HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

UZM. DR. ALİ COŞKUN

UZM. DR. ALİ COŞKUN

İNSAN ile BİTKİ arasında önemli bir fark!

14 Aralık 2020 Pazartesi Saat: 17:30

Rabbim bizim çevremizdeki olup biten hakkında fikir yürütmemizi istemeseydi, olaylara etki etmemizi istemeseydi, doğruyu  tasdik edip yanlışı düzeltmemizi istemeseydi hepimizi İNSAN diye değil, BİTKİ diye yaratırdı.

Ya da vicdan ve aklımızı işe karıştırmayıp, içgüdü ile olaylara karışmamızı isteseydi o zaman da hayvan olarak yaratabilirdi.

Oysa O bizi insan olarak, yarattıklarının en şereflisi olarak yarattı.

İNSAN… Tarihler boyunca her olaya bazen müdahil olmuş, bazen umursamamış- yok hükmünde saymış, bazen kısmen müdahil olmuştur. Burada müdahil olması elbette beklenen bir aktivite olmasına rağmen, bunun ön şartları vardır. Bu ön şartların ilki : konu hakkında yeterince bilgiye sahip olmaktır. Dikkat ederseniz, çevremizde yeterince bilgi sahibi olmadıkları halde fikir yürütücüler oldukça fazla. Bu çok mahsurlu. Bu kişiler bilime ve gerçeklere dayanmayan fikirleriyle hem toplumu yanlış yönlendirirler hem de problemi daha da derinleştirirler.

Çevremizde milyonlarca olay olmakta bunlardan bir kısmına hemen yanımızda oldukları için tanık olmaktayız, bir kısmını uzakta da olsalar medya iletişim yoluyla izlemekteyiz, çoğundan da haberimiz dahi olmamaktadır.

Haberimiz olanlara ve yanıbaşımızda olanları bazen öncesinde önleme şansımız vardır, çoğu zaman da sonrasında tepki gösterme şansımız sunulur bize. Ama çoğumuz olaya kayıtsız kalırken, bir kısmımız da yanlış müdahil oluruz ve sorunu daha da derinleştiririz. Çünkü olaya müdahil olmanın ilk kuralı olan bilgi sahibi olma, ikinci kuralı vicdanlı bir yaklaşımla adaletle olaya yaklaşma şartları yoktur.

Genel izlenim : Temelinde bencillik olan kişiler olaylara genellikle kayıtsız kalmaktadır.

Günümüzde de, insan çevresinde meydana gelen haksızlıklara karşı duygusuz ve duyarsız bir hale gelmektedir. Hak, hukuk tanımayanlara karşı pasif ve sessiz kalmaktadır. Bazen bunu, zalimin, zorbanın oluşturduğu şiddetten ürkerek yapmaktadır. Bu belki başlangıçta insani bir tepki olarak mazur görülebilse de, her olayda alışkanlık haline gelmesi o kişinin de karakterinde ciddi erozyonlar yapmaktadır.

Belki de şu anda sessiz kalan kişiler, zamanla zalim’e karşı duygusal ve düşünsel bir eğilim de gösterebilmektedir. Zamanla onun yanında yer almakta, ona dayanarak hayatını sürdürmektedir. Bazen onların yaptığı bütün haksızlık ve zulümleri görmezden gelebilmekte, hatta onlara yardımcı bile olabilmektedir. İşte Kur’an, insanı bu durumlara karşı uyarmakta ve son derece dikkatli olmaya çağırmaktadır.

“Ve asla zulümde ısrar edenlere meyletmeyin. Yoksa, (ahirette) ateş size dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız da yoktur. Sonra, yardım da göremezsiniz.” (Hûd, 113.).

İnsanlığın kurtuluşu için tek rehber olan güzel dinimiz İslam, ferdî kurtuluşun, topluma karşı görevleri yerine getirmeyi de gerektirdiğini her defasında ortaya koyar. Bu sorumluluk şuuru önce anne babadan yani aileden başlar ve bütün Müslümanları kapsayacak şekilde denize atılan taşın çıkardığı yuvarlak dalgalar gibi giderek genişler ve tüm insanlığı içine alır.

Çünkü Hz. Peygamberimiz , Müslümanların dertleriyle, problemleriyle ilgilenmeyenlerin, onların dertleriyle dertlenmeyenlerin olgun ve gerçek mümin olmadıklarını ifade etmiştir.

Dolayısıyla “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” veya “Ne halleri varsa görsünler.” Gibi islam dışı olan ama sanki bizdenmiş gibi gösterilen bu sözlerin içerdiği felsefe, İslamî sorumluluk açısından asla kabul edilecek bir anlayış değildir. Bu sözler, muhtemel o dur ki dinimizdeki dayanışmayı ve yardımlaşmayı tahrip etmek için İslam düşmanı odaklarca kültürümüze zorla sokulmuşlardır ve sanki bizdenmiş gibi bize benimsetilmişlerdir. Ekseriyetle başarılı da olmuşlardır. Oysabizlere dinimizin emrettiği gibi, haksızlık ve bozgunculukla mücadele etmek, topluma doğruyu göstermek, toplum sağlığını ve menfaatini düşünmek Müslüman’ın temel sorumluluklarından en önemlisini oluşturmaktadır.

Eğer bu şekilde davranılmazsa Rabbimin gazapları yakındır. Kutsal olduğu kadar, Kainatı da anlamamıza yardım eden güzel kitabımız Kuranı Kerimde müminlerin, zalimlere, yalana, iftiraya, bozgunculuğa ve belalara karşı mücadele etmeleri, aksi takdirde Allah(C.C )’ın gazaplarının  sadece zulmedenlere erişmeyeceği, cezalandırmanın sadece onlarla sınırlı kalmayacağı herkesi kapsayacağı uyarısı yapılır(Enfal, 25.).

Doğru, yerinde ve zamanında müdahalelerde bulunmak için önce o konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmalı çok okumalı ve çok dinlemeliyiz. Yanlış yapan olursa onu bilgimiz ile ve nedenlerini ortaya koyarak, onu da ikna ederek uyarmalıyız.

Bilgimize güvenerek vicdanımız’ın görüşüne de başvurarak yanlış yapan herkesi nezaket sınırları içinde uyarmamız gereken durumlar mutlaka hayatımıza girmektedir. Örneğin pandemide maske takmayan birini tatlı dille ama nezaketle, bu yaptığının başka insanların hastalanmasına hatta ölmesine neden olabileceğini de söyleyerek ama onu rencide de etmeyerek uyarmalıyız.

Bu konuda hepimiz birey olarak kendimizi geliştirir, daha donanımlı hale getirirsek, eminim uyarılarımız daha çok saygı görecektir. Bu şekilde çevremiz daha yaşanılır ve güzel bir hale gelecektir. Bunu sadece kendimiz için değil, çocuklarımız ve torunlarımız için yapmalıyız. Böylece dışarıdan bakıldığında bitki gibi görünmekten ayırt edilebiliriz.

Pandemi sonlanana kadar, maske takın, en az 2 metre boş alan yarıçapınız olsun, temizliğe dikkati en üst seviyeye çıkarın, mecbur kalmadıkça evden dışarı çıkmayın. Bir de : Sağlık Bakanlığımıza güvenin, onların verdikleri tedavileri ve koruyucuları, aşıları uygulayın. Ülkemizin sağlık ordusu ve doktorları, gerçekten tüm dünyanın gıptayla baktıkları muazzam fedakar insanlardan oluşuyorlar. Onların kıymetini bilin.

Sağlıcakla kalın.

 


Bu haber toplam 1.182 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları