HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Ocak 2021 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

AV. İRFAN YILDIZ BEŞLİOĞLU

AV. İRFAN YILDIZ BEŞLİOĞLU

Korona Kaygıları (5) ve Dünyayı Yönetenlerin Yarattığı Kâbuslar…

11 Ağustos 2020 Salı Saat: 13:08

Dedik ya, dünyayı kendi hâline bırakmıyorlar. Suyun akışını bozuyorlar. Hiçbir ulusun ve hiçbir ülkenin dahi hiçbir halkın kendi özgür iradesiyle karar vermesine fırsat ve imkân vermiyorlar. Ülkelerin/devletlerin iç bünyelerini karıştırıp çalkalıyorlar. Huzur ve düzen bozuyorlar. Ulusların/devletlerin yazgısına sûi-kast yapıyorlar ya da yaptırıyorlar. Ahtapotun bin bir kolu-bin bir eli var. Bunların yüzde doksanı yeraltında, gizli kapaklı, yüzde onu su yüzünde, görünür durumda. Göründüğünde de zaten neredeyse olan olmuş oluyor.

En son örneğini ülkemiz yaşadı.  Uzun süredir, devlet bünyesini kanser gibi saran; sinsi sinsi her alana öyle ya da böyle yayılan bu uğursuz yapı; emperyalizmin ajanı ve uşağı olarak, ulusal varlığımıza kastetti.  15 Temmuz 2016’da yurdumuz büyük bir felaketin eşiğinden döndü. FETÖ Terör Örgütü, FETÖ İhaneti, ülkemize çok büyük acılar ve korkular yaşattı. Demokrasimize ve bağımsızlığımıza, ülkemizin, birlik ve bütünlüğüne yapılan bu alçak saldırı;  ulusumuzun sağduyusu ve basiretiyle, yurtseverliğiyle, püskürtüldü,  def edildi.  Alçak ve hain  FETÖ terör örgütünün bu korkunç darbe girişimi, ulusal birlik ve dayanışma içinde davranan ülkemizin/devletimizin kesin ve açık başarısıyla ortadan kaldırıldı. O kâbus gibi geceden, Astsubay Ömer Halisdemir gibi büyük kahramanlar aklımızda ve yüreğimizde yer etti. Ulusumuzun kahramanca birlik-bütünlük-dayanışma, güç ve ruh birliği göstererek; geri püskürttüğü, kovduğu, yere serdiği o uğursuz saldırı, halkımızda, özel bir duyarlılık alanı yarattı; ülkesel ve ulusal duyarlıklar,  algılar uyandı;  ülkemizin /devletimizin-ulusumuzun kardeşliği, birliği, dirliği, emperyalist saldırılara karşı ortak refleksinin gerekliliğine ilişkin güçlü bir duygu ve düşünce ileri çıktı, yükseldi.  Bu alçak ve uğursuz  FETÖ-Terör saldırısına karşı,  demokrasimiz ve bağımsızlık tutkumuz kazandı. Şimdi, sormak gerek:  O hain FETÖ Terör örgütünün başı niye Amerika’da yaşar? ABD, kara kaşı-kara gözü için mi bir mâlikâne tahsis etmiş ona; geniş bir arazi üzerinde, keyfince yaşatıyor?  Kimseye, dolarla karşılığını almadan, hattâ bire bin bir bedel almadan, bir lokma yedirmeyen, bir bardak su içirmeyen Amerika; neden bu terör örgütü başını ülkesine ağırlar, dört başı mamur bir konfor içinde korumasında tutar? Niçin bir çok ayrıcalık ve olanak verir?  Bu işler, CIAden bağımsız mı? PENTAGON’dan ayrı mı?  Olabilir mi?  FETÖ Terör yapılanması ve örgütü; açık ve net USA/CIA/PENTAGON ve olası ki (ihtimâl dâhilinde zira CIA varsa genelde MOSSAD da işin içinde oluyor; İngiliz gizli servisi MI6’nın karışmadığı, ilgilenmediği, bilmediği bir iş zaten olmaz)  MOSSAD hizmetinde ve –olası ki- MI6’nın gizli ya da açık desteğiyle-. Türkiye’de darbe yapmaya kalkışmış olmasına;  aziz milletimizin kanını dökmüş olmasına rağmen, ABD, ülkemize bu haini, niçin (neden) iade etmiyor? Devletimizin/ülkemizin onca yoğun çabasına karşın, inatla vermiyor FETÖ Terör Örgütü başını ve üstelik terör örgütü de saymıyor.  Ülkemizden/devletimizden giden onca dosyayı, onca belgeyi, bilgiyi yok sayıyor. Niye koruyor bu kadar terör-başını? Neden tutuyor onu? Belli ki kendi adamı, kendi ajanı, kendi elemanı. Kendi beslemesi ve yetiştirmesi. USA, FETÖ terör örgütünü, bir araç ve yöntem olarak kullanarak;  hem Türkiye’mizde, hem de dünyanın birçok ülkesinde, toplumu, toplumları etkileyip yönlendirmek için, bir çok uğursuz girişim yaptı.  Daha ülkemizde darbe girişimi olmazdan çok sene önce; “FETÖ’nün tehlikeli ve aşırılığa meyilli olduğu (ve casusluk faaliyetleri içinde olduğu) gerekçesiyle, Rusya Federasyonu, kendi ülkesindeki FETÖ okullarını kapatmıştı. (1)

Türkiye’de;  Atatürkçü ve Cumhuriyetçi, Sosyal Demokrat, Demokratik Sol, Sol ve/ya da Ulusalcı ve Laiklik bilincine sahip kesimler; Sol ya da Sosyal Demokrat olmasa da, Merkez’de siyaset yapan, Cumhuriyet ve Atatürk değerlerinin önem ve vazgeçilmezliğinin ayırtında ve kendini çoklukla Millî Merkez olarak tanımlayan kesimlerle Ulusal/Ülkesel/Devletsel kaygıları olanlar; ülke/ulus  güvenliğini tasa edinenler; FETÖ’YE, FETÖCÜ’LÜĞE, FETÖCÜ yapılanmaya karşı sürekli olarak toplumu ve kamu gücünü (devleti) uyararak...  Ve buna engel olunmasını ve bu örgütün etkinliğine son verilmesini, kararlılıkla (Kamu Gücünden) talep ederken…  Birçok kesim bunlara karşı zafiyet içindeydi… Onlara şirin bakıyor; din ve İslam üzere bulunduklarını sanıyordu… Veya uyuyordu…  Yahut oy uğruna, siyasal ihtiras uğruna,  onların zararlarını görmezden geliyordu. Veyahut onları gerçekten zararsız sayıyordu (sanıyordu).  Zafiyet, esasen 12 Eylül 1980 Askerî Darbesiyle başladı. Kenan Evren ve Cuntası, bu tarz cemaat-tarikat yuvalanmalarına göz yumarak, yanına yandaş devşirmeye gayret etti.  Hattâ ismi Rabıta(1) olan bir yapının, Türkiye’nin, Avrupa’da görev yapan bir takım din görevlilerine maaş ödemesine (Cunta tarafından)  göz yumularak, işbirliği yapıldı.  Maaşı alan, maaş aldığı yerden emir de alır, öyle değil mi? Vaktiyle Uğur Mumcu, bu örgütü çok yazdı. Gerçekleri ortaya döktü. 12 Eylül 1980 Askerî Darbesinden ve Cunta yönetiminden itibaren zafiyet başlayarak veya yoğunlaşarak, iş, taa15 Temmuz’a dek uzandı. Kenan Evren ve Askerî Cunta’sı, bunu, ABD ve CIA’nın dışında mı yaptı. Hiç sanmam. Darbeyi yaptıran ABD/CIA, darbe sonrası neler yapılacağını (da) cuntaya dikte etmiştir/ettirmiştir. Öyle değil mi? ABD, dediğini yaptıramadığı yerde, darbe yaptırarak, dediğini yapacakları iş başına getiriyor. Dünyada birçok örneği var bunun. Sözgelimi, Orta Amerika, Karaipler, Güney Amerika, bir türlü huzur bulamıyor, USA’nın gizli ya da açık (hukuksuz) müdahaleleri nedeniyle… USA/ABD denen dev yapı, petrolden ve kandan beslenerek güçlü kalıyor. (Büyük Britanya denen İngiltere farklı mı? Sömürgeleri olmasa, dünyanın birçok ülkesini –eğer-sömürmese; ‘üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ olarak kendini niteleyerek, yeryüzünde ne kadar da geniş bir araziden halkları sömürdüğünü –kapalı olarak- itiraf eden bu devlet; kaşık kadar ada olan –İngiltere- ülkesinde; yağmurların, bulutların ve kuzeyin ışıkları altında, aç kalır desek yanlış olmaz. )  USA/ABD damgalı militarist(askercil) müdahalelerin dünyada örneği çok. ABD, müdahale ettiği ülkelerde,  genellikle ve sonuç olarak askerî veya yarı askerî/yarı sivil diktatörlükler kuruyor. ABD, çekildiği yerlerde de terör bataklığı ve/veya iç savaş bırakıyor. Afganistan ve Irak bunun en yakın örneği. Suriye’de de durum benzer. İç savaş yaşayan bu ülkede; bölünüp parçalanmada, ülke halkını birbirine düşmesinde, Rusya, İran, İsrail, Fransa vb. etkisi var da ABD etkisi yok mu? Dünyanın neresinde bir hareketlilik varsa, USA orada mutlaka var. “Eğer bir nehirde iki balık kavga ediyorsa, bilin ki, oradan, az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.” (Kızılderili Atasözü)- Kaynak: Ekşi Sözlük-  Eee, ABD olur da, İngiltere olmaz mı? Ne mümkün! Bu, bir olgu.  Konumuza dönelim: Böylelikle; özellikle, 1980 Askercil Darbesinden bu yana;  gelmiş-geçmiş iktidarlarla mevcut iktidarın bu konuda gerekli özen ve duyarlığı göster(e)mediği, farkında olmayı (zamanında, vaktiyle) başaramadığı, deyim uygunsa uyunduğu/uyanılmadığı/uyanılamadığı, ayıkılmadığı/ayıkılamadığı;  tehlikenin önem ve büyüklüğünün ayırtına varıldığında ise oldukça geç kalınmış olduğu ve bu hain-alçak darbe girişiminin kapıya geldiği, açıktır. Gecikerek de olsa; kamu gücünün ve siyasal iradenin, bu korkunç ve alçak yapının ayırtına vararak; -bu hain yapıya- savaş açması, doğru,  önemli ve değerlidir.

Neyse ki, devletimizin (Kamu Gücünün) bu konuda kararlı ve kesin tutumu; sonuç olarak, ortaya çıkmış; devletimiz, devletliğini bu anlamda göstermiştir. Kamusal alana oldukça geniş biçimde yayılmış olan bu ihanet şebekesinin/ hain terör örgütünün hücrelerini, devletimiz 15 Temmuz’dan sonra, önemli ve çok ciddî ölçüde temizlediyse de hâlâ da mutlak bir temizlik ve arınma sağlandığını sanmıyoruz. Nitekim Kamu Gücüyle;  aşama aşama, yeni operasyonlar yapılıyor ve ele geçmemiş diğer hücreler ve üyeleri saptanıp yakalanıyor. Bir kanser mikrobu gibi bünyeye girmişler. Demek ki boşuna bakıp beslemiyor USA/ABD bunları. Bu konularda gazeteci Nedim Şener başta olmak üzere, birçok gazetecinin/araştırmacı yazarın yazdıkları oldukça bilgi verici. Ulusal düzeyde yayın yapan televizyon kanalları; onursuz ve alçak darbe girişiminden bu yana; bu, eli kanlı ve hain terör örgütünün; ülkenin, ulusun ve devletin aleyhine ne haltlar yediğini, topluma/halka anlatmak için çabalıyor; sabahlara dek programlar yapıyor, uzmanları konuşturuyor. Hattâ, bir zamanlar o mel’unların içine düşmüş/girmiş iken, bir biçimde yanlışı/gerçeği görerek yahut fark ederek ayrılmış olan (onların) eski mensupları da, ayrıntılı olarak,  programlara çıkarılarak konuşturuldu. Bu lâinlerin türlü iftiralarla mağdur ettiği bir çok eski kamu görevlisi de çıkıp konuştular, anlattılar (bunların) zararlı ve yakıcı/yıkıcı faaliyetleri hakkında.  Ciddî ve bilimsel yayın yapar basın kesimi (/yazarlar/gazeteciler) de önemli aydınlatmalar ve uyarılar yaptılar/yapıyorlar. Konu hakkında birçok araştırmacı/yazar kitabı yayınlandı. Bunların nesnel ve bilimsel olanları çok ve konuyu ışığa kavuşturmaya çok yardımcı oluyor/olabiliyor. Bu konu, millî (ulusal) bir meseledir. Ve kamusal gücün/devlet bütünlüğünün ve siyasal iradenin; artık, bu örgütün canlanmasına fırsat ve imkân bırakmaması gerektiği gibi; devletin/kamu yapısının içine; bu örgüt benzeri sızmalara; yeni veya değişik; ismi şu ya da bu, başka cemaat/tarikat yapılarının çöreklenmesine, devlet içinde devlet, kamuya rağmen kamu gücü, siyasî iradeye rağmen başka bir irade ve Anayasaya ve yasalara rağmen; hukuk/yasa dışı iş ve işlemlere, hareketlere alan/ortam, fırsat ve izin vermemesi gereklidir.  Devlet iradesinin; artık dalgınlaşmaması, uykulu kalmaması, sürekli duyarlı ve deyim yerindeyse alarm durumunda bulunması gerekir.

Ülkemize/ulusumuza, ulusal varlığımıza yönelen; kökü, kâh dışarıda kâh içeride olan tüm hain ve alçak girişimlere karşı;  ulusal birlik ve bütünlük içinde tutum alarak;  kamu gücünde, Anayasal ve yasal arınma sağlanmalıdır. Kamu gücü, kamusal bürokrasi, kamusal aygıtlar ve güçler; yalnız Anayasaya ve yasalara bağlı ve uygun davranmakla ve ulusal istençten (millî iradeden) başka yerden buyruk almamakla, kendilerini yükümlü ve zorunlu saymalı ve bu gerekliliğe yüzde yüz uymalıdır.

Bunun yanında; devletin/kamu yönetiminin ve siyasal iradenin; mütedeyyin insanların; bir daha, bu tarz uğursuz yapıların tuzağına düşmemesi ve oyuna gelmemesi için;  gerekli önemleri,  ilk ve ortaöğretim çağından başlayarak ve yükseköğrenim aşamasında da devam ederek; öğrencilerin, barınma, yeme-içme, giyinme, harçlık; sosyal, eğitsel ve kültürel ihtiyaçlarını, önemle ve kararlılıkla yerine getirmesi; deyim yerindeyse, 0’dan 100’e kadar (yâni kişilik oluşup oturuncaya kadar), öğrenim gören tüm çocukların ve gençlerin, altyapı ihtiyaçlarını gidermesi zorunlu ve kaçınılmazdır.  Anlıyoruz ki, çocuklar ve gençler; yurt ve ev ihtiyaçları, dersane ve burs ihtiyaçları, sosyal-eğitsel-kültürel çevre ve ortam ihtiyaçlar içinde; bu zalimlerin ağına düşerek (bunlara) avlanmaktadır. Diğer yandan da, türlü türlü alanlarda; kamuya personel alımlarında; bireylerin, zaaf ve umut yahut çaresizlik veyahut yoğun bir gelecek ve geçim kaygısı içinde, maişet tereddütleri yaşadığı dönemlerle; velhasıl, insan yaşantısının, kritik geçitlerinde, pusuya yatarak; fırsatçılık ve işgüzarlık yaparak;  insanları avladığı için; devlet, bu bataklık ve risk alanlarını (alacağı,güven verici ve objektif önlemlerle)  kurutmalıdır. 

Dip Notlar:

1)  Nitekim: “Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği Basın Müşaviri Orhan Gazigil, FETÖ’nün tehlikeli bir örgüt oluğunu vurgulayarak ‘Rusya bu örgütün tehlikeli olduğunu anlayan ilk ülkelerden biriydi’ dedi.  Aynı açıklamasında, Gazigil: “Darbe girişiminin başarılı olması durumunda Gülen’in dini lider olarak Türkiye’ye dönmeyi planladığına”işaret eden Gazigil, ‘Gülenciler Türk siyasi ve toplumsal hayatında bulundukları 40 yılda kendi varlıklarını bile inkar ettiler. Türkiye ve yurtdışında binlerce okul, hastane, dersaneler, holding, gazete, televizyonlar faaliyet gösteriyordu. Ancak buna rağmen sanki böyle bir imparatorluk yokmuş ve hiç birinin Gülen ile ilgisi yokmuş gibi davranıyorlardı. Fakat Türkiye’de herkes bu devasa ağın varlığından haberdardı. Bu imparatorluk hakkında açık şekilde konuşmaya cesaret eden yazarlar ve gazeteciler ise hapse atılıyordu.’ “ diyor. Gazigil, Aynı haberde; Gazigil’in: “Rusya’nın FETÖ ile mücadelesine de değinerek “Bu arada şunu da hatırlamak lazım: Rusya, FETÖ'nün tehlikeli ve aşırılığa meyilli olduğunu anlayan ilk ülkelerden biriydi. 2000’lı yılların başlarında Rus mahkemelerinin kararlarıyla Gülen okulları Rusya’da kapatılmıştı” ifadelerini kullandı”ğına değiniliyor. (Kaynak: İnternet Ortamı, Google)

2) Rabıta: “asıl adı "rabıtat-al-allam-al-islami" olan Suudi Arabistan kökenli şeriatçı örgüt.. örgütün misyonu kısaca dünya üstünde şeriat adına yapılan ne varsa ona maddi ve politik destek vermektir.. bu örgüt bakanlar kurulu kararnamesiyle 1982-1984 yılları arası Batı Avrupa'daki Türk imamlara maaş ödemiştir.. Uğur Mumcu tamamladığı son kitabı olan "Rabıta"da bu konunun ve Türkiye üstünde oyun oynayan şeriatçı örgütlerin üzerine cesurca gitmiştir.. Birçok çevreyi rahatsız ettiği için kendi(sine yapılan) –uğradığı- suikastin sebebi de bu kitaptır..” “Rabıta örgütü özellikle 12 Eylül 1980 sonrasında ….Türkiye'de büyük bir güç kazanmaya başlamıştır. Yurt dışındaki imamların maaşlarının ödenmesinden, Türkiye'de yasaklanan… (birtakım/bazı)…   tarikatların yeniden organize bir hale gelmesine, devlet kademelerine takivyeci, şeriatçı sempatizanların yerleştirilmesine kadar pek çok çalışmaya maddi ve manevi destek vermiştir.”  (Kaynak: Ekşi Sözlük)


Bu haber toplam 644 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları