HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
30 Eylül 2020 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

UZM. DR. ALİ COŞKUN

UZM. DR. ALİ COŞKUN

Obezite Kader Mi?

11 Ağustos 2020 Salı Saat: 13:06



Atalarımızdan Miras Kalan Şişmanlık Genleri Bizim Kaderimiz Mi?

Obezite Tedavileri Neden Başarılı Olamıyor?

Obezite, insan hayatının uzun yıllarına etki eden ciddi bir sağlık problemidir ve inanılmaz bir hızla yayılmaktadır. Tüm Dünyada fazla kilolu  (overweight)  ve obez insan sayısı, fazla kilolu bireyler de dahil, yaklaşık 8 milyar olan dünya nüfusunun neredeyse % 40’ı civarındadır. Gelecek 10 yıl içinde dünya nüfusunun yarısına yakınının bu dertten muzdarip olacağı aşikardır. Her geçen gün bu oranlar sağlığı bozucu yönde giderek artmaktadır. Obezite, beraberinde birçok sağlık sorununu da risk olarak ortaya çıkarmakta ve bunlara bağlı ölümlerin de artışına neden olmaktadır. Obezite, tüm dünyada ülkelerin sağlık politikalarını da kilitleyen, kalıtımsal geçişi de olan ciddi bir sağlık sorunudur. Annesi veya babasından birinin obez olması durumunda çocuğun normal topluma göre obez (şişman) olma olasılığı 8 kat fazladır, ancak bu durumun günahını sadece kromozomlara yükleyip, genetik geçişi yegane sorumlu olarak ilan etmek gerçekçi olmaz. Çünkü her ailenin beslenme karakteri – alışkanlıkları, çevresel şartların bireye etkisi de önemlidir. Ailesel kalıtımla kendisine miras kalan obezite( şişmanlık ) genleri, kişiyi ya obez yapmakta ya da yapamamaktadır, ama mutlaka bu obez yapan genleri, kişi ömrü boyunca taşımakta ve obezite riski altında bulunmaktadır, hatta bu geni ileriki kuşaklara da geçirmektedir.

Cinsiyet farklılığının da obeziteye etkisinin olduğunu, kadınlarda obezite insidansının erkeklere göre daha fazla olmasıyla anlamaktayız.

Obezitenin risk olarak ortaya çıkardığı veya katkıda bulunduğu hastalıklar arasında; koroner kalp hastalıkları,  hipertansiyon, beyin damarlarının tıkanması( felçler ), tip 2 şeker hastalığı, yüksek kan yağ değerleri, karaciğer ve safra kesesi  hastalıkları, uyku apnesi ve solunum problemleri, kıkırdak dejenerasyonu, osteoartrit, ortopedik rahatsızlıklar, kısırlık  gibi üreme  bozuklukları ve ruhsal sağlık sorunları, yaşam kalitesinde belirgin düşmeye bağlı görülen mutsuzluklar ve bireyin kendine olan güven kaybı, rahim-meme-pankreas-safra kesesi-yemek borusu-kalın barsak-böbrek kanseri gibi kanser türleri ve her geçen gün bu kategoriye yeni eklenen birçok hastalık bulunmaktadır.

Vücuda harcanandan daha fazla enerji alınması, yaşam tarzındaki hızlı değişimler ve her türlü besine daha kolay ulaşılabilmesi sonucu, şehir merkezlerinde sayıları gittikçe artan gıda tüketim yerlerinin de bu sürece katkılarıyla, ekonomik rahatlığın etkisiyle, buna ilave olarak sosyal, kültürel, psikolojik, metabolik, çevresel ve genetik faktörlerin de direkt veya indirekt etkileriyle ortaya çıkan obezite sorunu, bireylerin, bir müddet sonra vücutlarında, hakimiyeti yağların ele geçirmesiyle oluşmaktadır. Obezite, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerden de ciddi oranda etkilenmektedir.

Peki bu yaşam tarzı ve çevresel faktörler neden bazı bireylerde hiçbir değişikliğe neden olamazken, bazı bireylerde ise şiddetli obezite’ye neden olabilmektedir?

Görülmektedir ki yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin etkisine, her birey aynı şekilde ve şiddette cevap verememektedir.

O nedenle bireylerde obezite farklılıkları ortaya çıkar. Bu farklılığın nedeni, sadece irade sağlamlığıyla, nefsine hakim olmayla açıklanamaz. İşte tabloya bu şekilde daha geniş açıdan bakıldığında, bu sorunun doğru cevabının kişiden kişiye değişen genetik (aileden aldığı kalıtımsal özellikler) yapının farklılıkları, birbirlerine benzemezliği olduğu görülmektedir.

Kişiden kişiye değişkenlik gösterdiği için bireylerde obezitenin farklı tezahür etmesini sağlayan bu duruma genetik varyasyon diyoruz. O halde obezite, bireyin genetik yapısı ve çevresel faktörlerin etkileşimi ile belirlenmektedir. Bununla birlikte tek başına genetik faktörlerin Beden Kitle İndeksi (BKİ, VKİ, vücut kitle indeksi) üzerine etkisi en az % 40, hatta bazı bireylerde % 70'e kadar çıkmaktadır. Çünkü BKİ kalıtılabilir (aileden gelen) bir özelliktir.

Beden yağı yüzdesini, 11q21-24 kromozom bölgesinin etkilediği bilinmektedir. Adipozdoku’dan salınan Leptin’in ( iştah azaltıcı madde ) kendisinde veya reseptörlerinde gen mutasyonu’nun olması (molekül değişikliğinin olması), her zaman obeziteyle sonuçlanır. Eğer bir obezite’de mutasyon etkisi var ise, beyinde hipotalamik fonksiyonlar bozulduğu için, iştah artışı olmuş ve obezite ortaya çıkmıştır.

Gen’deki değişiklik, tek bir gen tarafından kodlanan protein’in fonksiyonunu bozarsa buna MUTASYON denir ki, obezite genetiğinin temelinde yatan budur. Eğer bu mutasyona uğramış protein yapısı, bozulur ve hasar ortaya koyarsa, monogenik bir hastalığa sebep olur (çevresel faktörlerden bağımsız olarak). Özetle tek bir gen etkilenmiştir (mutant gen), tek bir proteinin yapısı bozulmuştur, sonuçta tek bir hastalık meydana gelmiştir .

Aileden gelen bütün bu olumsuz obezite genlerine rağmen obezite kader değildir. Fakat Obezite tedavisine ciddi yaklaşmak gerekir.

Türkiye’de obezite tedavisinde neden başarısız olunuyor?

Obezite zaman içinde tüm vücut hücrelerini ve organlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Beyin, kalp, akciğerler, damar sitemi, lenf sistemi, karaciğer, böbrekler, pankreas, vs. tüm organlar peş peşine etkilenir. O halde bu kadar organı etkileyebilen bir hastalığı, tek bir branş doktoru yada bir diyetisyen tedavi edebilir mi? Tedavi etse bile bu durum kalıcı olabilir mi? Tabi ki hayır ve o şekilde başarısız da oluyor.

Oysa Obezite tedavisine multidisipliner yaklaşılmalı, her branş doktoru ayrı ayrı kendi işini yaparak, obezitenin tedavisine katkı sağlamalı.

Tedavi nasıl olmalı?

Kesinlikle spor ve diyet birlikte olmalı. Dünya böyle diyor.

Öncelikle Obezite hastası bir dahiliye uzmanına gitmeli ve uzman kendisini muayene etmeli, tıbbi tahlilleri Biyokimya laboratuvarından istemeli, böylece obez kişinin, ilave olarak şeker hastalığı var mı? Kan yağları yüksek mi? Başta tiroid hormonları olmak üzere tüm hormon tetkikleri normal mi? Bulunan bozukluklar ile ilgili ilaç kullanması gerekiyor mu? Bunlar bir bütün olarak dahiliye uzmanınca ele alınmalı ve obezite tedavisinde ortaya çıkabilecek engeller yine aynı uzmanca kaldırlmalıdır.

Obez hasta dahili muayeneden sonra aynı gün hemen kardiyoloji uzmanına gidip muayene olmalı. Çünkü hastanın yüksek veya düşük tansiyonu var ise, kalbin ritmik atımı yok yerine düzensiz atım var ise, çarpıntı var ise, hatta kalp krizi riski var ise bunu kalp doktoru değerlendirip, efor gerektiren sporları ne şiddette ve ne kadar süre ile obez hastanın yapması gerektiğini belirleyecektir.

Bunun peşinden aynı hasta Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon veya Ortopedi ve Travmatoloji uzmanına gitmeli. Bu uzmanlar diyet ile birlikte spor yapacak obez hastanın eklemlerinin hangi sporu kaldırabileceğini, belirlemeliler, eklemlerde harabiyet- menisküs vs. olup olmadığını belirlemeliler, Yüzme sporu mu ( osteoporoz hastalarına verilmemeli ) yoksa bisiklet sporu mu, yoksa yürüme sporu mu yapılmalı ve ne sıklıkta ve şiddette yapılmalı, tüm bunların cevabını bize bu branş uzmanı vermeli.

Obeziteyi yenmek amacıyla yapılacak diyet listesine, harfiyen uyulmalı, eğer belli bir süre sonra listeye uyma konusunda bıkkınlık gelir ise bu sefer de obez kişiye yardım elini psikiyatri uzmanı uzatmalıdır.

Tabi ki diyetisyen de tüm bu görüşlere bağlı kalarak obez kişiye özel yepyeni bir diyet listesi sunmalı ve sık sık kontrol ederek, başarı şansını artırmalıdır.

Obezite’nin tedavisine katkı yapacak uzmanlık alanları obezite karmaşık hale geldikçe artırılır. Yani bu durum kişiye özeldir. Hasta vardır bu tablo yeterlidir, ama daha kompleks yapıda bir hasta vardır, o zaman işin içine diğer branşlar da ( kadın hastalıkları ve doğum, nöroloji, genel cerrahi vs. ) katılmalıdır.

Obezite ile ancak bu yaklaşımla kalıcı olarak başa çıkılabilir. Buna Obezite tedavisinde multidisipliner yaklaşım denir.


Bu haber toplam 2.605 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları