HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Ocak 2021 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

CEMAL UYSAL

CEMAL UYSAL

Eğitim ve Uzaktan Eğitim

8 Aralık 2020 Salı Saat: 09:08

Pandemide sorun olan ilk ve orta eğitimdir. Onlar sınıflarında arkadaşları ile birlikte ve öğretmenleriyle yüz yüze olmadan İnternet ortamında eğitim yapıyorlar. Bu küçük çocuklar için hiç de arzu edilecek bir tablo değildir. Bu tür eğitimin üniversite talebeleri için sorun yaratmayacağını düşünüyorum. Çünkü ilk ve orta eğitim devamlılığı olan ve birbirini tamamlayan bir sistemdir. Üniversite eğitimi ise bir lisans eğitimidir ve spesifik olarak orta eğitimle bir bağlantısı yoktur.

Eğitimin Büyük Devrimi

 Dünyada eğitimin önemli ve temel değişimi iki buluşla başladı: Birincisi 1455’de matbaanın icadıdır.İkincisi ise matbaadan, 300 yıl sonraki tarih olan 1760’da yayınlanan ”Ansiklopedi” adlı kitaptır. Bu kitapta o zamana kadar bilinen ve uygulanan bütün mesleklerin tarifi ve uygulama teknikleri anlatılıyordu. Matbaa da, ansiklopedi adlı kitapta öğretmenin karşısına geçip öğrenmeyi ve meslek edinmek için çıraklık yapma zorunluluğunu sona erdiriyordu.

 Bu nedenle deilk zamanlar Avrupa'da matbaanın icadına; el yazıcıları, öğretmenler ve filozoflar karşı gelmişlerdi. Matbaayı en iyi karşılayan ve uygulayanlar Hristiyan-Cizvit papazları olmuşlardır. Onlar matbaa baskıları ile Hristiyanlığı daha geniş kitlelere yayacaklarını anladılar. Matbaaya, basılı kitaba ve broşürlere çok önem verdiler.

 Bize gelince matbaa makinesini Osmanlıların edinmelerini Sultan II. Beyazıt, 1485’de bir fermanla yasakladı. Ama gayrimüslimlere yasaklanmadı. İstanbul'daki Yahudiler 1493’de, Ermeniler 1567’de, Rumlar 1627’de İstanbul'a matbaayı getirmişlerdir. Ancak o zaman da kitaba talep olmadığı için ayakta kalmakta ve faaliyetlerini sürdürmekte çok sıkıntı çekmişlerdir.

 Avrupa devletleri matbaaya karşı olanların itirazlarına kulak asmamışlar ve eğitim sistemlerini matbaanın yazılı baskılarına göre düzenlemişler, bunu gittikçe geliştirmişlerdir.

Sonunda matbaa İstanbul'a bir Türk olan İbrahim Müteferrika tarafından 1727 yılında, yani icadından 272 yıl sonra gelmiştir. Müteferrika'nın kurduğu matbaanın 20 yılda basabildiği kitap sayısı 10.000 adettir. İlk 2 kitap 1000 adet, üçüncü kitap 1200 adet basıldı. Daha sonraları baskılar artacağına 500 adede düştü. Çünkü kitaba talep yoktu.

 18.yüzyılda Osmanlı'da satılan kitap çeşidi 50’yi bulmazken Japonya'da 10.000 kitap basılıyordu. Avrupa'da çok daha fazlaydı. 15.yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'da basılan kitap sayısı 30-35 bindi.

Japonya'nın kalkınma mucizesinin temelinde de eğitim vardır. Avrupa dışında ilk sanayileşen ülke olan Japonya'nın kalkınma hamlesi, KralMeiji dönemi olan 1860'lı yıllarda başlamıştır. İktisat tarihçileri bunun sebebini eğitim sisteminin ileri düzeyde gelişmiş olmasına bağlamaktadırlar. Kalkınma hamlesinin başladığı 1860'larda Japonya'da erkeklerin %43'ü,kadınların ise yüzde 19'u ilkokul mezunuydu. O tarihlerde en sanayileşmişülke olan İngiltere'de bile eğitim seviyesi bu kadar yüksek değildi.

Türkiye'nin eğitimde geri kalmasının matbaayı Osmanlı'ya çok geç sokmasından, sanayileşmede geri kalmasını ise 1765 te icat edilen buhar makinesi ile başlayan sanayi devriminin geleceğini görememesinden kaynaklandığı gerçeği ve kabulü vardır. Her ülke kendi özel şartlarına göre eğitim sistemini geliştiren modeller uyguladılar. Mesela İngiltere'de Eton Koleji, Amerika'da 1950'lerde uygulamaya konan Er yasaları, bu ülkelerdeki eğitimin temeli olmuştur. Özellikle ABD'deki sistem ilginçtir.1950'deki Kore Savaşı'ndan dönen askerlerin Amerika'da istedikleri üniversiteye girebilmelerineimkân sağlanmış ve bu politika parasal olarak dadesteklenmiştir. Bu uygulama o kadar başarılı olmuştur ki 20. yüzyıldaki teknolojik ve ekonomik gelişmenin temelinde Japonya'nın Meiji restorasyonu ile birlikte bu ABD eğitim uygulamasının temel teşkil ettiği bile kabul edilmektedir

Bize gelince, Türkiye’de bu tür modeller geliştirilememiştir Bir Köy Enstitüleri modeli vardır ki o da bu modeli getirenler tarafından kaldırılmıştır. Bunun kurulmasının sebebinin köylüyü köyde tutmak olduğu artık bilinmektedir. Bu dönemde o kadar ileri gidilmiştir ki; şehir eşrafı ve bürokratlar köylere gidip çiftçiye tarlayı şöyle süreceksinböyle ekeceksin diye akıl vermeye bile yeltenmişlerdir. Yolu, suyu, elektriği olmayan çiftçinin bir tek tarım makinesi ve aleti bulunmaz ve köylere bir tek motorlu araç bile gidemezken Köy Enstitüleri modelinin başarılı olması beklenebilir miydi? Ne gariptir ki halen de bu modeli savunan ve geri gelmesini isteyenler var. Bugün Türkiye'de binlerce kırsal kalkınma ve tarım uzmanı, ziraat mühendisi varken bile bunu söyleyebiliyorlar. Türkiye eğitiminde eğer geçerli bir model varsa o da meslek liseleridir.


Bu haber toplam 3.438 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları