HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Ekim 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Bin Yıllık Tarihinde Avrupa’nın İklim Değişiklikleri

23 Eylül 2020 Çarşamba Saat: 10:32

Günümüzde yeni yeni yerleşmeye başlayan bir tarih yorumlama anlayışına göre, tarih boyunca toplumlardaki sosyolojik, ekonomik değişimler, birinci derecede, iklim şartlarındaki değişimlerle birlikte yürümüştür.

Bu konuda bir örnek olarak, gerek tarihi kayıtların ve gerekse iklim değişiklikleri ile ilgili bilgilerin -mümkün olduğunca- en iyi bilinebildiği Avrupa –Akdeniz bölgesi ve Anadolu tarihi üzerinden bir değerlendirme yapabiliriz. Klasik tarih ve coğrafi bilgilerimizden anlaşılabildiğine göre; geçtiğimiz bin yıl içerisindeki Avrupa tarihinde üç büyük iklimsel değişiklik yaşanmıştır.

MS. 900 ile 1300’ lü yıllar arasında, Avrupa sıcak yıllar geçirmektedir.Tarihçiler Ms.1400’ lü yıllara kadar uzanan  bu sıcaklık  dalgasının yaşandığı zaman sürecini Avrupa’da,‘Sıcak Ortaçağ Dönemi’ olarak adlandırmaktadırlar.   Avrupa’daki ortalama hava sıcaklığının bugünkünden +1 derece yüksek olmasının yarattığı uygun iklim koşulları,kuzey Avrupa ülkeleri kıyılarında dahi,  yeni yeni tarım ve hayvan  ürünleri çeşitlerinin getirdiği bereketin yanında, canlı bir sosyal, ekonomik ve ticari hayatın doğmasına yol açar. Örneğin ilk kez İngiltere’de şaraplık üzüm üretimi yapılmaya başlanmıştır.

Baltık Kıyılarında  yaşayan bugünkü İsveç-Norveç-Danimarka  ülkelerinin      ataları olan Vikingler, ısınan denizlerdeki  erime nedeniyle, gemileriyle  rahatlıkla güney ve güney batı yönlerinde açılmaya başlarlar.  Vikinglerin fırsat bulupta başta İngiltere olmak üzere  Avrupa’nın kuzey kıyılarının yağmalayıp, Avrupa kıyı kentlerine kan kusturmaları, batıdan  Grönland’a, Kuzey Amerika  kıtasının Kanada kıyılarına kadar  uzanmaları, ve hatta doğudan  Karadeniz’e akan ırmaklar üzerinden Karadeniz’e inerek Bizans’ı, hatta  Akdeniz’i geçerek Mısır’ı dahi vurmaları , yinebu yüz  yıllara, Ms. 1000’ li  yılların başlarına  raslar.

Avrupa’daki  ılımanlaşan iklim  sonucunda  Atlantik kıyılarından gemileriyle  güneye inebilen İngiliz, Fransız  ve Alman  krallık güçleri ise, daha sonraları,  Akdeniz’deki Fransız  ve İtalyan limanlarından aldıkları takviye gemi ve birliklerle, ve ayrıca Balkanlardan kara yoluyla Bizans-Anadolu  güzergahıyla,  yukarıdan  aşağıya  tüm doğu Akdeniz-Levant kıyılarına  ünlü Haçlı saldırılarını başlatırlar.

Yinede bu seferler Haçlılar için çokta kolay olmamıştır.Bol Ormanlı  ılıman yağışlı  Balkan düzlüklerini hızla geçen Haçlı birlikleri, Bizans’tan Anadolu’ya geçtiklerinde, bol yağışlı  orman kökenli kara  iklimine alışkın Avrupa insanları, özellikle İç Anadolu bozkırlarındaki  kurak ve soğuk,  sert ve verimsiz  kara ikliminden  bunalmışlardır. Birçokları,  gerek  Bizans-Anadolu yoluyla ve gerekse  gemilerle geldikleri Akdeniz  kıyıları ve kentlerinde yerleştiklerinde ise,  o zamana kadar hiç te alışık olmadıkları sıcak çöl iklimi  ve yöresel salgın hastalıklar la   perişan olmuşlardır.Özellikle soğuk bölge hayvanları olan iri, kısa bacaklı ve  bol tüylü, ağır hantal, ağır iş ve  yük  hayvanları  olan kuzey  Avrupa  atları,  yeni bölgesel şartlara dayanamadıkları gibi, zayıf,  hızlı atik ince bacaklı ve manevra kabiliyetleri yüksek çöl-Arap atlarının karşısında  fazla bir işe  yaramamışlar, Haçlılar zaman içerisinde  savaşlarda yerli ırk  çöl-Arap atlarını  kullanmak zorunda  kalmışlardır.

Orta Asya’daki kurak yılların yarattığı  zorlu yaşam koşulları ile batıya doğru hareketlenen Moğollar, Uygurlar ve birçok  Oğuz-Türk kavminin  yolları,  önce ön Asya’ya, oradanda  Anadolu’ya ulaşmıştır.   Binli yılların ortalarından itibaren başlayan  Anadolu’ya Türkmen giriş ve yerleşişleri, Bizans’ın gücünü kıran Büyük Selçuklu- Alparslan-Malazgirt Zaferinden sonra hızlanmış,  onların peşinden  Uygurlar ve Moğollar da Doğu ve iç Anadolu’ya gelmişler, yerleşmeye ve yaşamaya çalışmışlardır.

      Yukarıdaki satırlarda, Haçlıların anılarından  da anlattığımız gibi,  Anadolu’nun   ekonomik ve iklim şartları da çok iyi değildir. Anadolu Selçuklu Dönemi tarihide, fazla bereketli olmayan toprak ve ticaret gelirleri ile  bunlarınvergilendirmelerindeki  bozukluklardan kaynaklanan, çeşitli ekonomik- siyasi   karışıklıklarla geçer.

Anadolu Beylikleri’nden,Anadolu’ya göre daha uygun iklim koşullarına sahip  Marmara’nın doğu kesiminde yerleşmiş olup,  batıya açılmaya en uygun yer ve stratejik konumda bulunan Osmanlılar ise,   1300’ lerin başlarında  Çanakkale’den Balkanlara geçerek, ılıman iklime sahip, bereketli Rumeli ve Doğu Avrupa düzlüklerine ulaşmaya  çalışmışlardır.

 1400’lerle beraber, Avrupa’nın sıcak iklimi geriler ve ortalama sıcaklık derecesinin bugünkünden -1 C  daha düşmesiyle, Avrupa’da   “Küçük Buzul Çağı”  başlar.Bozulan iklim şartlarıyla paralel olarak, gıda üretimindeki  düşüşlerle beraber,  Fatih’in İstanbul’u  fethinden sonra tıkanan doğu ticaretine alternatif yollar arayan cesur Avrupalı gemicilerden  Kolomb’un  Amerika kıtasını keşfi ve  Macellan’ın  büyük dünya turu ile  yeni kıtalar bulununca, Avrupalılar, kendi kıtalarında gitgide artan  zor yaşam koşullarından kaçarak önce  Amerika,  sonra Afrika’ya  yerleşip, oradan güney doğu Asya ve Avusturalya kıyılarına kadar   ulaşarak,  sıcak ve bereketli ülkelere yerleşirler.

 Doğu da, Rusya’da  soğuk  ve   gıda üretimindeki yetersizlikle beraber giden açlık , Rus Çarı 1.Petro’nun gözlerini sıcak denizlere çevirmiş, en kolay yol olan Ukrayna-Kırım- Azak denizi  güzergahını zorlamakta, Karadeniz-İstanbul-Marmara-Ege-Akdeniz güzergahı’nın ise hayallerini  kurmaktadır. Yeterince tarımsal ürün alınamayan bozkırların  sahipleriolan asilzadeler, yılların toprak kölesi Rus köylülerini azat ederek başlarından savmışlar ve   kitleler halindeki   bu aç yığınları, doğuya, doğudaki bakir Asya bozkırlarına  ve Kafkas  dağlarının bereketli vadilerine yönlendirmişlerdir. Doğuya Hücum. Ruslar, Pasifik Okyanusu’na kadar tüm   Kuzey Asya’yı işgal ederler.Boş topraklar dolmaya ve işlenmeye , Rusya zenginleşmeye  ve  yükselmeye başlar.

Britanya’nın kuzeyini saran açlığı fırsat bilen İngilizler, İskoçya’yı  işgal ederler. Avrupa’da açlık Fransız İhtilali’ni tetiklemiş, bunca harbve darbten sonra Moskova’ya kadar giden  Napolyon, Rusya’nın müthiş  kışına dayanamayıp,  geri dönmüş,    Rus bozkırlarında,  ordusunu  perişan etmiştir.

1820-50’lerin Avrupası’ nda,kıtanın  her yanını saran, büyük gıda-tahıl-patates kıtlığıyla,  milyonlarca kişi ölümle  cebelleşirken, Amerika’ya büyük bir göç akını başlamış, devrin  Amerikan hükümetleri   her gün, her an gelen yeni  yeni  göçmenlerle doğu eyaletlerinde sıkışan nüfusu rahatlatabilmek için, kıtanın   orta ve batı  kısımlarına göç politikasını başlatmıştır. Batıya Hücum.Amerikalılar,  Pasifik Okyanusu’na kadar tüm Kuzey Amerika’yı işgal ederler.Boş topraklar hızla dolarak işlenmeye   ve  kuzey Amerika eyaletleri    nüfus ve ekonomik  bakımdan   yükselmeye  , zengin olmaya başlamıştır.

1850ler de ise,  “ Sanayi Devrimi” , o günlere kadar ki  seyri üzerinden dahadahız kazanmış, daha da hızlanacağa benzemektedir. Avrupa’nın yeşilliklerle dolu  tarihi  şehirleri, hızla kirli bacalarıyla  göğe  doğru yükselen sanayi  işletmeleri- fabrikalarla  donanmaktadır. 

  1900 lü yıllarda Avrupa’da başlayıp,yeryüzünün tümkıtalarıyla ülkelerine yayılan  ve  Atmosferdeki  riskli  CO2  miktarını   hayli  hızlı arttıran, modern büyük metropol şehirler, ağır sanayi kuruluşları,  fosil yakıt kullanımlı taşıtlar  ve enerji  üretimi nedeniyle  çalmakta olan atmosferik bir  iklim felaketinin çanlarına,  dalgalar halinde  bir soğuyup bir  ısınan yeryüzünün,  geleneksel kıtasal yağış düzenlerinin bozulmasına ilaveten,   en büyük yedek katı  su kaynakları olan kutup  buzullarının da her geçen gün daha fazla erimesiyle   oluşan  su-yağış dengesizliğinin yarattığı kuraklık riskinin de feryatları eklenmektedir.İlginçolan bir şey daha  var. Kuzey Kutbu ısınıp erirken, güneydeAntartika’nın  soğuduğu söylenmekte. Sebebininise, kuzey kutbundaki erime nedeniyle  git gide daha çok  soğuyanAtlantik  ve Pasifik  Okyanuslarıyla  bağlantılı,   soğuk su akıntıları  olduğu  düşünülmekte.

Her geçen gün, ayrı bir felaket  ekleniyor.Savaşlarla, salgınları filan hiç saymıyorum. Onlar dünya  iklimindekimakro bozulmanın yanında  mikro kalırlar. Onları önlemek,   insan aklının elindedir.İklim apayrı bir şey.Tanrı,  sonumuzu hayreylesin. Hiçte iç açıcı bir vaziyette değilizdir. Saygılarımla.


Bu haber toplam 1.043 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları