HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
6 Mart 2021 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Corona Günlerinde Aşk

12 Mayıs 2020 Salı Saat: 09:32

           Öncelikle, Değerli Hemşirelerimizin ve Eczacılarımızın, 12 Mayıs Hemşireler Günü ve 14 Mayıs Eczacılar Günü’nü kutluyorum.  Bu yazımı,  salgın boyunca sevdiklerinden uzak kalan Doktorlara, Eczacılara, Hemşirelere ve tüm Sağlıkçı Dostlarımız’a armağan ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Tanrı,  onları korusun!

      -Hastanenin doktor nöbet odası, kapıdan girildiğinde, ilk göze çarpanlar, girişin yanındaki duvarda,  doktorların nöbet listesi ile yan duvarda, beyaz kep, beyaz önlük-üniforma, ‘çok konuşmayın’, pardon ‘susunuz !’ işareti yapan hemşire resmi. Ortadaki alçak masada, iki steteskop ve bir tıp kitabı. Vakit gece yarısını geçmiş, üstlerinde yeşilleriyle,  nöbette, iki erkek doktor.

    40’a yakın gösteren büyüğünün,  sol eli yüzüklü, belli ki evli. 30’un biraz üstü olan küçüğün, elleri boş.  Evli olan, önündeki laptoptan eşiyle,  Whatsapp’ laşmakta,  diğeri kendi halinde tv’a bakmaktadır. Bir süre sonra büyüğü laptopunu kapatır, kenara koyar, küçüğü ona laf atar..

“Abi, yengeyle epey sohbet ettiniz. Konuşmak istiyordu, herhalde. Nasıl, ne yapıyor?” “Nasıl olsun, iyidir, iş güç, o da yoruluyor. Bir evde iki doktor. Sabah çık, akşam gel,  illa ki,  iki üç günde bir,  birimiz evde, birimiz nöbette. Kolay mı?  Bir de çocuklar var.  Anca, böyle fırsat buluyoruz.” “Mutlaka, abi.  Kolay olmuyor dur!” “Bu evlilik işi böyle oğlum, evlenince sende görürsün… Bir ara tutturmuştun, evlenmek istiyorum, diyordun,  ne oldu? Hayallerin vardı. Şöyle kafama münasip,  bir kız bulayım, onu hep gezdircem,  Boğaz’a, Çamlıca’ya gezmeye götürcem,  filan derdin. Ne oldu,  hevesin mi kaçtı?” 

“ Yok abi,  hevesim kaçmadı. Oluyor, inşallah!  Hani o,  sekreter Ayşe abla’nın söylediği, hastanede bir hemşire kız vardı ya. O iş oldu, yalnız iş biraz uzadı.”   “Nasıl uzadı, gelişme yok mu? “Var abi, iş yoluna girdi, olumlu gelişmeler var.”  “Ne oldu ?”  “Oldu abi, kızla görüştük, görüşüyoruz. Çok mutluyuz.”

       “Nasıl oldu bu iş? ”  “Ayşe abla söyledi. O günlerde çok yoğundum, bir türlü mesai saatinde fırsat bulamadım. Tam rahatladım, tanışmaya hazırlanıyordum ki, araya Coronavirüs salgını girdi.  Bir gün görmeye gittim, nöbet izninde, dediler. Ertesi gün gittim, ortalık çok yoğun,  meşgul, dediler. Tesadüfen oradan geçiyormuş gibi yapıyorum.  Bir daha gittim, çok yorgun, biraz dinleniyor,  dediler. Gidiyorum,  içeri doğru bakıp bakıp, dönüyorum. ”

  “ Oğlum, bu kızın,  niye bu kadar çok işi var?  Hangi serviste bu?” “Yoğun Bakım. İşi çok. ”   “Haa, öyle desene, elbet onun çok işi olur. Zavallı, nefes alamıyordur.” “Hastalar alamıyor ki, kendi nefes nasıl alsın, malüm, Corona salgını, o hastalara nefes vermeye çalışıyor. Bu kadar entübe hasta yatıyor. Hepsi hassas, çok kötülerde var. Mutlaka bir şey olmasın diye uğraşıyordur.”  “Haklısın. Sonuç ?”   “Sonuç yok, abi,  ”Peki, sonra ne oldu?   “Abi, biraz düşündüm, kafaya koydum, ben bu kızla görüşeceğim, dedim.” “İyi,  dayandın kapısına!” “Yok, abi, biz öyle şey yapar mıyız?” “Ne yaptın, peki?” “ Birkaç defa daha gittim. Dikkati çekmek istemiyorum, oralarda işim varmış gibi dolaşıyorum.” “Oğlum, sessizce birilerine sorsana. Gösterin bana, desene.” 

 

                 

   “Soruyorum. Artık tanıyorlar. Niçin sordunuz, diyorlar. Önemli değil, diyorum. Bir hastayla ilgili bir şey soracaktım, diyorum.  Velhasıl, baktım olmuyor. İşi var, diyorlar. İçeri giremiyorum. Dışardan bakıyorum. Bir şey anlayamıyorum.  Yoğun bakımda birkaç tane hemşire var. Ayşe abla demişti ki, orta boylu, yeşil gözlü,  Türk tipi sarışın, kulaklarında ufak, hoş bir küpe var.  Bakıyorum,  odada herkes bol bol beyaz tulum içinde, kadın mı, erkek mi zor ayırt edersin, kafa kapalı, saçının sarısını nerden göreceksin. “

      “Daldın içeri.” “Dalmadım,  daldım, ama,  öyle hızlı dalmadım,   birkaç kez kapının önünde durup, içeriye doğru bakındım. “Eee!” “Yoğun bakımın doktoru, beni gördü. Kapıya geldi.  Hemşire Serap hanıma bir şey soracağım,  dedim.”  “ Bak sen, aferim, bayağı cesurca!  Aşk adama neler yaptırıyor.” “Hemen yanımıza, kapıya çağırdı. Kızcağız zaten, daha önce de kendisini sorup durduğumu duymuş, yanlış bir şey mi yaptım, diye panikledi.  Kapının önünde duruyoruz.”  

“ Baktın mı, Sarışın mıydı? “ Abi, zaten bende heyecanlıyım, maske, gözlük,  siperlik,  başlık,  kızın yüzü gözü görünmüyor ki, saçını göreyim. Ben konuşuyorum, o yere bakıyor.” “ O vaziyette konuşamaz zaten!”  “Neyse, o da bunalmış olmalı, tulumu açtı,  yüzündeki siperliği kaldırdı,  maskeyi indirdi. Nazikçe gülümsedi.  Konuşmaya başladı.” “Eee., .”  

 “ Hazırladığım en uygun yalanı söyledim. Yoğun bakımdan servise gelen, kendisinin baktığı,  bir hastayla ilgili bir şeyler soracağımı söyledim. Soru sorarken yüzüne bakıyorum, telaşla cevap vermeye, açıklamalar yapmaya çalışıyor. Neyse fazla uzatmadım. Tamam, dedim. Teşekkür ettim.” 

 “ Gözleri yeşil miydi bari ?”  “Evet abi,  hem Türk tipi sarışın, hem de yeşil gözlü. Benimle beraber, dış kapıya kadar yürüdü.”  “   Bak ne güzel. Ayrılırken tokalaştınız mı bari?”“  Yok abi,  dışarı çıktım, ama, aklımda hep o gülümseme.” “Ama, yine sonuç yok.”

“ Var abi,  birkaç gün sonra, çıkış saatinde,  hastane dış kapıda bekledim.   Üç bayan kapıdan çıktılar, ben de kapıya doğru yürüdüm, gözlerine baktım.” “O da sana baktı mı?  ” “Baktı, ama, tabii ki, beni tanıdı mı, tanımadı mı bilemedim.” “Baktı, bakıştık oldunuz, sonra da...”  “Yok abi, öyle olmadı.”  “Nasıl oldu, peki?”

 “Nasıl olcak!  Birkaç gün sonra, daha önceleri benim  birlikte  çalıştığım, arkadaşlarından, bir  Hemşire  Seyhan   Hanım var,  bir ara  yanıma gelmişti. Kızdan söz etti. Baktım ağzımı arıyor.  Ben de hiç saklamadım, aynen söyledim. Hah şöyle, dedi, bizde bir hata oldu diye telaşlanmıştık,  dedi.

“İş yoluna girdimi,  bari?”  “Eh, oldukça.” “Konuşuyor musunuz” “ Pek değil, çıkışta onu bekliyorum, aramızda sosyal mesafe,  beraber yürüyoruz”“ Eee, niye konuşmuyorsunuz?” “Sosyal mesafe kuralı abi, hem sonra, ağzımızda maske var” “Öylesi daha romantik oluyordur.” “Sorma abi, birinde parkta oturduk, yine sosyal mesafe, gelip geçen bize bakıyor, herhalde,  içlerinden  gülüyorlardır.” “Yine de güzel!”

“Neyse abi, iş yoluna girdi ya. Durağa kadar yürüyüp, onu otobüse bindiriyorum.” “Sabahta, aynı durakta karşılıyorsundur”  “ Evet abi, nerden bildin?” “Oğlum, bizde yaptık, bu işleri” “Arabayla götüreyim,  dedim, istemedi, hem bana da ters geldi. Yanımda otursa polis kızar, arkada otursa nezaketsizlik olur.” “ Haklısın, Karaköy dolmuşu gibi olurdu. İyi düşünmüşsün.”

“Ama, abi, bir sorun var, annem merak ediyor, görmek istedi, cepten selfi resim gösterdim, ille kendisini göreyim diyor.” “ Ee, görsün o zaman” “Abi, annem 65 yaş üstü, sokak yasak.” “Neyse, sizin iş, böyle epey uzun gider, herhalde.  Bu devirde de ne nişan olur, ne de düğün.”  “ Haklısın abi,  durum karışık, hem korkuyorum, hastalardan virüs bulaşır, diye. Zaten, kendi de söylüyor. Aşkım,  bana çok yaklaşma, diyor. Sana virüs bulaştırırım, diyor.  Bizim iş,  epey zaman böyle gider. Hep bu Corona’nın yüzünden.” “Neyse oğlum, ben biraz uzanıyorum. Sen hayallerinle otur. Kahrolsun bu Corona!”

Saygılarımla.  


Bu haber toplam 598 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları