HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
6 Aralık 2020 Pazar
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Mezarı yurt dışında olan Tek Osmanlı Sultanı, Vahdettin Türkiye’yi nasıl terk etti, Nerede öldü,

18 Kasım 2020 Çarşamba Saat: 08:38

Kasım 1922

Son Osmanlı Sultanı Mehmet Vahdettin bundan 96 yıl önce 17 Kasım 1922 ülkeyi terk etti.

Bugün köşemizde biraz uzun olarak güncelliği nedeni ile, ülkesini terk eden, Türkiye dışında ölen ve mezarı Türk toprakları dışında olan tek Osmanlı Padişahı Sultan Mehmet Vahdettin’i işleyeceğiz.

Onun dışındaki diğer otuz beş padişahın mezarları Türkiye sınırları içindedir. Bunlardan Osman Gazi, Orhan Gazi, Birinci Murat, Birinci Beyazıt, Birinci Mehmet Çelebi ve İkinci Murat Bursa’da diğer padişahlar İstanbul’da gömülüdür.

İç organlarının gömülü olduğu yurt dışındaki mezarlar ise, Sultan Birinci Murat (Murat-Hüdavendigar) Kosova’da, Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organları ise Macaristan’ın Zigetvar şehrindedir, fakat yeri kayıp olmuştur, arama çalışmaları sürmektedir.

 

"Bana dua edin"

Otuz altıncı ve son Osmanlı padişahı, Mehmet Vahdettin 2 Şubat 1861 de doğdu. Sultan Abdülmecit'in sekizinci oğlu ve kendisinden önce tahta geçen Beşinci Murat, İkinci Abdülhamit ve Dördüncü Mehmet Reşat'ın küçük kardeşidir. Annesi Gülistu Sultan’dır.

4 Temmuz 1918'de Sultan Reşat'ın ölümü üzerine 57 yaşında tahta çıktı.

Tahta çıkışından sonra: "Ben bu makam için hazırlanmadım, bekleyişte değildim, takdiri ilahi böyle teveccüh etti, şaşmış bir haldeyim, bana dua edin." dedi

Padişah olduğunda Birinci Dünya Savaşı Osmanlının yenilgisi ile bitmişti.

Ne yazıktır ki Atatürk’ün Kurtuluş Savaşının bitmiş bir İmparatorluktan yeni bir Türk devleti çıkartma çabası olduğunu anlayamadı.

 

Son Sultan’ın Gidişi

Mehmet Vahdettin tahtını ve ülkesini terk eden tek Osmanlı Sultanı’dır. Türkiye’den ayrılışından üç yıl sonra İtalya’nın San Remo şehrinde öldüğünde cenazeyi hiçbir ülke almak istememiş Suriye’nin Şam şehrinde Sultan Selim Caminin bahçesine defnedilmiştir. (Bugün iç savaş içindeki  Suriye’de  mezar zarar görmemiştir.)

Kurtuluş Savaşı bitmiş, vatan toprakları parça parça teslim alınıyordu sıra İstanbul’a gelmişti. Sultan Vahdettin kendini bu şehirde emniyette hissetmiyordu. İşgal Kuvvetleri Komutanına bir dilekçe yazarak, İstanbul’dan bir başka yere götürülmesini istedi. Bir dilekçe ile resmi olarak başvurulması gerektiği söylenildi ve dilekçeyi yazdı.

İngiliz’lere Yazdığı Dilekçe

"İstanbul İşgal Orduları Başkomutanı, General Harington Cenaplarına.

İstanbul'da hayatımı tehlikede gördüğümden, İngiltere Devlet-i Fahimanesine (yüce devletine) iltica (sığınıp) ve bir an evvel İstanbul'dan mahal-i ahara naklimi (başka bir yere götürülmemi) talep ederim efendim.

Müslümanların Halifesi Mehmet Vahdettin. 16 Kasım 1922

İsteği kabul edildi ve bir sabah İngilizlerin Malaya Zırhlısı ile birlikte İstanbul’dan ayrıldı, yanında on bir kişi vardı.

Nasıl Gitti?

Sabaha karşı kapısı vuruldu, gelen zenci harem ağası: “Otomobiller hazır haşmetmeab" dedi

Hava yeni ağarmaya başlamıştı, paltosunu giydi, dışarıda yağmur yağıyordu, tüm ailesini götüremiyordu. İki kızı Ulviye Sultan ve Sabiha Sultan’ı İstanbul'da bırakmak zorunda kaldı.

İlk grup onbir kişiydi. Sarayın kapısına İngilizlere ait dört otomobil ve bir cankurtaran aracı geldi. Sultan Vahdettin ve General Harrington cankurtaran arabasına bindiler, diğer araçlara maiyeti ve şehzade Ertuğrul yerleştirildi.

Vahdettin’i götürecek olan Malaya zırhlısı Dolmabahçe önünde bekliyordu. Rıhtımda bir tabur asker etrafı kuşatmıştı. Kendilerini zırhlıya götürecek olan bota bindiler, gemi komutanı amiral Vahdettin'e selam vererek. "İngiltere Kralı adına hoş geldiniz, artık İngiliz toprağında güvenlik içindesiniz" dedi ve özellikle gitmek istediği bir yer olup olmadığını sordu. Vahdettin hiçbir tercihi bulunmadığını söyledi..

Amiralin Malta uygun mudur? sorusuna, "Münasiptir" cevabını verdi.

Saat 9.15 te zırhlı demir aldı ve hareket edildi. İstikamet Malta idi.. Sürgünde geçireceği üç buçuk yıl başlamış oluyordu. İstanbul’dan ayrılışlarının dördüncü günü Malaya zırhlısı Malta'ya vardı. Malta yolculuğun ilk durağıydı, burada 45 gün kaldı.

Sonra Hicaz’a geçmiş ve İngiltere'nin baskısı üzerine buradan ayrılmış, bir müddet de Mekke’de kalmıştır.. Mısır’a gitmek istiyordu Kral Fuat izin vermedi ve İtalya’ya Sanremo şehrine geçti, önce ana cadde üzerinde Villa Nobel’i tuttu. Burası meşhur ilim adamı Alfred Nobel’in eviydi. Bugün  Nobel Müzesidir. Bu küçük evde, ortalık yatışınca, memleketine döneceği inancını muhafaza ediyordu. Villa Nobel, kalabalık nüfusa yetmez oldu. 1925 yaz başında yolun karşısındaki Villa Magnolia’ya geçildi. Magnolia, bugün lisedir,

 

Neden gitti, kaçtı mı?

"Kaçmadım, tekrar dönmek üzere hicret ettim" dedi.

Son günlerinde parasız kalınca:

"İstanbul'u terk kederken Osmanlı hanedanına ait olan ve büyük kıymet taşıyan eşyaları yanıma almayı düşünmedim. Bu sebeple şimdi yabancı bir ülkede beş parasız ızdırap içinde kaldık" demiştir.

İngilizler Sultan Vahdettin’in Osmanlı topraklarında oturmasına izin vermediler, ayrıca Filistin, Kıbrıs ve Mısır’da ikamet etme isteğini de reddettiler.

Son Dakikaları

O sırada dışarıda şiddetli bir yağmur başlamış, peş peşe gök gürültüleri işitilmiştir. “Artık istirahate çekilelim” deyip salondan çıkan eski Sultanın yüzünde uzun zamandır ilk defa neşeli ve huzurlu bir ifade dikkat çekmiştir.

Herkes odasına çıkar. Ancak çok geçmeden alt kattan bir çığlık duyulur. Derhal koşarlar, salonuna girdiklerinde üç kadının Sultan’ın üzerine kapanmış, ağlaştıklarını görürler. Kimi düşüp bayılmış, kimi de kendinden geçmiş, ağlamaktadır. “

“Gözleri kapalıydı, yorgun bir hali vardı. Sanki derin bir uykuya dalmış gibi oracıkta yatıyordu. Elleri göğsünün üzerinde kapalı duruyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahı vatanından uzakta bir kanepenin üzerinde cansız yatıyordu.

Kaynaklar:

Sultan Vahdeddin’in San Remo Günleri

Türk Tarih Kurumu,

Turgut Özakman,

Nutuk. 


Bu haber toplam 655 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları