HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Ekim 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

NORMALLEŞME Mİ? NASIL?

27 Nisan 2020 Pazartesi Saat: 09:40

Daha ne kadar sürecek bütün bunlar derken… Tedavi yöntemleri, aşı konuşulurken… Tahminler, olasılıklar peş peşe gelirken. İyiden iyiye bunalmışken…

Nihayet kriz bitiyor!!!

Kamuoyunda yavaş yavaş normal şartlara döneceğimiz konuşuluyor. Tüm dünya daha şimdiden usul usul kendi normallik algılarının gereğini yapmaya başladılar bile.

Aslında başından beridir bu süreçte herkes kendi usulünce bir çözüm üretmişti. Ya da şöyle demek daha uygun olur; hemen her ülke, her devlet meseleyi kendi sosyolojik bağlamında yaşıyordu.

Mesela;

Amerika virüsün görüldüğü ilk günden itibaren kendi zihnindeki kayıp sayısını baştan kabul etti ve bunu söylemekten çekinmedi. Yanlış hatırlamıyorsam başkanları olacak tip, 200 bin insanın kaybını göze aldıklarını söylüyordu. Şu an 50 bini geçmiş durumdalar. Günlük ölümlerinde bir sayısal azalma yok ama buna rağmen mayıs ayıyla beraber normalleşme yönünde adım atacaklarını söylemeye başladılar bile. Fransa insanı isyanda. Evde kal uyarısını ciddiye almıyor. Dışarı çıkmayı özgürlükle bir tutuyorlar. “İhtilal çocuğu” olmanın gereği bu olsa gerek! Çin hala kara kutu, tam bir muamma. Rusya ve İran her şeye rağmen ketum davranıyorlar. Utanmasalar “virüs mü, hani nerede” diyecekler? İtalya sapır sapır döküldü. Muhtemelen halen daha dökülüyor da artık çok da bir önemi yok gibi. Bir de dünyanın çok da laftan sözden anlamayan, doğru düzgün sırada durmayı bilmeyen Hint alt kıtası ve orta doğu ülkeleri var. Ben öyle olduklarını düşünmüyorum kesinlikle ama koskoca dünya son iki yüzyıldır bu insanlara sürü muamelesi yapıyor. Bu süreçte de maalesef ekranlarda bu sürü algısının gereği neyse onu görüyoruz. Tam olarak ne durumdalar, kimse bilmiyor. Neyse…

“Olanlar oldu, ölenler öldü.”

Ya da;

“Olacak olan oluyor, ölecek olan ölüyor.”

Mevzu birçok ülke için bu noktaya gelmedi mi? Hatta ifade ettiğim gibi başından sonuna kadar tam da böyle yaşanmadı mı? Elbette bunu derken, özellikle bizim ülkemizde uygulanan politikalar, yerinde doğru hamleler, sağlık çalışanlarımızın üstün gayreti, sosyal duyarlılığımız ve daha birçok müspet hadise yine bizim sosyolojik zeminimizde şekillendi. “Biz buyuz” dedirtecek türden bir refleks gösterdik ve zannımca hakkını da verdik bu sürecin.

 Ama normalleşme!

İşte bu konuda tereddütlerim var. Sanki işin bu aşamasında ya da işler bu noktaya geldiğinde kaygılarımızın şekillendiği zemininin yer değiştirdiğini ve meseleye daha ekonomik baktığımızı görüyorum. Sanki daha düne kadar çok daha önemsediğimiz ölüm sayıları, vaka sayıları gibi göstergeler bizim artık kanıksadığımız şeylere dönüştü. Kırıcı olmak istemem ama sanki günde 100 küsur insanımızın kaybı bize artık çok doğal hatta olması gereken bir şeymiş gibi geliyor. Her geçen gün daha kötüye giden ekonomik göstergeler, daralan piyasalar, değişen tüketim davranışı, yerinden olan arz talep ilişkisi, üretim ve istihdamın iyiden iyiye zorlanması… Bütün bunları görünce acaba bu normalleşme “ekonomik” mi demekten de kendimi alamıyorum.   


Bu haber toplam 517 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları