HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
10 Temmuz 2020 Cuma
Fındık Fiyatı


24.00 TL - 26.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

AV. İRFAN YILDIZ BEŞLİOĞLU

AV. İRFAN YILDIZ BEŞLİOĞLU

Korona Kaygıları ya da Karamizah Şarkıları II

29 Mayıs 2020 Cuma Saat: 09:03

Beni sokmayan yılan bin yaşasın, deme

Durduğu yerde durmuyor kene

Bir yerinde ne olursa dünyanın

Burnunun dibine geliyor gene

 

Dünyayı 3-5 ya da 8-10 büyük ailenin yönettiği söylenir. Bunlar, dünya Finans Kapital’inin büyük çoğunluğunu elinde tutuyor. Ne milletleri düşünüyor ne halkları… Ne şefkati var ne merhameti… Paranın/Anamalın/Anaparanın zorbalığı… Temel Borsalar da bunların elinde… Borsa oyunlarıyla, kapital hareketlerini kontrol ederek, sallıyorlar, çalkalıyorlar dünyayı. İşleri iyi gitmezse, savaş çıkarıyorlar. Masumiyet onlara yabancı.  Giderek kendileri de robotlaşıyorlar … Bunlar öyle güçlü ve hükümran ki, genel olarak, ülkelerinin siyasal yönetimlerini kapital gücüyle (kapital elinde olunca; basını, medyası da dâhil oluyor) belirleyerek ele geçiriyor ve ondan sonra da tüm dünyaya saldırtıyorlar. Sözgelimi ABD, böyle bir yapıda.  Amerika’nın bakanları bile sermayedar. Hepsi fabrikatör. Amerika Birleşik Devletleri’nde, siyaseti kim ya da kimler finanse ediyor… Elbette onlar. Halk katılımı, bağışlar falan da var ama, asıl belirleyici olan, büyük para güçleri.  Her dönem, bakanlardan biri petrol şirketi sahibi, biri silâh şirketi sahibi.    Bunlar bir çok şeyin sahibi ama aslâ insaf ve merhamet sahibi değil! Bunların dünya ülkeleri içinde muadilleri ve ortakları dahi uzantıları var.   Bu tarz anlayış ya da kişiler yahut yapılar, dünyanın mikseri; her şeyi karmakarışık etmekle meşgul. Hiç rahmanî işleri yok.  Bunlar yüzünden, denizlerin, ırmakların kirlenmesi, ormanların yok olması, dünyanın çölleşmesi, türedi hastalıkların çıkması.  Zaman zaman ortaya garip durumlar çıkıyor. Yeryüzünün tadını kaçıran sevimsiz zuhurlar oluyor. Birilerinin kastının ya da yanlışının ceremesini saf ve/veya masum kitleler ödüyor. Birileri illet yaratıyor, illete sebep oluyor, zillet yaratıyor. Dünya milletleri çile çekiyor.  Birleşmiş Milletler Örgütü var ya… Bunların yüzünden, tam olarak birleşemiyor milletler…  Birleşmiş Milletler Örgütünü da çiğniyorlar işlerine gelince… Devre dışı bırakıyorlar, etkisiz kılıyorlar… Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri de, tüm iyi-niyetine rağmen, etkisiz-yetkisiz dolaşıyor ortalıkta.

 

-Bana bir şey olmaz deme, aptal!

-Bize bir şey olmaz deme, aptal

Görüyorsun tââ Çin’den, Maçin’den

Korona geliyor peşinden-- -

Benziyor bir borana

Kim üretmiş, kim atmış ortalığa

Kökünü, menşeini sor ona

 

Yeryüzünde/dünyada; para-tanrıya tapan (parayı tanrılaştıran), borsayı tapınak, doları+euroyu tapınma zemini, kâr ve gücü motto yapan bu seçkinci (elitist) yapı, siyaset kurumunu ve siyaset aktörlerini sahadaki elemanları; ülkelerin askerî ve polisiye gücünü, kendi sermaye ve mameleklerini koruyucu bir kolluk olarak görmektedirler.  Hukuku ve yasaları da oyuncakları olarak görürler. Bunların, ağırlıklı ve reel olarak, G-7 tâbir edilen ülkelerde yerleşik ve köklü oldukları bir vakıa. Patenti, alâmeti fârikası ve dahi sermayesi bunlara ait olmak kaydıyla, gerek G-20 ülkelerine ve gerekse tüm dünya ülkelerine yayılan ilişki ve ağları, yapılanmaları var. En basitinden yabancı bankalar ülkemiz de dâhil birçok memlekete hayırseverliklerinden dolayı konuşlanmıyorlar.  Ülkemiz de dâhil bir çok memlekette, etkin ve güçlü olan büyük sanayiciler, büyük markalar, hep bu etkin ve egemen sermaye  merkezlerinin/odaklarının kolu-bacağı. Kısacası bunlar, ahtapot gibi sarmışlar dünyayı. Bütün dünya pazar, tüm insanlık müşteri. Bütün para ırmakları, bütün oluklar onların denize akıyor. Ülkeler savaşır, onlar kazanır. Ülkelerin doğal kaynakları vardır, bir yolunu bulur, onlar kazanır.  Ülkelerin insan kaynağı, beyin gücü vardır, bir yolunu bulurlar,  onlar kazanır… Onlardan ne damlarsa, onlardan ne artarsa, geride kalanına o/onlar kalıyor. Bankalar, reklâmlar, medya, basın üzerinden de ulusları, halkları, toplumları çok güzel uyutuyorlar, mışıl mışıl.

Tarlasını ekmeyen, ziraat yapmayan köylü;  köyde yaşarken inek-dana bakmayan, tavuk beslemeyen; sütü, yoğurdu, yumurtayı, tavuğu, eti çarşıdan alan köylü…  Havlisinde sebze yapmayan, bahçesinde meyve yetiştirmeyen köylü… Farkında olmadan, sen de onlara çalışıyorsun…  Köyde, güzelim temiz havada, organik dünyanın içinde yaşarken; tarlada, bahçede çalışmayı ayıp sayan, ekip dikmeyi, hayvan bakmayı, ahıra-kümese gitmeyi yanlış sanan köy sosyetesi, farkında olmadan, onlara çalışıyorsun.

 

Bana ne, bana ne, derken

Korona kesti kapıyı erken

Hiçbir şeye karışmam

İşime bakarım

Yer içer çişimi yaparım

Repolarıma depolarıma

Faize reeskonta bakarım

Paramı alır gezmeye çıkarım

Diyordun da

Kazın ayağı öyle değil

Sen istiyordun Verona

Covid-19 dedi; gel, ver  ona

 

 

 

 

Son model arabana binecektin

Ama kapıdan çıkamaz oldun

İşte sen hodbinlik ederken

Kirlendi dünya

Sen kendine yaşarken bak neler oldu

Buzullar eridi kutuplarda

Balıklar öldü, kuş türleri tükendi

Ben bir şey yapmadım deme

Hep nefsine çalıştın

Toplumu, insanlığı düşünmedin

Keklikler tükendi

Keneler arttı

Söyle bakalım

Kekliği niye vurdun

Suç benim değil deme

Kasten ya da ihmalen

Olası kastla yahut

Suçlar, kabahatler senin

Kendinden başka kuş tanımayan

Hazdan başka iş bilmeyen

Bencil, nekes, uğursuz

Hodbin, duyarsız, şuursuz

Puhu kuşu kadar yok insanlıkta yerin

Kapıya çıkamıyorsun

Gerin ha gerin

Balıklar, kuşlar ölürken

Ormanlar tükenirken

Rahat mıydı yerin

 

Çevre, doğal çevre, doğa, ekolojik denge, insanlık diye bir değer yoktur onlar için…  Dünyayı ve olayları algılamaları böyledir. Bunlar açısından; insanın (Ademoğlu’nun) ve toplumun/kitlelerin, herkesin ortak çıkarının ulvî bir değeri yoktur. Bunlar için ulviyet yoktur. Onlar için; vefa, feragat, diğerkâmlık, şefkat, insaf, merhamet, adalet, nezaket, rikkat, ..vb. yabancı ve gereksiz kavram ve anlamlardır.  Varsa yoksa, para, güç, konfor, haz, ...vb.  Yeter ki onların tıkırı yerinde olsun; kitleler hasta olmuş,  milyonlar ölmüş,  yürekleri/vicdanları tık etmez.  Zerre dek sızlamaz içleri. Yürek değil, araba lastiği var içlerinde.

Güneşlendiği kumsala bin bir çöp bırakan, piknik yaptığı dere kenarında olmadık çöpler bırakan, gezip tozduğu, temiz hava aldığı ormanı çöpe boğan… Onlara çalışıyorsun…  Canım tarlasını bire bin fiyata sermayeciye satan vatandaş, farkında mısın, onlara çalışıyorsun… Ormanın değerini bilmeyen, ormanları kesip yok eden vatandaş, onlara çalışıyorsun… Balık yakalamak için bomba atan, çok kazanacağım diye yavru balıkları ve yumurtaları öldüren balıkçı; farkında mısın, onlara çalışıyorsun…

Zevk yapacağım diye kuş katliamı yapan avcı; kuşun bir lokmacık canına, teknoloji canavarı tüfeklerle saldıran avcı… Onlara çalışıyorsun…  Ormanın ve dünyanın güzelliği olan geyikleri, karacaları, ceylanları, ender hayvan türleri, nesli tükenmekte olanları vuran avcı, tümüyle onlara çalışıyorsun… Sokak hayvanlarına kötü davranan, onlara çalışıyorsun… Dereleri, ırmakları, denizleri kirletenler; çöpünü yere atan, yere tüküren, dükkânın atığını, döküntüsünü dereye ırmağa atan; küçük işletmesinin, atölyesinin akıntısını, döküntüsünü dereye, ırmağa akıtan/atan, onlara çalışıyorsun… Var olmaya, para kazanmaya çalışırken, küçük ve/veya orta sermayesiyle iş yapmaya çalışırken;  doğayı gözetmeden, tüm çevreyi çöpe, akıntıya, döküntüye boğan, çevresini yaşanılmaz kılan küçük ve orta yatırımcı; bilerek veya bilmeyerek, onlara çalışıyorsun…

Diğer yandan; banka reklâmlarına bakar mısınız… Diyorlar ki kendileri için:  “Sizi düşünür!” –yalan! “sizin için, size ayrıcalık!” –Yalan!  “Özel günlerinizde sizinle, zor günlerinizde sizinle, saygıyla sizinle, sevgiyle sizinle, o daima yanınızda!” –Yalan! “-size özel hazırladık, size özel çözümler; eviniz için, yuvanız için, eşiniz için, çocuğunuz için, bankanızdan hediye!” Yalan!!!  Vallahi de yalan, billahi de yalan! Bankaların faizden başka düşündükleri yok. Ranttan başka gayeleri yok. Reklamların hepsi yalan. Sizi tuzağa çekiyorlar ha bire. Gelirinizin bin katını harcatıyorlar, sonra da köle yapıyorlar. Tüketim hayvanı olmayın! Tüketim kölesi olmayın! Reklâm malı, reklâm manyağı olmayan., Kendinize, ailenize, akrabalarınıza, komşularınıza, çevrenize karşı mankurtlaşmayın! İnsanlıktan çıkmayın! Bankalar yalancı! Reklâmlar yalancı! Reklâmlar düşman… Yılan gülümsemesi onlarınki. İnanmayın!

Paranın dini imanı yok, derler. Sermayenin milliyeti olmaz, derler.  Dolayısıyla vatanı da olmaz ve vatanseverliği de. Öyle derler. İllâ ki yaşanmış deneyimler vardır. Durup dururken söylenmemiştir bu sözler. Bu, paraya-tapar yapılar;  uluslararası ağlar oluştura oluştura;  ulusları aşan ve taşan şirketler kura kura; hattâ giderek, uluslarüstü aileler kura kura;  geniş ve çetrefil iş ve akrabalık ilişkileri içinde;  dünyayı bir biçimde yönetiyorlar. Komprador aileler bunlar; adeta devletlerinden, milletlerinden, milliyetlerinden ayrı ve bağımsız… Veya dinleri ve/veya milliyetleri varsa bile, bunların önemi azalmış, keskinliği zayıflamış, flû bir görünüm almış,  neredeyse kuru kabuk durumuna gelmiş, içeriği/özü yitirilmiş, anlam ve ruh ifade etmez tarza düşmüş… Hattâ bunlar, dinlerin ve mezheplerin de içine sokularak, onları da –ciddî ve önemli ölçüde- yönetiyorlar. Dünya kamuoyu veya bölgesel kamuoyları yahut milletlerin kamuoyları neden etkileniyorsa, neyi önemsiyorsa, onu ele geçirme gayretine giriyorlar. Bütün maddî ve manevî oluşumların beynine nüfuz etmeye bakıyorlar.  Kendi çıkarları için, din ve mezhepleri de silâh ve araç olarak kullanıyorlar…  Bütün virüsler ve türedi hastalıklar da, onların yeryüzüne hediyesi(!)

 

Frankenstein yaratmış sanki

Mary Shelley yeniden başımıza

Şu abidik gubidik dünyamızda

Tıngır mıngır yaşarken

Kars’ta peynirimiz kaşarken

Nerden geldin kapımıza, uğursuz Korona!

Cola tutkunu seni

İçmez misin temiz ayranı

Seni gidi yanki hayranı

Zor bulursun artık

Temiz ayranı


Bu haber toplam 280 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları