HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
13 Ağustos 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Balıkçı Kâzım Ve Naciye Hanım

1 Temmuz 2020 Çarşamba Saat: 08:28

Naciye Hanım hikâyeleri birkaç tane yazıldı aynı kişiler etrafında geliştiği için birbirlerine benzeyebilirler, ama özde farklıdırlar  “ben bunu okudum” diye sakın bırakmayın, şimdi okuyacaklarınız diğerlerinden farklıdır. Naciye Hanım çocukluk sevgilim Süheyla’nın annesidir, anlatılanlar gerçektir bu insanlar bir zamanlar aramızda yaşamışlardır.

Hikâyelerde genelde isimler ve yerler değiştirilmiştir, bunlar yayınlandıktan sonra hikâyede adı geçen kişinin oğlu torunu veya bir yakını gelip bana problem çıkarıyorlar,  savcılığa şikayet ediyorlar “sen bizim anamızı babamızı nasıl yazarsın?” diye,  hatta bir hikayeden dolayı mahkemeye veren bile oldu

Bu nedenle gerçek kişilerin adlarını ve yaşadıkları yerleri değiştirmek zorunda kalıyorum. Bunu Naciye Hanım hikâyelerinde de yaptım.

Birkaç tane böyle sorunlu hikâye var.

Bunlardan en önemlisi Ermeni vatandaşlarımız tehcire (geçici zorunlu göç) gönderilirken tekrar geleceğiz diye küçük çocukları buradaki komşularına bıraktılar, fakat savaş bitince dönemediler çocuklar burada Türk aileler yanında büyüdüler Müslüman oldular. Ama torunlar veya torunlarının çocukları bu geçmişi bilmediler, unutuldular, ben bunları bulup yazdım, sorun oldu bazıları beni mahkemeye verdi bazıları yazma diye ricada bulundular.

 

Süheyla, Naciye Hanım

Ve Arap Şevket

Süheyla, annesi Naciye Hanım ve babası Arap Şevket atmışlı yıllarda Ortaçarşı’nın arka taraflarında eski ahşap bir evde otururlardı.  Kuvvetli bir rüzgârda yıkılacakmış gibi duran sağa doğru hafif yan yatmış ahşap evin penceresinde teneke kutular içinde çiçekleri olurdu Naciye Hanımın ve pencerede eliyle ördüğü dantel perdeleri.

Naciye Hanım çok zayıf esmer biri idi, kızı da öyle, annem ona Kuru Naciye derdi kızına da Karakız. “Bu kadar gızın içinde bula bula bunu mu buldun?” diye her seferinde başıma kakardı rahmetli.

 

Naciye Hanım sizlere ömür, rahmetli olalı çok oldu. Kızı Süheyla'yı zorla verdiği kalp krizi geçirdi ve hakkın rahmetine kavuştu, Süheyla da kocadan ayrıldı, bir kız çocukları vardı, damat çocuğu alıp kaçtı, yıllarca bulunamadı, çocuk on yaşına gelince bulundu bu kez de anneyi istemedi.

 

Balıkçı Kazım

Naciye Hanım’ın kızına zengin koca bulma sevdası hem kendi başını hem de kızının başını yedi.

Naciye Hanım akşama kadar evin penceresinde oturup yoldan gelip geçen laf atardı balıkçı, yoğurtçu, domatesçi, patatesçi ondan illallah demişlerdi, ona görünmemek için evin önünden çabuk çabuk geçerler yine de yakalanırlardı.

Kiminin domatesine, kiminin patatesine,  kiminin soğanına, bahane bulurdu, ondan en çok çeken balıkçı Kazım'dı, bir keresinde balıkçı Kazım'dan aldığı balıktan zehirlenmişti, Balıkçı Kazım yıllarca dilinden kurtulamadı ve bir gün isyan etti:”Senin yüzünden  bu işi bırakcam Naciye Teyze, herkes aliii bişii olmii da hep sana mı oliii?.

Ben ise sokaktan görmesin diye pencerenin dibinden geçerdim, yine de görürdü

-“Bana bak kaptanların oğlu, senin bu sokakta ne işin var Türbe Mahallesi dar mı geldi?

 

Türbe Mahallesi

Biz Türbe mahallesinde, Naciye Hanım Ortaçarşı'da otururdu. Türbe mahallesi, Ortayılmazlar Mahallesinin Karılar Pazarından sonra Türbe Mezarlığına yakın kısmıdır. “Karılar Pazarı” da neresi diye sormayın, Ünye'nin yeni sakinleri bu eski isimleri bilmiyorlar, birine sorup öğrensinler, burada her şeyi yazarsam hikâyenin geri kalanı sığmaz, zaten yazı işlerinden “biraz kısa yaz” diyip duruyorlar

Türbe Mahallesinin üst tarafı mezarlıktı, biz mahallenin çocukları bu mezarlıktan çok çektik. Ölüler, hortlayanlar, mezarlık, tabut, teneşir, cenaze, hoca, büyücü, hikâyeleri arasında büyüdük, bazılarımızda bu yüzden birkaç tahta noksandır.

Naciye Hanım ise Ortaçarşı'da otururdu..  O zaman buranın adı Ortaçarşı değildi, iki katlı eski ahşap evleri rüzgârda uçacakmış gibi beş derece sağa yatmış dururdu.

Sokağa bakan penceresinde dantel perdeleri, konserve kutuları içinde renk renk çiçekleri vardı Naciye Hanım'ın. Bu dantel perdeleri ve penceresi çiçekli evi çok severdim, acaba içinde Süheyla olduğu için miydi?

Naciye Hanım bu pencerede akşama kadar oturur, sokakta top oynayan çocuklara sataşır, satıcıların bağırmalarına kızar, onlarla kavga ederdi.

En çok taktığı dilenciler, Balıkçı Kazım ben ve sinemacı Ömer’di

Sütçüye: “Geçende bana verdiğin sütten yoğurt olmadı çok su karıştırmışsın, Allahtan kok Allahtan, balıkçıya: “Gözün kör olmasın senin balıkçı Kazım, dün akşam zehirleniyorduk” gibi her şeye bir bahane bulur azarlardı.

 

Balıkçı Kazım bir gün isyan etti Naciye Hanım'a:

-Başka yol olsa bu sokaktan geçmeyeceğim, herkes yiiii bir şey olmiiii, hep sana oliii Naciye Teyze, senin naturan zayıf, sen balık yeme ot ye ot.

Kızdığı biri daha vardı:

Sinemacı Ömer, Konak Sinemasında filmlerin afişini dolaştırarak elinde teneke boru ile bağırıp reklam yapan sinemacı Ömer de az çekmedi Naciye Hanım'dan.

Sinemacı Ömer'in kalıplaşmış film tanıtım sözleri vardı her filmi anons ederken aynı şeyleri söylerdi:

“Bu Pazar Konak sinemasında aile matinesinde aşk, ihtiras, macera dolu iki film birden” diye anons edince Naciye Hanım beline kadar pencereden sarkarak:

-Bana bak lan Ömer, geçen hafta da aynı şeyleri söyledin gittik, aşk meşk görmedik her zaman aynı şeyleri söylüyorsun bıktım senin aşkından, aşkın batsın, bağırma fazla başım dutiii, diye çıkışırdı.

 

Bu ilginç insan bir gün  Süheyla'yı benden soğusun diye muska yazdırmaya Çınarlık Mahallesinde Arap Hoca’ya götürmüş, kurşun döktürmüşler  Arap Hoca: “ Bu kız gara sevda olmuş” hemşürem demiş Naciye Hanım'a..

O da: “Biliiiim  kaptanların oğluna dutulmuş  geberesice, oğlan her gün bizim evin önünden geçiii, annesine gittim söyledim “Senin oğlun bizim sokaktan çok geçiiiii.” diye..

 Ben de:  “Geçerim” dedim anneme, orası cadde, anneanneme gidiyorum denizden yüzerek mi geçiiim?

 

İsviçre’deydik,  bir akşam eve gelince rahmetli bana bir mektup uzattı: “Sana Süheyla Hanımdan mektup var” dedi. “Süheyla Hanım’da kim dedim,  Ünye’den çocukluk arkadaşınmış, Süheyla’yı birkaç kere anlatmıştım  hikayeyi biliyordu, açtım okudum sonra ona uzattım, o da okudu: “Çocukluk arkadaşın yapman gerekir “ dedi, çok zor durumda kalmış, gerekeni yaptık.

Aslında Süheyla ve Naciye Hanım, babaları Arap Şevket böyle bir kaderi hiç hak etmemişlerdi, iyi insanlar sayılırlardı, tipik Ünyeli idiler.

Geçende Çakırtepe mezarlığına bir cenazeye gitmiştik,  arkadaş, iki mezar gösterdi.

Naciye Hanım ve Balıkçı Kazım yan yana yatıyorlardı.

Ey gidi, geçip giden gençlik yılları diye deriiiin bir nefes aldım.

 


Bu haber toplam 751 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları