HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Ekim 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Zincirlere bağlı olarak Umuda yolculuk

19 Ağustos 2020 Çarşamba Saat: 09:11

Ünye’nin eski hapishanesi, Çamurlu Mahallesi Tepe mevkiinde Depboy denilen eski üç katlı taş bir binadaydı. Burası Ünye Sancak Beyliği iken 1865 yıllarında yapılmış, askeri kışla ve malzeme deposu olarak kullanılmıştı. Daha önce şehrin içinde olan hapishane kırklı yıların ortalarında buraya taşınmıştı.

Aşağıdaki acı hikayeyi hatırlayan çok insan kalmamıştır, bugün, ben de unutulmasın, Ünye arşivine girsin diye toparlayıp yazmaya çalıştım.

 

Mahkumların getirilişleri

Haftanın iki günü buradaki mahkumlar şehre mahkemeye duruşmaya ve bazen de  hamama getirilirlerdi. Yirmi veya yirmi beş kadar tutuklu, önce elleri önde olmak üzere kelepçelenirdi.  Elleri kelepçeli tutukluların arasından bir kalın zincir geçirilir, kelepçeli elleri bir de bu zincire bağlanırdı. Sağda on mahkum, solda on mahkum elleri önden kelepçeli aralarında bir zincir ve zincire kelepçelerinden tekrar bir zincirle bağlı olarak, çok ağır, acı verici ve insan onurunu zedeleyici bir görüntü içinde, sağ ve sollarındaki bir manga jandarmayla birlikte getirilirlerdi.

Eski hükümet konağının alt katında bulunan adliyeye, hamam sokağından girilerek arka kapıdan alınır ve koridordaki sıraların üzerine elleri yine kelepçeli fakat zincirden çıkarılmış olarak oturtulur kapıya iki tane de jandarma dikilirdi.

Duruşmaları bittikten sonra yine zincire vurulur geldikleri gibi hükümet konağının arkasından saray caminin ve saray hamamının önünden hapishaneye dönerlerdi.

Uygun adımlarla yürürlerdi ve yürürken bağlı oldukları zincir ortada sallanır, ses çıkarırdı. Zincirle yürüyüş esnasında sallanıp fazla şangırtı olmasın diye kendilerine özgün bir yürüyüş şekli geliştirmişlerdi.

Tutuklular o gün duruşma için ve bayramlarda veya duruşma günlerinde giydikleri takım elbiselerini giyerlerdi. Kravatlı olanlar azdı. Çoğu dik yakalı beyaz gömlek giyerdi.

Hepsi yelekliydi.

Yelekli takım elbise bir dik duruş göstergesiydi. Başlarında duruşmadan duruşmaya veya bayramdan bayrama taktıkları sekiz köşeli kasketleri vardı. Pantolonlar ütülü ve takımlar koyu renkti.

Koyu renk, mahkum ve tutuklu olmanın sembolü gibiydi. Ayakkabılar ucu sivri ve o da hiç giyilmemişti. Bazıları yüksek topuklu arkası açık Ünye Çapulası giyerdi. Çoğu bıyıklıydı, bakımlıydı ve kiloluydu.

Yürürken başlarını çevirmeden göz ucuyla çevreyi algılamaya çalışırlardı. Böyle zincirlere bağlı olarak gibi gidip gelmekten bir eziklik ve mahcubiyet duyarlardı.

O yıllarda cezaevinin bunları getirip götürecek bir aracı yoktu.
Analar, babalar, çocuklar, eşler nişanlılar sözlüler bir kere görmek için adliye kapısında bekler, her şey gözle anlatılırdı, yaklaşmak ve konuşmak yasaktı.

Her iki taraf en azından birbirlerini görmüş olur, bu onur kırıcı getirilme ve götürülme şeklinden dolayı vicdanlarında utanç ve sızı duyarlar, her iki tarafta da bakışlar kadere boyun eğmiş anlamımda öne düşürülürdü.

Bu geliş gidişlere geçilen yollardaki, evlerde yaşayanlar, geçilen sokaklarda oturanlar hiç alışamadılar.

Onlar geçerken pencerelerde ve yol kenarlarındaki insanlar onurları incinmesin diye içeri çekilirlerdi. Anneler çocuklarını içeri çağırır kimse bu mahkum grubu ile aynı yolda bulunmak istemez, onlar geçinceye kadar bir köşede dururlardı.

Çünkü bu arada bir kaza kurşununa da kurban gitmek olasılığı vardı. Duruşmaya gidenlerin düşmanları yola pusu kurar tam geçecekleri anda ortaya çıkarak silahını hasmına ateşlerdi. 

 

Duruşma Günleri

Bu duruşma günlerine cezaevinde hazırlık bir bayram günü gibiydi. O sabah umutlarla duygu yoğunluğu ile kalkılırdı. Gece uyku tutmazdı. Kimi tahliye bekler, kimi beraat, kimi çok ağır olmayan bir karar.

İçlerinde, on seneye mahkum olanlar, yirmi beş yıl alanlar, müebbet hapse mahkum olanlar idamlıklar vardı.

Ümitlerle uyanılır, dualarla kalkılır, kılınan iki rekat namazla Tanrı'dan en içten en neler istenirdi kim bilir.

Duvardan takım elbise indirilir, gömlek hep içindedir, çıkarılarak giyilir ve yelek üzerine düğmelenir ayakkabı giyilir, kasket de takıldıktan sonra bahçede toplanılarak elle kelepçelenir ve zincirlere vurularak yola çıkılırdı.
Yol yokuş aşağı on beş dakika kadar sürerdi.

Zincirlere vurulmuş olarak umuda doğru bir yolculuktu bu.

Duruşmadan sonra tekrar aynı düzen içinde geri dönülür, bu sefer yokuş yukarı olduğu için biraz sürerdi.

Eğer bir mahkum tek olarak mahkemeye getirilecek olursa, elleri kelepçelenir ayaklarından da zincire vurulurdu.


Bu haber toplam 1.047 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları