HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
10 Temmuz 2020 Cuma
Fındık Fiyatı


24.00 TL - 26.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

AYNUR ZEREN TAN

AYNUR ZEREN TAN

MURPHY KANUNLARI ve DİKEY MİMARİ.

2 Haziran 2020 Salı Saat: 08:54

  Eğer bir işi halletmek için birden fazla olasılık varsa bu olasılıklardan biri istenmeyen sonuçlar veya felaket doğuracaksa; kesinlikle bu olasılık gerçekleşecektir.

 

Amerikalı mühendis Edward A. Murphy Jr. Tarafından başarısızlıklar ve hata kaynaklarının karmaşık sistemlerinde incelenmesi üzerine ortaya konan özdeyişler bütünüdür.

Kısaca” işleri yolunda gitmeyenlerin klişesidir Murphy Kanunları”.

Murphy Kanunlarını öğrenmeden önce derdim ki;

“Benim şeytanım çok bol ve her işim ters gidiyor…”Meğerse yalnız değilmişim.

Kanunlar dahi varmış, tabi ki yıllar önceden.

1958 yılında Webster sözlüğünde yer bulmuştur.

 

Sizlerde sıklıkla yaşamışsınızdır, hesapta olmayan aksilikler bir sürü işinizi aksatırken, birçok zaman ve moral kaybına da neden olurlar.

Bu günkü yazımızda istedik ki kentlerimizin hep olumsuz yönde gelişen “şehirleşme akışına” bir de Murphy Kanunları çerçevesinden, “yatay ve dikey mimari” anlayışı ile bakalım..

 

Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.

Şehirleşme konusunda gelişmelerin ters gittiğini görüyoruz, özellikle son yıllarda dikey mimarı yönünde her şey olumlu gitmiş, hatta çok olumlu,

Kent estetiği, kent geleneksel mimarisi, kent çevre zenginlikleri, kent fauna ve florası, kent mobilyaları ve kent kültürü (soyut ve somut) en çok da kent yatay mimari adına her şey yıllardır ters gitmiş.

 

 

  • Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.

Şehirleşme konusunda, imar planında ayrılan yeşil alanlar “yeşil alan” statüsünden çıkartılır, Kişiye ait  arsalara göre imar planında değişiklik yapılarak dikey mimari durmadan hormonlanır .şikayetler ile ilgili teknik dosyalar usulünce hazırlanır, gerekli makamlara sunulur ve şehirleşme ile ilgili tüm gelişmeler durmadan   olumsuz yönde gerçekleşir.

  • Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.

Dikey mimari açlığını engelleyemezsiniz de engellemeye çalışsanız bile mutlaka sinsi bir iletişim ve bürokrasi ile engellemeye çalışan engellenir, dikey mimari mutlaka gerçekleşir.

 

  • Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.

Üniversite tercihleriniz arasından hiç istemediğiniz fakat tercih hakkını doldurmak için yazdığınız yer çıkar gelir.

      Şehirleşme konusunda dikey mimari ne kadar istenmiyorsa o şehirde o kadar çok ve o kadar yüksektir, Örnek İstanbul, Örnek Ünye, Örnek Fatsa, Örnek Karadeniz şehirleri, Jeolojik olarak deprem kuşağı oldukları belirlenmiş ve dikey mimarinin çok daha tehlikeli olduğu raporlarla tescilli olsa bile.

  • Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.

Şehirleşme ve mimari konusunda hiç tereddüttünüz olmasın, kötü koşullar diyeceğimiz dikey mimari, yeşil alanları, güzelim bahçeleri (yöremizde fındık, mısır, mandalina bahçeleri, Malatya’da kayısı bahçeleri, Bursa’da badem, Alanya’da muz, , Amasya’da elma bahçeleri), tarlalar, meralar, tarım her türlü alanları olmak üzere, çekirge sürüsü gibi yok ederek, genişleyerek, denizi, manzarayı, gökyüzünü örterek hatta güneşi kapatarak vuku bulmaktadır.

Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.

Çeyrek asır önce  yaşadığımız kentin, donanımsız “dikey mimari” anlayışından kilometrelerce uzağa kaçtık, yıllar içerisinde dört bir koldan, burnumuzun dibine kopup geldi, dikey mimari, tekrar donanımsız, gayrı resmi ve ucube halleri ile.

  • Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir…

Dikey mimari projeleri mahkemelerce ertelense bile er geç gerçekleşecektir, çünkü müteahhittin aklına düşmesinden sonra adeta “yasal hak” durumu doğmaktadır, kat sınırı adeta müteahhittin keyfine kalmıştır, gücü yettiğince, hatta sınırsızdır.

 

  • Yere düşen her şey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.

“Yerel mimari” kültürü ve dolayısı ile anlayışı kalmamıştır. ”Yatay mimari” anlayışı olsa bari diyeceğiz, o kadar zor ki, şehir içinde mümkün değil, hatta göze batıyor alçak katlı eskiden kalan tek tük evler (hoş onlarda hisseli oldukları için kamışlardır ya).

“Yatay mimari bari şehir dışında gelişse” diyecek olsak bin bir dereden su, arazi az, zor satılıyor, on, yirmi kat yapmak varken inşaatı ne diye yayalım projeyi, haydi gerçekleşti

(devam edecek)


Bu haber toplam 400 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları