HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Kullanışlı
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
31 Mayıs 2020 Pazar
Fındık Fiyatı


24.00 TL - 26.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

COVİD-19 İle Biyolojik Savaş

8 Nisan 2020 Çarşamba Saat: 09:21

               “Evde Tam Siper ve Bilimde Aşı Üretimi’        

                Çok eski, geçmiş yıllardan birinde. 1982-83 filan. Tıbbiyenin 3.sınıfında okuyorum.   TRT Televizyonunun akşam programlarından birinde,  bir kurgu bilim filmi. Orta Amerika’nın kenar köşe ufak kasabalarından birinde, kasaba sakinlerinin tümünü birden saran korkunç bir virüs salgını, kasaba da yaşayan tek canlı bırakmamıştır.   Peşlerinde, her olaya, her zaman ve her yerde, anında yetişen  Amerikan Tv. kameraları olmak üzere,  hızla kasabaya ulaşan  ve   virüse karşı muhafazalı kıyafetleriyle, ölüm sessizliğindeki  kasaba  sokaklarında  dolaşan özel askeri birlikler, köpeklerin bile  dolaşmadığı kasaba da,  biri sürekli ağlayan  bir bebek ile   müzmin alkolik yaşlıca bir ayyaştan başka,  hiçbir canlıya rastlayamamışlardır.  

              Biraz sonra, başlarında  ülkenin Biyoloji Dalı’nda   bir numara otoritesi  olan bir Prof. Dr.  Hanım olmak üzere,   olay duyulur  duyulmaz derhal  harekete geçen Amerikan hükümetinin emriyle,  anında bulundukları yerlerden alınarak, hiç dikkati çekmeyecek bir şekilde kamufle edilerek getirilen 4 kişilik Biyolojik Savaş Uzmanı Bilim İnsanı’ndan oluşan Özel Ekip,  steril-korunmalı tam teşekküllü   kıyafetleriyle, ülkenin gözden ırak, sessiz sedasız bir bölgesinde,  toprağın yüzlerce metre derinliğinde  kurulmuş,  doğrudan  Amerikan başkanıyla telefon bağlantılı  dört yıldızlı bir generalin emrinde,  kendileriyle birlikte çalışacak olan,  her biri  bu iş için yetiştirilmiş  asker - sivil  uzmanlar ve  son teknoloji ekipmanları ile birlikte, bir   Biyolojik  Savaş Üssü’nde,  görev başındadırlar.    

             Gelmeden önce,  ekip üyeleri,  gökten düşen bir göktaşı ile  uzaydan geldiği ve  dünyada ki canlılarda  hızlı bir şekilde ölüme yol açtığı tahmin edilen bir virüsün çıkartmış olduğu,  yayılması bir türlü  önlenemeyen  bir salgın ile karşı karşıya bulundukları hakkında, ayrıntılı olarak  bilgilendirilmişlerdir. Zaten onlar gelene kadar,  uzaydan, doğadan, düşmandan her neyse, ülkeye gelebilecek  bu tür bir Biyolojik Saldırı için,  daha önce defalarca tatbikatları yapılmış olan  bir program hızla  yürürlüğe konulmuş ve deneyimli uzmanlar tarafından  tüm hazırlıklar yapılmıştır.

                 Ekibin birinci hedefi virüsü, çıktığı- geldiği noktada, yani   bulunduğu yerde  yok edebilecek bir yol ve hastalanan  insanları  virüsün etkisinden kurtarıp iyileştirebilecek bir çare bulabilmektir.  Çalışmalar devam etmekte, ancak, tabiî ki,  bu arada,  virüste, esen rüzgarlarla hava yoluyla  git gide çevreye  yayılmaktadır. Virüsün yayıldıkça daha geniş bir çevrede-çevrelerde  başka  insanlarda  hastalanmakta,  hastaneler, tüm imkan ve bakımlar, tedaviler  yetersiz kalmaktadır. Salgın, ülke çapında ulusal bir felakete dönüşmek üzeredir.

               Başkan’ın çevresindeki güvenlik uzmanları tarafından, tek emin ve tek kesin  yol olarak,   kasabanın tepesinde patlatılacak  bir nükleer bomba ile   her  şeyin yakılıp kavrulması, bu şekilde virüsün de ortadan kaldırılması- top yekün imha-  önerilmekte ise de, Başkan, buna karşı çıkmakta,  Başkanlığı döneminde,  kalıntıları yüzlerce yıl sürecek böyle bir nükleer felaketi,  ülkesine miras bırakmak istememektedir.   

           Prof. Hanım’ın dikkatini çeken, kafasını kurcalayan  şey ise,  ağlayan  bir bebekle sürekli alkol alan bir ayyaşın hayatta kalmalarını sağlayan ortak noktanın ne olduğudur. Kan testlerinde,  ikisinin de,  Kan Ph’larının, yani  kanlarındaki  asit-alkali oranlarının aynı olduğu ortaya çıkar. Virüs,  bebekle  ayyaşın  ortak kan Ph’ larına sahip olan besiyerlerine ekildiğinde  canlılığın yitirmekte, üreyememekte, ölmektedir. Aranan çare bulunmuştur.  Damar yoluyla verilen takviye serum ve ilaçlarla Kan Ph’ ları o seviyeye getirilen hastalar,  iyileşmeye başlamış, insanlık bir felaketten daha kurtulmuştur.

           Uzun sözün kısası, bu bir Biyolojik Savaş örneğidir ve ciddi bir Biyolojik Savaş bu şekilde yapılır. ABD-SSCB, düşman bloklar arasındaki acımasız bir  Soğuk  Savaş’ın  sürdüğü ve   uzaya  çok güçlü Nükleer- Biyolojik_Kimyasal ( NBC) silahların yerleştirildiği yıllarda,  hükümetler-askeri kurmaylar ve sivil strateji uzmanları, füturistler, senaristler  bu tür fanteziler ile geniş hayal gücü yaratıları geliştirirler, Askeri Sağlık Derslerinde bize de anlatıldığı gibi,  devletlerin de  bu tür hazırlıkları bulunurdu.

            Ben daha sonraki yıllarda da benzer birçok kurgu film seyretmişimdir. Bir tanesinde, sanırım Japonya’dan başlayan ve önlenebilmesi bir türlü mümkün olamayan bir salgın, hızla dünya nüfusunun büyük bir kısmını yok ettikten sonra, insanlar, çareyi ancak, soğuk kutup bölgelerine kaçmakta bulabilmişlerdir. Aşı bulunduğu haberi geldiğinde ise ‘artık çok geç’tir. Bir başkasında ise,   sadece kendi  bağışıklık sisteminin dirençli olduğu bir  virüs üreten ve sonra bu virüsü  doğaya salan,  dahi-deli-çılgın bir bilim adamının yarattığı korkunç salgın, ancak, büyük bir tesadüfle, herkesin öldüğü bir adada canlı kalmış,  araştırıldığında  ender bir genetik  yapıya ve bağışıklık sistemine  sahip olduğu keşfedilen bir genç kızdan alınan kan örneği ile başarı  sağlanan ve  laboratuarda  bolca üretilen  bir antikor- aşı sayesinde  önlenebilmiştir.

             Sosyal medyada dolaşan ve çoğu tümüyle akla ziyan, bir takım fantezileri bir kenara bırakarak, bir gerçeği açıklamalıyız ki, bu gün yaşamakta olduğumuz COVİD-19 PANDEMİSİ,  Evrimsel Genetik Kuralları’na göre,  Coronariıus (Taçlı) virüslerin, Covid-19 adlı yeni bir türünün,  yaşam alanlarını tehdit etmeye başlayan diğer evcil-yabani Memeli canlı türleriyle beraber,  Homo  Sapiens Sapiensis, yani  Akıllı  İnsan’a da  karşı, henüz onların bağışıklık sistemlerinin hazırlıklı olmadığı bir silahla  açmış olduğu,  bir ‘hakimiyet mücadelesi’ nin, ya Biz’im, ya da  O’ nun kazanacağı,  bir  Biyolojik Savaş’ın  yansımasıdır.

          Umudumuz ve inancımız, virüsün yayılım ve etki çizelgesindeki  kriterlerin, alınacak  tedbir ve tedavilerle,  bulaşma,  test ve tespit etme, hastalanma,  ölüm oranlarının  hızla bir tepe-pik noktasına ulaştıktan sonra,   düz bir çizgiye-platoya  dönüştürülerek kontrol altına alınabileceği ve iyileşme  oranlarının da gitgide yükselerek,    sonunda, bu  savaşı bizim kazanacağımız yönünde olmakla beraber, bunun hiçte kolay olmayacağı da bilinilmeli. Kişi ve toplum olarak,   resmi  ve sivil otoritelerin kurallarına uyulmalı, sağlıkçıların sözlerine kulak verilmelidir.  Bu savaşta en iyi  strateji,  evde tam sipere yatmak   ve  bu arada,  laboratuvarda mermi-antikor-aşı  üretimine hız vermektir, çünkü, virüste öyle yapıyor.

            Kısacası;  Nisan ve Mayıs ile Mübarek  Ramazan  böyle geçecek, Bayram’dan sonra ise, ancak, kontrollü bir  rahatlama olacaktır.    

            Saygılarımla. 


Bu haber toplam 326 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları