HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
25 Ekim 2020 Pazar
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

YAHYA CUMHUR TAPÇI

YAHYA CUMHUR TAPÇI

Nerede Kalmıştık…

8 Eylül 2020 Salı Saat: 10:03

Bir yorgunluk, rehavet, motivasyonsuzluk... Etrafımızda olup bitenlerin muhasebesi ve çaresizlik, bizi biraz inzivaya çekilme, dinlenmeye yönlendirdi. Kafa olarak dinlenebildik mi peki… ?

Gününü gün etmeye çalışan insanlar için hiçbir mesele yok aslında. Sadece bugünü rahat geçirme derdinde olanlara, özel ihtiyaçlarına odaklananlara ülkemizde ve dünyada olup bitenler çok da sıkıntı vermez. Sıkıntıları zengin olmak, refah düzeylerini biraz daha yükseltmek olsa gerektir. Nedense biz, bizim kuşaktan kalan bir kısımlarımız böyle olamıyoruz. Yetişme tarzımız bizi kendimizden önce ülkemizi, milletimizi ve insanlığı kurtarmak üzerine olduğu için bu duygulardan uzaklaştıramıyoruz kendimizi. Biz de biliyoruz ki, önce kendimizi sonra ülkemizi, milletimizi ve insanlığı kurtarabiliriz. Bunu da ülke olarak bir ve beraber olursak yapabiliriz. İşte mesele burada kilitleniveriyor işte: Bir ve beraber olmak… Birlik ve beraberlik içinde, aşamayacağımız engel, üstesinden gelemeyeceğimiz problem yoktur. Bu millet bunu başarmıştır. Yine de başarabilir.

Bizim kuşaktan kalanlar, eğer gençliklerinde ülke ve millet sorunlarıyla ilgilenmiş, bir mücadele içine girmişse ve bunda samimi idiyse bugün de aynı duygular içindedir. Tabii olarak bu gün çaresizliğin pençesinde kıvranıp duruyordur. Bulunduğu yerde bir şeyleri düzeltmeye, geleceğimizi kurtarma derdine düşmüştür. Her an ya etrafıyla ya da kendiyle çatışma içinde kalmıştır. Bizim durumumuz budur maalesef…

Yazmaya ara verme sebeplerimden en önemli etken budur. Yazılarımda toplumu kurtarma derdi vardır, kendimi kurtaramasam da… Kendini kurtarmak ifadesini hiç sevemedim. Tam bugünün insan tipini çağrıştırıyor; menfaatçi, oportünist, narsis insan tiplerini… Her gün, kafamdaki düşünceleri, duyguları biteviye sıralıyor olmama rağmen bir türlü yazıp yayınlama cesaretini kendimde bulamıyorum. Belki de gereksiz buluyorum. Neden mi? Yazıyoruz da ne oluyor? Mesela Sağlık bakanı yedi aydır maske, mesafe ve temizlik diyor; camilerimizde hocalar, hatipler, vaizler yıllarca cemaate, doğruluktan, dürüstlükten, haktan, hukuktan, insan haklarından vb. bahsedip duruyor. Sonuç; herkes bildiğini okuyor/yapıyor.

Sonra şöyle düşünüyorum: Bu dünya kurulalı böyle… Bu yüzden Allah(cc) peygamberler göndermiş, insanları uyarmış. İnsanlar yine, yine, yine bildiğini okumaya devam etmiş. Uyarılara dikkat eden, doğru ve düzgün insanlar da olmamış değil tabi… O zaman iyiliği emir, kötülükten alıkoyma görevi herkesin görevi olduğunu hatırlıyorum. Ancak burada da şahsen önce kendimi sonra başkalarını uyarmamız gerektiğine inanıyorum.

Bakıyorsunuz herkes bir yerlerde yazıyor. Nedense hep başkasına yazıyor, kendine değil… Kimse kendini düzeltme derdinde değil, başkalarını düzeltme derdinde… Yani herkes sütten çıkmış ak kaşık! Başkaları cahil, yanlış yolda

Çoğu zaman yazdıklarım kendimi sorgulama ve eleştirmelerdir. Şu an bile aslında okuyucuyu boş sözlerle meşgul etmek istemem. Kişilerin zamanını almak bir haktır. Bu hakkı doğru ve iyi yollarda kullanmak gerekir.

İnşallah bundan sonraki yazılarımızla birlikte oluruz…

Selam ve dua ile…


Bu haber toplam 1.077 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları