HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Ekim 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

Merhamete Çok İhtiyacımız Var

22 Ağustos 2020 Cumartesi Saat: 12:22

Dünya var olduğundan, Kabil’in Habil’e merhametsizlik yaptığından bu yana merhamet insanlık tarihinin yazgısı olmuştur, ezgisi olmuştur, kendisi olmuştur.

 Merhamet rahman ve rahim Olan Allahın insanlara verdiği en büyük şeref, erdem ve ulviyettir.

  Allah Eşrefi mahlûk olan insanların ruhlarına nefreti de merhameti de yerleştirmiş, bu iki

     duygunun kullanılmasında ise insanları kendi iradesi ile baş başa bırakmıştır.

     Dolayısıyla merhamet ve karşıtı olan nefret, insanlık tarihinin de kendisidir.

      Tarihte baktığımızda merhametsizlik karşısında nice insanlar zulüm, baskı, ölüm, sürgün ve başta Amerika’nın Horişima’ya attığı atom olmak üzere savaşlar yüzünden ıstırap çekti, hayatını yitirdi…  Merhametsizlik hala çok büyük oranda devam etmektedir.

  Ülkeleri yönetenler için merhamet değil, çıkarlar önemlidir…  Ancak Türk Milletinin, ülkemizi yönetenlerin diğer ülkelerden bu noktada farklı olduğu Dünya elemce bilinmektedir. Fatih’in İstanbul’u fethedişinin ardından askerleriyle girdiği Ayasofya’da öldürülecekleri, katledilecekleri korkusuyla birbirlerine sarılmış halde bulduğu Bizans halkına korkmamalarını ve özgür olduklarını söyleyişi de, Gazi Mustafa Kemal’in İzmir’de önüne serilen Yunan bayrağının üzerine basmayıp kaldırtması da ve esir Yunan Generallerini misafir gibi ağırlaması da, Suriyeli kardeşlerimize kucak açmamız ve dünyanın birçok yerine yardın eli uzatmamız da asalet ve merhametin birer tezahürüdür.

 Gaffar olan Allah bizi af ediyorken, Peygamberimiz Taif’te kendisine taş atan ve bu sebeple dişini kıran insanlara beddua etmeyip af ediyorken, biz kimleriz ki merhamet etmeyeceğiz… Ama burada biraz durmak lazım dostlar!  Evet, ülke ve millet olarak merhametliyiz… Doğrudur… Bundan da sevinç ve kıvanç duyarız… Fakat son yıllarda kadına ve çocuklara şiddet, bireysel şiddet, yan baktın yun baktın kavgalarında karşılaştığımız ölümcül olaylar, bize ne oluyor dedirtiyor… Evet, bize ne oluyor?

  Biz nasıl durup düşünmek, nezaket göstermek ve merhametli olmak gibi güzel değerlerimizi askıya almaya başladık?

 Sosyologlar ve ilgili bilim adamları bunu derinlemesine incelemeli, bu noktada adeta toplumun emarını çekmeli ve ahlaki denklem düzeyimizde iyileşmeler, normalleşmeler sağlamak için bu istikamette ciddi adımlar atılmalıdır.

  Bu adımların atılmasında hangi kurumların olacağını iyi düşünmek ve bu ilgili kurumlarla çok hızlı bir şekilde yapıcı kolektif adımlar atmak kaçınılmaz olmuştur.

  Yoksa bu tezat düzeyimiz tuhaflıklar sergilemekte ve tehlike sinyalleri çalmaktadır.

    Neden tuhaflıklar diyorum? Çünkü öyle tuhaf ahlaki düzeye evirildik ki, bakıyorsun bir an için bir yangında bir kazada yardım için koşuşturan insanlar, başka bir olay karşısında en küçük bir kıvılcımla canavarlaşıp, durup düşünmeyi, merhameti ve nazaketi aklına bile getirmeyebiliyor… Bu nasıl bir tezattır?

  Tamam, insan tabiatında kötülük ve iyilik vardır… Bunu kökten değiştirecek imkânımız da yoktur… Sorun bu durumun toplumsal bir hastalık halini almasındadır!


Bu haber toplam 1.138 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları