HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
9 Ağustos 2020 Pazar
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

KARŞI KARŞIYA KALMAK AMA KENDİYLE

4 Mayıs 2020 Pazartesi Saat: 09:18

Yanlış hatırlamıyorsam eğer, bu hafta sokağa çıkma kısıtlamasının üçüncüsündeyiz. Yani üç haftadır, hafta sonları evdeyiz. Hatta geçen hafta perşembeden bu hafta cumadan başladı bu kısıtlamalar.

Bunu demişken bu sokağa çıkma kısıtlaması ifadesini tırnak içine almak lazım. Mahsurları bulunabilir ama bence güzel bir kelime oyunu olmuş. Süreci daha anlaşılır ve yaşanılır kılıyor. “Sokağa çıkma kısıtlaması”, kendisini yasakla, sıkıyönetimle birebir ilişkilendirmiyor. Ki, bu kelimelerin bizim toplumsal hafızamızdaki karşılığı çok da tahammül edilesi şeyler değil. Yeri gelmişken bunu söylemek istedim.

…………..

Ülkemizde görülen ilk korono virüs tespitinden bu yana geçen süreci anlamaya çalışıyorum. Meselenin bilimsel tıbbi yanı bambaşka bir şey. Tanılama, teşhis, tedavi, izalasyon, ilaç, aşı vs. bunlar bambaşka şeyler. Ben daha çok özellikle bu sokağa çıkma günlerinde insanların duygu, düşünce ve davranışlarıyla ilgiliyim.

Biz, biraz da bütün dünyayla beraber özellikle son yirmi yıldır koşar adım bir hayat yaşıyorduk. Bunun yirmi yılda oluşmadığını elbette söylememe gerek yok tabi. Ama bu süreç son 20 yıldır müthiş bir şekilde hızlandı. Üstüne üstlük kitleselleşti. Yaklaşık 150 yılı bulan belki de geçen modernleşme sürecimizin son 20 yılı kitlesel mahiyet kazandı diyebilirim. Elbette buradaki modernleşme özellikle 80 li yıllardaki Özal politikalarına çok şey borçludur. Ama o dönemlerde bile bizim modernleşme sürecimiz belli eksenlerde ve belli çevrelerde gerçekleşmiştir. Son 20 yılda ise gündelik hayatımızın seyri de muhtevası da hızı da ortadadır. Ne topyekûn baş tacı edebileceğimiz bir süreç ne de her şeyiyle tu kaka edebileceğimiz bir dönem bu. Anlamak gerekiyor.

Mevzu uzun tabi. Uzun uzun analizler yapılabilir. Ama lafı da çok uzatıp, döndürmek istemiyorum. Biz son 20 yıldır öyle ya da böyle bir şekilde gayet hızlı, tüketimin görünür olduğu bir hayat yaşıyoruz. Buna bir de “dışa dönüklüğü” eklemem gerekiyor.

“Dışa dönük yaşamak….”

Dışa dönüklükten kastım şu; modernleşmenin iyice şekillenmeye ve oturmaya başlamasıyla beraber toplumlar her şeyiyle kendi alanı ve sahasının dışına çıkıyor, kendisini yeni ilişkilere eklemliyor. Şöyle ki mesela bireyler, artık sadece kendisini ailesiyle sınırlandırmıyor. Yeni arkadaş ilişkilerinin hem miktarı hem de muhtevası farklılık arz ediyor. Aynı şekilde bir alan ve mekân olarak ev, bizim sığındığımız ve sığdığımız bir alan olmaktan iyice uzaklaştı. Evimizi çoktan sokağa, kafelere, avmlere doru genişletmiştik. Ev nihayet dönüp geldiğimiz bir yerdi. Diğer taraftan insanlar doğduğu yerde ölmüyor artık. Önceden gurbet olan şey, şimdi bambaşka bir hale geldi ve başka bir şehirde yaşamak halini aldı. Ülkeler de benzer bir şey yaşadı tabi. Tüm dünya küreselleşme dediğimiz bir sürece eklemlendi ve bunun sonuçları görülmeye devam ediyor.

 Ama esas mesele dışa dönüklüğün önce ferdi planda kendini göstermeye başlamasıydı. Biz insanlar zamanı, mekânı, eylemi kendi dışımıza doğru açtıkça, genişlettikçe öncelikle kendimizle aramızdaki mesafe açılmış oldu. Biz koca bir günün içinde yapıp ettiklerimizle önce kendimizi unutuyor, kendimizle aramızdaki mesafeyi büyütüyorduk.

Şimdi korona günlerinde, sokağa çıkma kısıtlamasıyla beraber iyice belirmeye başlayan bir şey var; süreç öyle ya da böyle bir şekilde bizi kendimizle karşı karşıya getiriyor. Kendimizle baş başa kalmaktan bahsedemiyorum. Çünkü o çok iradi ve tercih edilesi bir şey. Biz kendimizle “karşı karşıya kalıyoruz”. Durum bu. Belki de bütün bu süreçte tahammül edemediğimiz şey biraz da budur; kendimizle baş başa kalmış olmak.

    


Bu haber toplam 4.680 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları