zamanla ana karayla birleşmiş.

Devamını Amasyalı coğrafyacı Strabon’dan aktaralım:

 

“Sonra, çifte limanlı Knidos’a gelinir. Bunlardan biri açık, diğeri ise trierleri* içine alabilen, yirmi gemilik bir donanma merkezi olan ve de kapatılabilen bir limandır. Ondan uzakta, yaklaşık olarak çevresi yedi stadia olan ve bir tiyatroyu andırır şekilde, görkemle yükselen ve karaya mendirekle bağlantılı olan bir ada uzanır ve bir bakıma bu, Knidos’u bir çifte kent yapar. Halkının büyük bir kısmı, her iki limanı da gözden saklayan adada yaşar.”

(Strabon, Geographika, Kitap XIV, C 656, 15) [*Trier: Üç sıra kürekli savaş gemisi]

 

Strabon’un bir tiyatro amfisine benzettiği Knidos, Ünye’nin 15.000 nüfuslu haline benzemektedir. İç limandan Akropolis'e doğru yükselen yamaçlarda resmi binalar kurulmuş. Doğu batı yönünde uzanan 4 ana caddenin bağlantısı,yine merdivenlerle ve dik eğimli sokaklarla sağlanmaktaymış.

Kentte dört büyük tapınak yer almaktaymış. Her iki limana hakim Afrodit tapınağı, Knidos’u simgeleyen en önemli sembol durumundadır. Güzellik tanrıçası Afrodit, kentin simgesi durumundadır. Praksiteles’in Knidos’ta ele geçirilen Aphrodite heykeli, Geç Klasik Yunan heykelinin zirvesi kabul edilir. (MÖ. 350)

Kentin ilginç buluntularından biri de mevsimleri ve zamanı gösteren güneş saatidir. En tepede Apollon Tapınağı vardır ve kentin oraya doğru bir tiyatro gibi yükseldiği söylenir. Aşağıdaki Tiyatronun üzerinde yer alan Corinth Tapınağı ünlü mimar Stratos’un eseridir. Diğer tapınak Dor Tapınağı olarak bilinir ki, Knidosluların aslen Dor kökenli olduğu kabul edilir.

Strabon’un da bahsettiği gibi, tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksus, doktor Euryphon, ressam Polygnotos ve yedi harikadan biri olan İskenderiye Feneri'nin mimarı SostratosKnidos’ta yaşamıştır.

 

 

Knidos’tan Demeter

 

Bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz mitolojide Bereket Tanrıçası Demeter’dir. Bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçasıdır. "Güzel saçlı kraliçe" ya da "güzel örgülü Demeter" diye geçer Homeros'un destanlarında…Toprağı ekip biçmesini öğretir, özellikle de buğdayı simgeler.

Demeter, Hesiodos’un eseri Theogonia’da Kronos’la Rheia’nın ikinci kızıdır. Tanrılar tanrısı Zeus'un dördüncü eşidir. Demeter'in Zeus’tan olan kızı Persephone (Kore), yeryüzü kraliçesi olarak bilinir.

Örgülü saçlarıyla güzel bir kadın olarak tasvir edilen Demeter’in sağ elinde bir buğday başağı, diğer elinde bir meşale bulunur.

Knidos antik kentinde ele geçen antik eserlerden biri de bir tahtta oturan Demeter heykelidir.

Knidos Akropolünün hemen aşağısında, Demeter Kutsal Alanı denen yerde insan eliyle düzeltilmiş gibi duran büyük bir kaya vardır. Kayada düzgünce yapılmış nişler (oyuklar) bulunmaktadır. İngiliz Arkeolog Sir Charles Newton bu nişlerin içinde heykeller bulunduğunu tahmin ederek kısa bir araştırma sonrasında oyukların altında bugün British Museum’da sergilenen ünlü Demeter heykelini bulmuştur. Büyük olan nişte Demeter heykeli bulunuyordu, küçük olanda Kızı Persephone’ ye ait bir heykel vardı. Çevrede Demeter kutsal alanına ait taş duvarlar ve özellikle Newton tarafından kazdırılmış çukurlar var. Charles Newton 1850 li yıllarda Knidos’a gelip birçok eseri savaş gemileri ile İngiltere’ye götürmüştür.

Demeter Kutsal Alanında bulunan oturur durumdaki Tanrıça Demeter Heykeli ve Bryaksis’in yaptığı Dionysos Heykeli, Rahibe Nikokleia Heykeli British Museum’ da sergileniyor. Hepsi 1857 de İngiliz Arkeolog Sir Charles Newton tarafından bulundular.

Klasik döneme özgü Demeter heykelinin yüz hatları; mağrur, koruyucu ve asırlar sonraki azize heykellerine örnek oluşturacak düzeyde masumdur. Knidos’tan görkemli Demeter, bir kült heykeli değildir ama giysisinin (artık aşındığı halde) işlenişindeki incelikle birleşen kütlesi ve sakin yüz hatları gibi ona kesinlikle kolay tanınabilecek bir mevcudiyet kazandırır.

Anadolu’da örnekleri bolca bulunan Ana Tanrıça kültü,Artemis veya Anadolu Kybele sembolleri çağlar boyu değişmeyen inanç ve ritüellerin ifadesidir.

Ordu Kurul Kayası’nda Yücel Şenyurt hocamızın bulduğu “Oturan Kybele Heykeli” ile oturur vaziyetteki Knidos’tan Demeter arasında nitel farklılık bulunmaktadır. 

Biri Anadolu’nun bir ucunda yıllar önce bir İngiliz Arkeoloğu Sir tarafından bulunduğu için British Museum’da sergilenmektedir. Diğeri bizden biri tarafından bulunmuştur, ait olduğu topraklardadır.

Her ikisi de Anadolu’nun çağlar boyu süren kültürel zenginliğini temsil etmektedir.

 

 

 

 

 


Bu haber toplam 674 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları