HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
24 Mayıs 2018 Perşembe
Fındık Fiyatı


9.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
01FATSA BELEDİYESPOR563865
02ÜNYE 1957 SPOR502951
03YENİ AMASYA SPOR442050
04LADİK BELEDİYESPOR331749
05ÇARŞAMBASPOR37945
06ŞARKIŞLA BELEDİYESPOR382144
07ATAKUM BELEDİYESPOR461643
081926 BULANCAKSPOR30132
09TURHALSPOR24-832
10SİNOPSPOR24-1826
11GÖRELESPOR35-1424
12SİVAS DEMİRSPOR19-3716
13ETİ LİSESİ GENÇLİKSPOR19-2815
14ORDUSPOR20-46-1
NAMAZ VAKİTLERİ

AV. EMRAH DUMAN

AV. EMRAH DUMAN

Ünyeyi Zehirleme Planı

26 Nisan 2018 Perşembe Saat: 08:49

 Uzun süredir Ünye'nin şu anki en önemli meselesi olan   "çöp  merkezi  yapılma" meselesinin asıl "can alıcı" kısmına değinmek gerek. "Büyük Çöp toplama Merkezi"nin Ünye'ye kurulmak istenmesinin sebebi çöpün yakılabileceği  Çimento Fabrikası'nın burada olması. Ünye Cevizdere'ye  kurulacak tesiste toplanan tonlarca çöpün oluşturacağı yoğun koku, çöpleri getirecek kamyonların yaratacağı hengame, acısuyun kirlenmesi, kirlilik ve genel olarak  çevre etki değerlendirmesinin yapılmaması gibi konular konuşuluyor. Bir de  sonuçları son derece  ölümcül olan çöpün yakılması ile oluşacak zehir meselesi var. 

Çöpü yakmanın atıkları yok ettiği konusundaki yanlış inancın tersine, gerçekte atık yakmanın çöp sorununu öldürücü bir kirlilik tehditine dönüştürdüğü bilinmektedir.   Çöpün fabrikalarda yakıt olarak kullanılması yeni ve dahiyane bir fikir olmayıp Avrupa'da 1960'lı yıllardan itibaren deneyimlenmiştir. Ancak ikibinli yıllara doğru bırakın çöp yakmayı, çöp yakmanın oluşturduğu zararların en az maliyetle nasıl giderilebileceği üzerinde durulmaya başlanmıştır.  Yapılan bilimsel incelemeler    atık yakma tesislerinin  çevreye yayılan dioksin, furan, sülfür ve nitrojen oksitleri,kurşun ve diğer ağır metallerin ana ve pek çok bölgede de en büyük kaynağını oluşturduğunu ortaya çıkarmıştır.

Endüstri devrimi ile özellikle Dünya savaşları sonrası  sanayinin kapitalizmin etkisi ile büyüyüp yeni bir eşiğe geldiği 1960’lı yıllarda gündeme getirilmiş ancak ta o zamanlarda olası etkileri üzerinde  bilimsel inceleme yapılmış, kafa yorulmuş ve sonuç olarak “çöp yakmanın”, arıtma tesislerinin arıtma çamurları ve sanayi üretim süreçlerinde ortaya çıkan  tehlikeli atıkların  yakılması şeklindeki uygulamaların insan ve diğer canlı sağlığı açısından son derece ölümcül etkileri saptanmıştı.  Yakılma ile atıklar daha tehlikeli hale geldiği açıktı.  Bu durum günümüzde öyle başa çıkılmaz bir hal almıştır ki, Avrupa Birliğï  ülkeleri kimyasalları denetim altına almak için REACH adında bir çalışma başlatmak zorunda kalmışlardı.  Zira  çöplerin  yakıldığında, çok daha zehirli atıklara dönüşerek(en ölümcülleri dioksin ve furan’dır) havaya, suya ve toprağa oradan da besin zinciriyle insana ve diğer canlı bedenlere bulaştığı, yakma sonucu oluşan maddelerin insan bedenine bir kez girdiğinde on yılları aşan süreler boyunca bedenden dışarı atılamadığı, nesilden nesile aktarıldığı, insan vücudunda biriken bu zehirlerin, zamanla başta kanser olmak üzere, üreme sorunlarına ve akciğer hastalıkları gibi daha birçok sağlık sorununa neden olduğu atık veya çöp ayrıştırma tesisleri çevresinde deneyimlenmişti. Tabi uzmanlara göre bu çevre etkisini sadece tesis çevresine hasretmek de doğru değildir. Kutup ayılarında dahi bazı semptomların görülmesi zararlı maddelerin hava yoluyla da binlerce kilometre ötede etki gösterdiğini kanıtladı.

 “Kalıcı organik kirleticiler” KOK kısaltmasıyla  adlandırılmaktadırlar. Atık yakma tesislerinin bacalarından ve yakma sonucu oluşan küllerden çevreye yayılan KOK lar, bugüne kadar belirlenen en tehlikeli kimyasal zehirlerdir. Dioksin, Furanlar, Klor, DDT ve PCB’ler bilinen başlıca KOK lar arasında yer alırlar. Dioksin, PVC ve plastikler ile klorlu maddelerin yakılmasıyla oluşturur. KOK’lar, yakma tesislerinin baca gazlarında ve küllerinde bulunurlar.  KOK’lar tarım ilaçları, hava akımları yoluyla yüzlerce km yayılabilirler.  Havadan toprağa ve suya, oradan da besin zinciri yoluyla tüm canlı bedenlere girerler. Canlı bedenlerde onlarca yıl kalıcı olarak birikirler. Yüksek düzeyde sağlık sorunlarına neden olurlar. KOK’lar solunum  sistemi hastalıkları, Kanser,  hormonsal bozukluklar ( Guatr, Tiroid, Kemik erimesi, Tüylenme,  Şeker hastalığı), Bağışıklık Sistemi bozuklukları ile  cenin ve genetik bozuklukları gibi Üreme bozukluklarına sebep olurlar. KOK’ların anne sütüne ve plasentaya geçtikleri bunun sonucunda  insan bedeninde bebeklikte birikmeye başladıkları bilinmektedir. Yakma tesisleri gibi KOK kaynaklarının yakınlarında yaşayanlar en riskli olanlardır. Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) KOK lardan biri olan Dioksin’i kanserojen madde olarak tanımlamıştır.

KOK’lar kadar  piller, boya çamurları, bazı plastikler ve ağır metal içeren diğer maddelerin yakma tesislerinde yakılmasıyla oluşán cıva, kurşun, kalay, kadmiyum, arsenik gibi “ağır metaller “in de  KOK lar  kadar  canlılar üzerinde ağır yıkıma neden olduklarını,  havadaki cıvanın %29’u, manganezin %21’i, kurşunun %20,7’si, antimonun %19’u, kalayın %15’i ve  selenyumun %11’i yakma tesislerinin bacalarından havaya salındığïnı  belirtmeliyiz. Hava, su, toprak ve besin yoluyla canlılara bulaşan ağır metallerin başta nörolojik ve ruhsal sorunlara yol açtıkları, fiziki sakatlık ve işlev kayıplarına yol açtıkları saptanmıştır.

Her 10 ton atık yakıldığında 4 ton  kül  geriye kalmaktadır. Küllerin havaya  ve çevreye karışmasını tamamen engelleyen bir sistem olmadığını ve KOK ie ağır metallerin verdiği zararın kat be kat fazlasını küllerin verdiğini belirtmeliyiz. Küllerin içeriğindeki zehirli kimyasalların yağmur ile toprak altına ve içme sularına bulaşmasını engellemek pek olası değildir. Bununla birlikte küller asla yok olmaz zaman içerisinde daha zararlı maddelere dönüşürler. Başlarda küller kimi bayındırlık hizmetlerinde dolgu malzemesi olarak kullanılmış ise de yağmur sonrası oluşan sızıntıların etkileri gözlenince buna benzer işlemlere son verilmiş var olanlar da eski hale getirilmiştir.

Gelişmiş batılı ülkelerde zaman içinde gözlemlenen tüm olumsuz etkilere karşın ciddi önlemler 2001 yılında alınmaya başlandı.      Ülkemiz de konuya ilişkin uluslararası Stockholm Sözleşmesini 2009 yılında imzalamıştır. Anayasamızın 90. maddesi gereği usulünce imzalanıp yürürlüğe giren uluslar arası anlaşmalar “kanun” hükmündedir ve herkesi bağlar.

Gelgelelim hiç bir yetkili kısaca "çöp yakıp zehir üretme"  olarak adlandırılabilecek bu  mesele üzerine ikna edici bir açıklama yapma ihtiyacı bile duymamıştır.


Bu haber toplam 145 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları