HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
26 Eylül 2020 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

BİR SINAVSA HERŞEY….

20 Nisan 2020 Pazartesi Saat: 09:47

Zor günlerden geçiyoruz. Ve bugünlerin daha ne kadar süreceğine dair de henüz bir netliğe sahip değiliz. İkinci şaşkınlığımız da bu olsa gerek. Öngörememek. Ya da geleceği, gelecekte olabilecek olanı zamanla mukayyet hale getirememek. Oysa biz, her şeyiyle, olmuşuyla olacağıyla bildiğimiz, bildiğimizi vehmettiğimiz bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorduk. Şaşkınlığımızın bundan biraz.

Demişken, birinci şaşkınlığımızı da söyleyeyim.

Bizi ilk şaşırtan şey, biz böyle bir virüsü beklemiyorduk. Virüs bilmediğimiz, beklemediğimiz bir şey değildi çünkü. Virüsler hep vardı hayatımızda. Gelir ve geldikleri gibi de geçer giderlerdi hayatımızdan. Biz modern dünyanın modern bireyleri her şeye her duruma hazırlıklıydık kendimizce. Yapay zekâyı konuşuyor, insan klonlamaktan bahsediyor, zamanlar arası geçişi tartışıyorduk. Bunca bilginin, birikimin, tekniğin ve teknolojinin içinde apansız yakalandık.

Ama öyle olmadı.

Kendimize en güvendiğimiz anda tepetaklak oldu her şey.

Bazen tüm bu süreçte olanlar bir belgesel sahnesi gibi canlanıyor gözümün önünde. Ve kendimi, kendimizi, insanlığımı, insanlığımızı görmekten ürperiyorum.

Bu nasıl bir güven duygusudur?

Anlamış değilim!

Bak Amerikaya, demek istemiyorum. Ama bakılmayacak, görülmeyecek gibi değil. Görmemek için kör olmak yetmez, gözlerinizi inadına yummak, kendine içine kapatmak bile nafile gelmez. O süper güç yaprak gibi savruluyor. Hayat dumur oldu, ölümle hayat aynı solukta duyuluyor şimdi.

Sosyal güvenlik sistemine güvenen, insan ömrünün uzunluğuyla gerinen, kişi başına düşen milli hasılayla böbürlenen koca koca sistemlerde insanlar bir başına ölüme terk ediliyor. Sanki onlar önden gidecekte, gittikleri yerde geldikleri yerin kapısını kapatacaklarmış gibi. Modern dünyada, gerilerde kalmış, çoktan unutulduğunu zannettiğimiz bir davranış yeniden gün yüzüne çıkıyor. “Modern cahiliye” gösteriyor kendini. Yaşlıları diri diri toprağa koymaktan başka ne ki bu? Bakımevlerinde yüzlerine bile bakılmayan onlarca bakıma muhtaç engelli, yaşlı insan var. Ve onların yüzüne bakan şimdi sadece ölümün pembeliği.

Ya bizdeki manzara?

Çok detay verip de yeniden yeniden hatırlamak, anımsamak istemiyorum. Marketler, akaryakıt istasyonları, atm’ler… Hepsini istila ettik adeta. İki günlük sokağa çıkma yasağında bir somun ekmek için ne hallere düştük.

Tamam; toplumsal / sosyal hafıza diye bir şey var elbette. Bizim ülkemizde sokağa çıkma yasağının karşılığı “sıkıyönetim”dir. Ve bu kavram bizim bütün sosyo-psikolojik şemalarımızı harekete geçirir. Ama bu kadarına gerek var mıydı?

Soru bu!

Bugünler geçecek elbette.

İnsanın hiçbir hali baki değildir.

Dünyanın da öyle.

Ama biz bu sınavı geçebilecek miyiz?

Kendimiz, kendiliğimiz, insanımız, insanlığımız…    


Bu haber toplam 620 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları