HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Yeniden Corona ve Aşılama

10 Aralık 2020 Perşembe Saat: 18:07

“Medyaya  yansıtılan  haberlerde,  Sağlık Bakanlığı’nın Çin Hükümetiyle  yaptığı  işbirliği  sonucu,     bir çok  ülke gibi, Türkiye’nin de,  bir Çin firmasının,  muhtemelen Sinovac  Firması’nın  ürettiği,  tıpkı grip aşısı gibi, tavuk  embriyonuna  virüs  enjekte edilerek  hazırlanan,  ölü-  inaktive  edilmiş aşıdan,   50 milyon doz  alacağı  ve  aşının, kalabalık   3. Faz-aşama  klinik  deneylerine bizim de  katılacağımız  bildirilmekte. Katılıma,   gönüllü olarak,   az sayıda  sağlık  personelleri ile  başlanacağı ve her hangi bir sorun görülmez  ve başarılı sonuçlar  alınırsa, çok  sayıda sağlıkçılar ile  65 yaş üstün kişilerden başlanarak, toplu  aşılamalara    geçileceği   söylenmektedir. Yan etkileri ,  baş ve adale  ağrıları , yorgunluk vb. Başarı  % 90.  Avantajları. Saklanması  ve  taşıması  kolay. Tereddütler  varsa da, bu konuda  otorite olan  dr.lar,  aşının güvenilir  olduğunu ve kendilerinin de çekinmeden vurduracaklarını  söylemekteler.  Kişisel kanaatimde,  şu sıralar  çok rahat  olan Çin’in, salgını,  bu şekilde, çok merkezli  bir aşılama sayesinde, 1 milyon kişiyi aşılayarak   önlediği yönündedir. Zaten,  bekleyecek  zaman yok.” Bilginize.

Geçtiğimiz  yakın günlerden birinde,  sabah sabah, rutin  kontrollerim  için, Samsun’da özel bir  hastanenin önündeyim. Tam  dış kapıdan geçip içeri giriyorsun,  üniformalı bir hanım kız,  anlınızın ortasına tabancayı, yani ateş ölçer  tabancayı  dayıyor, “Ateşiniz 36,2. Geçebilirsiniz!”

Neyse ilerliyoruz. Muayene  olacağım bölüme  yanaştık. “Falan ..Hocaya  randevuluyuz.” “İşleminiz  tamam, buyrun oturun, hoca birazdan  muayeneye  başlayacak.”Oturma yerleri, birer sıra  aralıklı düzenlenmiş,  hanımla  aramızda  Covid-19 yazılı  çıkartma yapıştırılmış bir  boşluk var,  oturduk, bekliyoruz.   Koridorlar, salonlar,  başvuru masası, doktor  muayene  odalarının  önleri   hep sosyal  mesafe  işaretleriyle  dolu.Hocalar, tek tek geliyor,  muayeneler başladı. Etrafı seyrederek,  oyalanıyoruz. Salonun öte  taraflarından  bir yerlerden,  bir öksürük  sesi  geliyor. Öksürükler  sıklaştı. Kırk yaşlarında  bir erkek,  sürekli  öksürüyor.Ağzında  maske  var, amma, ne fayda.  Birkaç genç, uzaktan “Sen Kovit’limisin?” diye sordular. “ Evet!” diye cevap verdi. “Madem öyle, buraya niye  geldin?”  “ Ben 15  gün  hastanede yattım, iyi oldun,  diye  taburcu ettiler, ama, öksürüklerim  geçmedi. Yeniden, Göğüs’e   muayeneye  geldim. Size  bulaşmasın,  diye  kenarda  oturuyorum. ” Kapalı mekan, nasıl  bulaşmayacak. Tam da,  Göğüs  Hast. Polikliniği’nin  yanına oturmuşum. Kalktık,  uzaklarda bir yere  kaydık.Bir  başkası,  randevusuz  gelmiş, kapıdan hemşireye yalvarıyor, “Kötüyüm, doktor beni randevusuz  alsın.”diyor. Hemşire,  “Olamaz, zaten çok sıra var,eğer  çok  kötü  durumdaysanız, acile  gidin!” diyor. Sonunda,  adam, pes  etti, çekti  gitti, herkes  rahat  bir nefes aldı, ama, dezenfektana  sarılan sarılana.Görüldüğü gibi,   durumlar hiç te  iç açıcı  değil. Ortalık yangın yeri gibi. Yanan sönmüyor, giden dönmüyor.Herkes, maskeyi tavsiye  etmekte. Doğrudur, amma,  maske yüzde yüz korumaz,  bir şekilde  kenardan  köşeden virüs  bulaşımı  olur. Çare, kesin dezenfeksiyondur. El ve özellikle yüz dezenfeksiyonu. Zaten, her yere alkol tabanlı  dezenfektanlar  konuluyor. Halkımız girerken çıkarken el dezenfeksiyonu yapıyor, ama, ‘Asıl Tehlike’yüz  bölgesi.‘Ağız- Burun Dezenfeksiyonu’da  lazım.Baştan alıyorum,  Covidbulaşımlı, ancak, hiçbir belirti vermeyen-  asemptomatikgenç  bir kişi,  diyelim ki, tek başına yolda, kimsenin bulunmadığı  koridorda vs.de yürüyor, asansöre biniyor,  yada  kapalı bir  mekanda  bulunuyor. Maskesi de var. Ancak, kendisi  farkında  olmadan bir  taşıyıcı. Bir miktar  virüsbulaşımı olmuş, ama, bünye genç, bağışıklık güçlü olduğundan, virüsler ağzının, gırtlağının   kenarında  bir yerlerde yapışmış,  yuva  yapmış,  bekliyorlar. Doğal  olarak nefes alıp veriyor.Her   nefes verişte, mutlaka, ki olmaması imkansız, havaya  bir miktar mili mikro sıvı damlacıklar  üzerinde,  birkaç virüs  bırakmakta. Boyu, 1.50 ile 1.80  arası alan bir gurubun bıraktığı damlacık  partiküllerinin,  yere düşmesi yada güneşin sıcaklığı  ile  kuruyup, UV ile içlerindeki   virüsün yok olması,  yaz  mevsiminde belki 5-10 dk’ da  mümkün  olurken,  kapalı, hafif  nemli , sıcaklığı 10 ile  15  C’ ler  arasındaki  bir  havada,  çok  daha  uzun olur. Yolda, taşıtta yada kapalı  mekanlarda, aynı boy ebatlarındaki  gençler,  erişkinlerve  yaşlılar  arasında,  hiçbir  yakınlık  olmasa bile  ve hatta  uzak dursalar bile, aynı  ortamdan habersizce birbirini  takiben yapılan geçişlerde,  virüs  bulaşımıoldukça  yüksek olmaktadır.Uzun  sözün gerçeği, bu işin farkında olmadan taşıyıcısı  sağlıklı  gençler gurubu. Üstelik, en az dezenfekte olan  gurupta onlar. Çocukların bir kabahati yok, nereden bilsinler. Bulaşım  örnekleri  hep bu yönde. Onlarında, kesin  el yüz dezenfeksiyonları lazım. Hemde ciddi  şekilde.

Kişisel fikrim. Ağız, boğaz, burun dezenfeksiyonu. İster aptes alır gibi yapın, ister buruna ağıza sprey  sıkın, gargara yapın,  temizleyin. Bitkisel esansta olabilir. Ben, günde birkaç kez, ağız burun nefesle,  hafifçe,   alkol –kolonya  kokluyorum. En kesin çözüm. Ayrıca, maskeyi  bile  kolonya ile  dezenfekte  ederim. Bazen günde  birkaç kez maske  değiştiğim  oluyor.Eve girince,ful  dezenfeksiyon.Toplu vitamin –mineral komplekleri, şimdiler de  çok ve kesin   tavsiye  edilen  D vit., suda  eritme C vit. Türleri  filan destek alınabilir. Bol meyve. Özellikle portakal, mandalin, limon, limonata vs.asit  kökenli şeyler. Asit mikrobu  öldürür.En önemlisi, kendinizi  üşütmemeye, grip  filan olmamaya dikkat edin.Corona virüs, sağlam dokuda fazla bir  etki gösteremez, 14  gün  orada oturur,  sonunda ölür gider. Amma, tahriş olmuş dokuda, çok güzel yerleşir ve  değişim yapar,  hücre  dokusunun genetik  şifresini  çıkarır  ve  çoğalmaya  başlar. Virüs  sayısı az ise, diyelim 3-5 tane ise, vücut bağışıklık gücüyle  onu yener. Tekrar tekrar bulaşmalar  çok  kötüdür. Vücudun bağışıklık sistemi  ona  yetişemez. Aşıya  gelince, aşılar kısaca iki şekilde  elde edilir, Ölü virüs yada yarı canlı virüsler  ile hazırlanan klasik-inaktif aşılar  ve  yeni yeni keşfedilmeye  başlanan  genetik  kökenli  m.RNA aşılar.                                                                          Piyasada alelacele  yetiştirilmeye  çalışılan beş tane  aşı çalışması var. 1.BioNTech-Pfizer; Almanya-ABD, 2. Moderna ;ABD,   3.Astra-Zenica; Oxford-İngiltere, 4; Sputnik V; Rus  ve Sinovac ; Çin. Bunlardan  BioNTech-Pfizer ve  Moderna  genetik, diğerleri  klasik inaktifviral aşılardır. Türkiye’de de bazı çalışmalar var, amma, klasik-inaktifviral aşılar  ve henüz  hayvan denemelerinde.                                                                         Dünya  Medyası’nda fırtınalar estiren,  Pfizer- BioNTech işbirliği ve Türk Dr.lar ca  hazırlanmış,  İngiltere’den  onay aldığı  söylenen,  favori   genetik aşılardan, şimdilik,  bize  bir hayır yok. Haberiniz olsun.  Biz, hayırlısıyla Çinli  Sinovac’tan başlıyoruz.

Saygılarımla.


Bu haber toplam 1.502 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları