HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Toplumun gizli derdi; işsizlik

3 Aralık 2020 Perşembe Saat: 09:10

“Beş aydır işsizim!”

Yakın günlerden bir gün. Eczanede oturuyorum.  Müşteriler girip çıkıyor. İlaç alan, medikal bakan, itriyat seçen ve gündemin sembolü zatürre aşısı, grip aşısı soranlar derken, eczanede,  orta yoğunlukta bir trafik işlemekte.

Üstelik vatandaş, sağ olsun, Corona Kuralları’na da saygılı. Maskesiz giren kimse yok. Bazıları, özellikle gençler, sokaktayken maske takmıyor olsalar dahi, girerken takıyorlar. Yanlarında yoksa önce kapıdan maske rica ediyorlar,  içeri öyle giriyorlar.  Ufak çocuklar bile, ilaç alan annelerini dışarıda bekliyorlar. “Biz girmeyelim, içerde Coronalı bir kişi olabilir.” diyorlar. Aferin çocuklara. Mesafeye de dikkat var. Yere çizili mesafe işaretlerine bile,  herkes özen göstermekte.

Kısacası,  toplum bu konuda oldukça duyarlı. Tabii, ara sıra, bana soranda oluyor. “ Doktor bey,  bu Corona ne zaman bitecek? Aşı ne zaman gelir,  ne zaman bulunur?” Konuşuyoruz,  düşüncelerimi kısaca anlatıyorum. “Yeni yeni çalışmalar, müjdeler var. Aşı imalatı bol ama etkisi hakkında kesin bir umut yok!” diyorum.

Corona’da durum çok riskli bir seviyede.  Her akşam izliyorsunuz,  dünyada olsun, bizde olsun, zor günler yaşıyoruz. Her geçen gün sayılar artıyor.  Vaka sayıları 60 milyonu, ölüm sayıları 1,5 milyonu buldu. Yakınlarımızdan;  tanıdıklarımızdan da sessiz sedasız ölümler oluyor. Allah,  kimsenin başına vermesin. Acıları kolay değil.

Ölüm, Allahın emri, ama elbette ki olay orada da bitmiyor. Her şeye rağmen,  insanlar,  hayatını sürdürmek zorunda.

Restoranlarda garsonluk yapardı, az çok tanışıklığımız var, bir genç,   boynu bükük, mahzun buruk ilaç sırasında bekliyor. Yaklaştım,  ilgilendim. “Eşimin ilaçlarını alacağım,  hocam.” diye cevap verdi. Mahsun duruşundan dolayı, “ Eşinin rahatsızlığı ileri derecede mi? Niçin, üzgün duruyorsun?” dedim. “Yok, hocam!” dedi. “Eşimin ki, hafif bir şey, ben beş aydır işsizim, moralim çok bozuk, mahzunluğum ondandır.”dedi.

Geçmiş günlerde kaybettiğimiz ünlü köşe yazarı Bekir Ceyhun, ‘Bülbülün çektiği dili belasıdır’,  misali,  sivri dilinden dolayı, dokuz köyden-gazeteden kovulup, Onuncu Köy’ündeki yazılarından birinde, sık sık tekrarlanan işsizlik günlerini anlatmıştı. Odanın bir köşesinde oturup, saatlerce duvara bakıyor.  Artık bir geliri yok, hayatı ne olacak, kendisini düşünmüyor zaten,  bakması gereken bir ailesi var. Parası olmazsa, nasıl yaşarlar.   Eşi ne yapar, evi nasıl çevirir? Ona mama alamazsa, bir tanecik evladı Pako’su ne yapar? Her ne kadar belli etmemeye çalışsada, beyninin içinde,  kahroluşlar fır dönmekte. Eşinin, “Çok sıkıldın, hadi biraz dışarı çıkalım,  hava alalım.”  önerisine gönülsüz katılıyor. Sahil boyu turluyorlar. Bir gün daha, öyle ruhsuz, amaçsız,  çaresiz geçiyor.

Geçmiş yıllarda, Tıp’ta,  Psikiyatri stajı yaparken,  bir şey dikkatimi çekmişti. Ergen-yetişkin erkek hastalarda, kafayı yediren bir numaralı sebeb,  işsizlikti.

“Ne olacak, bu işsizlik hocam, işsizler ordusu çığ gibi büyüyor. Malüm,  Corona-Pandemi. İşyerleri kapandı. İnsanlar işsiz kaldı.  Yeniden açılan,  iyi kötü çalışan işyerlerinde bile, günlük nafakasını çıkartamayan, evlerine ekmek götürmekte zorlanan, çok çoook insan var. Üstelik her geçen gün yeni yeni,  genç genç insanlar,  hayata atılmak için sıraya giriyorlar. Onlara da iş yok. Genç işsiz sayısı rekor düzeyde. Hayat yolunda takılıp kalmışlar. Gençler hep bunalımda.

“Biliyorum. Hayat kimse için,  kolay değil!”

“ Siz, hayat pahalılığını görmüyor musunuz, Hocam?  Ortalık ateş pahası,  doları, euroyu tutabilmek çok zor, ne olacak bu iş? Tabii,  sizin tuzunuz kuru, işler tıkır, siz fark etmiyorsunuzdur, herhalde.”

“Neden fark etmeyeyim canım,  aslında bir şey söyleyeyim mi, ben pek alışverişe çıkmam, ihtiyaçlarımızı eşim halleder, ama yinede, bazı bazı ufak tefek bir şeyler alırken fark ediyorum,  bir yıl içerisinde fiyatlar yüzde yüz artmış.”

Meraklı, soran, bir çare bekleyen gözlerle yüzüme bakıyorlar. Devam ediyorum.“Corona Pandemisi, tüm dünya ekonomilerine büyük darbeler vurdu. Türkiye’de,  dünyada, herkes aynı durumda. Tabiiki gelişmiş varlıklı ülkeler henüz çok sarsılmadı. İyi, kötü idare ediyorlar, amma, onlarda da işler kesat. Tüm dünya devletleri para basarak,  tıkanıklığı açmaya,  ekonomik durgunluğu önlemeye çalışıyorlar. 

Hükümetler bolca keseden yiyorlar. Bizde epey yedik.  Birçok varlıklı hükümet,  sosyal politikalarla toplumun alt kesimlerine para yardımı yaparak, sosyal çalkantıları önlemeye çalışıyorlar. Bizim hükümetimizde bazı şeyler, ödeme, öteleme, ufak tefek projeler filan yaparak, piyasaya takviye yapmaya çalıştı. Artık ne kadar olduysa. Bunca çabaya rağmen,  yine de piyasalar zorlanıyor.

Üstelik ülkemiz, dış politika olarakta sıkıntılı dönemlerden geçmekte.  Karadeniz’den Akdeniz’e Azerbaycan’dan Libya’ya, Edirne sınırından Kandil’e Kıbrıs’a, Bosna Hersekten Afganistan’a, Somali’den Katar’a kadar,  ana vatan,  yavru vatan, dost vatan- kardeş vatan- mavi vatan, tarihsel vatan,  müttefik vatan vb. hepsinde asker teyakkuzda. Harp-tatbikat-üsler kurma-askeri yardım-navtexler- tarihi bağlılık-stratejik görevler vb. birbirini kovalamakta, bunların hepsi masraf,  bütçe açığı.

Tabiiki, bunca masrafı karşılamak, ödemeleri döndürmek kolay değil, Türkiye’de para basıyor. Mecburen..,  sonuçta, karşılıksız para basmakta  enflasyonu  yükseltiyor, fiyatlara  yansıyor. Ötesinde, Türkiye’nin ülke serveti ve milli geliri sürekli git gide azalıyor. Birçok büyük şirketimiz sessiz sedasız elimizden uçtu, gitti.

Dünya piyasalarındaki bu sıkıntı,  2008 krizinden beri vardı, yoksul ülkeler zorlanıyordu, Corona ile tüm piyasalar iyice zorlanmaya başlandı. Corona derdinden,  kimsenin yoksul ülkeleri arayıp sorduğuda yok zaten. Zavallılar ne haldeler, kim bilir?

Corona’nın ilk günlerinde, benim asıl endişem,  dünya gıda üretimlerinin ve ticaretinin tıkanması-kilitlenmesi riski idi, çok şükür öyle bir şey olmadı, gıda yokluğu olmadı, eğer olsaydı, dünyanın hali çok kötü olurdu. Bir şey daha söyleyeyim, şimdilik ilaçta da büyük bir sıkıntı yok. Sadece, aşıda var.”

“Peki hocam,  bundan sonra ne olacak?”

“Corona’ya iyi kötü bir çare bulunsa dahi, daha önceki yazımda, etraflıca anlatmıştım. Sosyolojik, ekonomik, tarihsel ve matematiksel olarak kesin bir gerçek var ki, günümüz Amerika’sı, hızla, bir zamanlar, dünyanın bu güne kadar görmediği derecede bolluk, bereket, zenginlik yaratan, ünlü Reagan Döngüsü’nün sonuna doğru yaklaşmakta, ekonomik ve sosyal veriler, o yönde ilerlemektedir. 10 yıl sonrası; Beşinci Buhran. Amerika’yla beraber tüm ülkeler,  daha da sarsılacak. Dikkatli, hazırlıklı ve tasarruflu bulunmak lazım.”

Saygılarımla. 


Bu haber toplam 1.294 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları