HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
27 Eylül 2020 Pazar
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma

İSMAİL CANBULAT

İSMAİL CANBULAT

İSMAİL’İN ÜNYE RÜYÂLARI -kıs(s)a filmler-

10 Eylül 2020 Perşembe Saat: 09:30

1.

 

yolda giden araba…

yalıkavesi’ndeki çok eski, yıkık dökük bir ahşap köşkün önünden hızla geçer…

biraz ilerledikten sonra acı bir frenle durur…

aracın sürücüsü, bir süre direksiyonda, gözleri denizde, öylesine kalır. sonra, geri geri gelerek köşkün önünde parkeder.

eğilip köşke bakar, çook çok uzaklara gider-gelir gözleri...

hiç tereddüt etmeden arabadan çıkar. emin adımlarla köşke doğru yürür.

yandaki eski mezarlığa bakar.. o bakınca sanki mezar taşları şöyle bir kıpırdanırlar…

köşkün ahşap işlemelerini seyrederek kapıya gelir.


kapı kapalıdır.

kapı eşiğinin altında gezdirir elini, bir anahtar bulur,

uzun zamandır görmediği sırdaşına fazla direnmez kapı, büyük ve neşeli bir gıcırtıyla açılır....

toz… küf… rutubet… bir sis bulutunun içine girer ve köşkü gezmeye başlar…

herşey eski-yıkık-kırık-döküktür ama köşkün insanı kucaklayan sıcak mimarisi, her yere sinmiş mâzî onu da içine alır...

önce döşeme tahtaları ve kapılar konuşmaya başlar onunla; sonra, pencere kanatları… merdivenler... her sözün başında inlemekte ve yakınmaktadırlar. sonra ahşap gömme dolaplar başlarlar anlatmaya…

her oda, her duvar,

tek tek,
bugüne dek şahit oldukları hikâyeleri anlatırlar, ismail de onlara kendi hikâyelerini...

 

ağlaşırlar...

 

 

2.

 

mahalleye geldim,

 

hiç mayıs yok!

 

bütün arkadaşlarım kayıp,

 

ahşap avlular, beton merdivenlere satılmış.

 

erik kesilmiş, ceviz devrilmiş, yokuştaki çamlar katledilmiş, bir tek musa amcanın manolyası ayakta.

 

mahalle yaşlı, yaşlılar ölmüş,

 

mahalle ıssız bir viraneye dönmüş.

 

....

 

mahallede çocukluğumu “aramaktan” vazgeçiyor, eski oyuncaklarımı gözyaşlarımla yakıyor,

çarşıya, canbula’nın gazozuna iniyorum.

 

rüyâ gibi...

 

 

3.

 

rengârenk kişilikleriyle cam kenarına sıra sıra dizilmiş gazoz şişelerinden içeri giren güneş, yüreğimde dolaşarak mâzîyi ısıtıyor.

sıcak kumlarda çığlık çığlığa gazoz sattığımız günler, camlarda bir film gibi  yansıyor:
“gazoooz!.. buz gibi çataltepe gazozu!.. otuziki dişe kemençe çalduriiiy!!..”

meydandaki bayramlarda merasimleri seyreden seyircilere kasa kasa sattığımız ve gazoz imalathanemize hemen yenilerini almaya koştuğumuz, çilek, muz, hindistan cevizi aromalı o gazozları nasıl unuturum? bazen kasaların yarısını biz içerdik!

akşam, pantolon ceplerimizi aşağı doğru çeken bozuklukları, anafarta okulunun arkasındaki imalathanedeki masanın üzerine dizip, günün hasılatını bizimle birlikte hesaplayan babamı, cefakâr amcamı, omuzlarında büyüdüğüm güzel abilerimi ve elleri- kolları camkesiği, adam gibi adam işçileri hep hatırlarım.

benim ilk hayat okulumdu o gazoz imalâthanesi.

unutmadım baba!

unutmadık.

adım adım peşimizde hâlâ, her sokağı ayak izlerimizi taşıyan güzel şehrimiz ünye.

ama, “ona dönsek de”

artık dönemeyeceğimizi biliyorsun çocukluğumuzun “o masal ülkesine”...


Bu haber toplam 1.024 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları