HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Ocak 2021 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

FATMA CANBULAT ERDEM

FATMA CANBULAT ERDEM

Şiddet Ne Zaman Biter?

28 Kasım 2020 Cumartesi Saat: 08:44

"İnsanlar kendileriyle barıştıkları gün, şiddet de bitecek" diyordu bir röportajında ünlü psikiyatr Dr. Gülseren Budayıcıoğlu. Şiddet benim gözümde sadece topu tüfeği alıp savaşmak değil zaten. Hemcinsler arasında, amir memur arasında, gelin kaynana arasında, eşler arasında da oluyor şiddet. Şiddetin kaynağı bir çok sebep olabiliyor malumunuz. Kıskançlık, çekememezlik, güç gösterisi, üstünlük taslamak, kinaye, aşağılama vs. uzayıp gidiyor bu liste. Kendiyle barışık olmayan insanlar çevresine zarar vermeye başlıyor. İç huzuru ve dengesi olmayınca aynaya bakıp kendini düzeltmek yerine başkalarına sarıyor. Kıskançlık ise en büyük çıkmazı insanoğlunun. Hem kendine hem de başkasına dünyayı zehir eden bir duygu. Herkese eleştiri maksadıyla bakan gözlerden ben çok korkarım,
Önce bi dur kendine bak o gözlerle.  Sen ne kadar iyisin ki, nerede var kusurların?"Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun, kusuru örtmeyi marifet edin kendine. İşte o zaman kusursuz olursun" diye ne de güzel söylemiş Hz. Mevlana. Hayatın her alanında şiddete maruz kalıyoruz. Daha küçücük yaşlarda kreşte belki de arkadaşımızın itip kakması, öğretmenimizin yanlış bir davranışı.  Aile içinde, bedensel olmasa da ruhsal şiddete maruz kalmayan çocuğun olduğunu düşünmüyorum.  Daha minicikken zorla yedirilen bir kase çorbanın bile  çocuğa taciz olduğunu öğrendiğimde çok üzülmüştüm.

"Kendiyle savaş halinde olan biri kendini tanımamıştır" diyebilir miyiz? Sürekli mutsuz ve söylenen kişilerin kendileriyle hep bir savaş halinde olduğunu  düşünüyorum. Yolunda gitmeyen bir şeyler var.Bunu bulursa belki de huzura varacak. Tüm bunların ilacı belki de sevgi eksikliğidir ne dersiniz? Azra Kohen "Gör Beni" romanında diyor ki, "Sevgisizlik resmen bir hastalıktı, henüz tıp dünyasında adı konmamış, insanlığı bozan, yıpratan, dünyayı cehenneme dönüştüren bir hastalıktı ve belki de bulaşıcıydı."

Kadın veya erkek fark etmez şiddetin, dayağın, birine el kaldırmanın affı olur mu, yumuşatıcı sebebi olur mu hiç? Olmamalı değil mi? Öfke kontrolü olmayan adamları sevmeyin kızlar. "Ben bunu düzeltirim, nasıl olsa değişir, beni seviyor, bir anlık bir şey" diye kendinizi kandırmayın. Bir kez o el kalktıysa bitmeli bu iş. Hatta sesini bile yükseltmemeli birbirini seven insanlar. Güzellikle, sakinlikle ve kibarlıkla da sorunlar çözülebilir. İllaki, şiddet, bağırıp çağırmak gerekmiyor. Konuşmak, sakin kalabilmek medeniyet göstergesi oysa ki. İnsan en sevdiğini neden döver? Anlamak mümkün mü? Dayak, dövmek, vurmak nasıl çağ dışı kavramlar. Kimse kimseye böyle davranamaz, kesinlikle hiç bir bahane kabul edilemez. Sesimiz gür çıkmalı ki, bu şiddet eğilimli kişiler çekinmeli, düşünmeli ve yapmamalı. Şiddetsiz, tacizsiz birlikte yaşamanın mümkün olduğunu göstermeliyiz. Bu vahşi olayları sıradan bir olaymış gibi görmek kadına ve erkeğe yapılan haksızlık.

 

2018 yılında Ünye’de ilk defa bir çocuk ihmal ve istismarı ve çocuğun tüm yaşam hakları bağlamında uluslararası bir kongre düzenlenmişti hatırlarsanız. “3. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi” öncesi Prof. Dr. Ayşe Haznedar Yalın ile yaptığımız röportajda bahsettiği konu gerçekten de düşündürücüydü.“Bizler çocuklarımızı özenle büyütüyoruz. Onları büyütüp geliştirirken bedensel, ruhsal vesosyal olarak  güçlü, sağlam, güvenli olmaları temel amacımız ancak bir gün biri geliyor bizim dokunmaya kıyamadığımız çocuğumuzun tüm yaşamını etkileyecek bir davranışta bulunuyor. Onun yaşama, dünyaya incinmesine, öfkelenmesine, temel güvenin sarsılmasına kurmuş olduğunu geleceğini elinden almasına neden oluyor.Bu hakmıdır?” 

 

Marifet; Sinirlenmek değil, sakin kalabilmek. Bağırarak değil, tatlı tatlı konuşmak. Saygısızlık değil, değer vermek. Kavga etmek değil, tartışabilmek. Kabalık değil, medeniyet. Değer vermelisin ki, değer göresin. Saygılı ol ki, saygı göresin....


Bu haber toplam 1.078 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları