HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
6 Aralık 2020 Pazar
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

“O deniz ülkesi” Annabel Lee (Anabel Li)

21 Ekim 2020 Çarşamba Saat: 08:51

Gençlik yıllarımızın, sevdanın başımızda kavak yelleri gibi estiği günlerin en güzel şiirlerinden biridir Annabel Lee  (Anabel Li)

Bazı şeyler vardır unutamazsınız, bu şiir de öyledir.  İçinde anılar vardır, bana, gençliğimi, arkadaşlarımı,  sevgilimi,  hatırlatır..

 

Annabel Lee (Anabel Li)

Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet! Bu yüzden 'Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi'
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni...

Çev. Melih Cevdet Anday

Annebel Lee (Anabel Li) dünyanın en güzel aşk ve hüzün şiirlerinden biridir, bir kadına yazılabilecek en güzle şiirdir, rüya içinde rüyadır.

Amerikalı şair ve yazar Edgar Allan Poe'nun yazdığı son şiirdir. 1849'da yazılan şiir Poe'nun pek çok şiiri gibi bu şiirin de ana konusu güzel bir kadının ölümüdür.  Annabel Lee şiirinin  Poe’nin kendinden iki yıl önce ölen eşi Virginia için yazdığı sanılmaktadır...

Şimdi liseli  gençlerin hatıra defterler arasında sararmış güz yaprakları altında kalan Annebel Lee şiirinde, her  genç  kız ve erkek  kendinden birşeyler  bulmuştur.

O yıllarda bizim böyle güzel şiileri topladığımız bir anı  defretimiz olurdu. Sonbahar geldiğinde düşmüş sarı bir yaprağı bu defterin arasına  koyar ve saklardık.

Bunu kız arkadaşlarımız daha düzgün ve özenle yaparlardı.

Eğer o defteri hala saklayanlar varsa Annebel Lee şiirinin bulunduğu sayfabın arasında bir de sarı  yaprak bulacaklardır.

Şimdiki genç olacak kuşağın böyle şeylerden haberleri yok bu zevk te bizimle beraber bitti.

O yılların zarif ve asil genç kızları ve erkekleri şimdi  bu anılarnı torunlarına anlatan birer dede, babaanne ve anneanne oldular.

 
O deniz ülkesi Ünye mi?
 

Şiirdeki “o deniz ülkesini ben Ünye’ye benzetirdim” , biz de o deniz ülkesinin  çocukları,  bu günlere gelene kadar biraz eksildik, her gün biri çıktı  toplu sınıf fotoğrafından, bazıları çok erken gittiler, onları arıyorum.

Kızlar vardı gözlerini düşünerek uykuya daldığım, çok genç yaşta öldüler, inanamıyor insan..

Geçende  ablamızı kaybettik o da çok zor geldi  bana.. 

Bizi o büyütmüştü, ilkokula başladığım gün tertemiz giydirmiş, beyaz mendilimi siyah okul önlüğümün cebine koymuş, yakalığımı takmış, saçımı yana taramış göndermişti ilk gün mahallenin çocukları ile..

Bugün şehrin bu perişan görüntüsünü, bunca okul ve üniversite açmamıza rağmen, halen bilgisizliğimizi, görgüsüzlüğümüzü yansıtan sefalet mimarisi nin hakim olduğu şehri acı çekerek izliyoruz.

 

 

 

Nasıl Değişti?

O çocukluğumuzun şehri insanları ile birlikte bu kadar nasıl değişti?  O birer filozof olan kasaba insanları o zarif bayanlar, o yakışıklı, centilmen ve kültürlü gençlik nereye gittiler?

O yıllarda henüz arabesk yaşam tarzı ve arabesk müzik bulunmamış, şehrin etrafındaki pikniğe gittiğimiz mesire yerleri varoş olmamıştı.

Müslüm Gürses, Orhan Gencebay Ferdi Tayfur, ortalıkta yoklardı. Barış Manço Dağlar Dağlar, Cem Karaca, “Nem alacak felek benim?” şarkısını yeni yapmış, Zeki Müren “Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına”  şarkısı ile yeni bir çıkış yakalamıştı.

Kızların oyuncak bebekleri bezden, erkeklerin kılıçları fındık ışgınından, kalkanları  tenekedendi. Daha televizyonun,  bilgisayarın bulunmasına çoook uzun yıllar vardı, akıllı telefonu ise hayal etmek bile  hayaldi..

 

Ünye mutlu bir şehirdi.

Hamsi motorları iskelenin başında sıraya girerler hamsiler  yanaşan kamyonlara yüklenir  Ankara’ya Kayseri’ye Konya’ya doğru yola çıkar oralarda “Ünyeli geldi, Ünyeli”  diye satılırdı.

Dut zamanı tepenin kızları başlarında oyalı çemberler akşama doğru ellerinde küçük dut sepetleri ile Türbe Mahallesinden aşağı inerler Yalı’da dizilir dut satarlardı. Tepenin dutları, Türbenin erikleri Kasap mahallesinin inciri meşhurdu.

Eskiden şehirde bugünkü gibi abuk sabuk şeyler yoktu,  kelek yel değirmenleri yoktu, hiçbir şehirli çekirdeğin kabuğunu yere tükürmezdi, tükürene köylü derlerdi.

Şehir kültürlü insanlarla doluydu, giyinişlerinde Atatürk Türkiye’sine yakışan bir zarafet vardı, bugünkü gibi gençler kıçı düşük varoş tipi pantolonlar giymezdi.

 

 

 

Gittik, dönemedik

Mahallemiz mezarlığın dibindeydi,  çok hortlak hikayeleri anlatırlardı, çok korkardım bu hortlak hikayelerinden.

 “Senin iki tahtan noksan” derdi annem.

Babama sordum: “Annem senin iki tahta noksan diyor ne tahtası? Diye

“İki tahtadan bir şey olmaz, Ünye’de herkesin iki  tahtası noksandır” dedi, babam.

 

Önce eğitim için ayrıldık buradan, sonra iş, uzun yıllar geri dönemedik o deniz ülkesi içimizde bitmeyen bir sevda gibi kaldı. Döndüğümüzde bıraktığımız şehir yoktu, dekor değişmiş oyuncular değişmişti.

Bugün Ünye’ye sosyal, kültür, mimari, şehircilik ve yerleşim açısından baktığımızda bir felaket görürüz. Kentsel dönüşüm diye bir şey uydurmuş halkı kandırıyorlar.

 

Çocukken elli yıl sonrasını yani 2000 leri düşünür Ünye’yi yeniden kurardık. Eski Ünye’yi koruyarak yerinde bırakır, yeni Ünye’yi Atatürk Mahallesi tarafında düşünürdük.

Yeni Ünye bölük börçük kuruldu, eskiyi ise yok ettik..

Bu şehri bu kadar kolay kaybedeceğimizi hiç tahmin etmemiştik.

Koştuk geldik ama musalla taşına yatırılmış bir Ünye’nin ancak cenaze namazına yetişebildik.  

 

“Senelerce, senelerce evveldi..”


Bu haber toplam 360 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları