HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Ocak 2021 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

ERCAN ARSLAN

ERCAN ARSLAN

Ünye Muallimler Kursu

30 Aralık 2020 Çarşamba Saat: 17:08

20.yüzyılın ilk yarısında gerçekleştirilen Türk İnkılabının temel amacı; yeni Türk Devleti’ne milli bir kimlik kazandırmak ülküsü olmuştur. Milli kültürün inşa ve ihyasında Harf inkılabı çok önemli bir evredir. Harf inkılâbının amacı, Türk Milleti’nin geçmişi ile olan bağlarını koparmak değil, Türk Milleti’ni eğitim ve kültür alanında daha iyi bir seviyeye ulaştırarak, Türk Milleti’nin her alanda uygar olduğunu göstermekti. Türkiye’de alfabe değişikliği ihtiyacı birdenbire Cumhuriyet döneminde ortaya çıkmış, Latin harflerine geçiş fikri yalnızca Mustafa Kemal Atatürk tarafından gündeme getirilmiş, aceleyle uygulanmış bir inkılâp değildir. Ülkemizde harf inkılabına geçiş sürecinde Ünye’de dönemin Maarif Memurluğunca yapılan ilk uygulamayı sizlerle paylaşmak arzusundayım.

13 Eylül 1928 Perşembe günü M. Bahaeddin, yeni harfleri öğrenmek için açılmış ve açılacak olan kurslar münasebetiyle Ünye Feyziye Mektebi’nde Maarif Memuru Nazif Bey’i ziyaret ederek, onunla Güzel Ordu Gazetesi muhabiri olarak bir mülakat gerçekleştirmişti. Bu görüşmede yeni harflerin yakın bir gelecekte Ünye halkı tarafından öğrenilmesi için Maarif Memurluğunca alınan tedbirler hakkında konuşulmuş ve yapılan uygulamalar yerinde incelenerek müşahede edilmişti.

Ünye’de ilki halkın geneline tahsis edilmiş olan iki dershane oluşturulmuştu. Bu dershanelerin biri Ünye Türk Ocağında, diğeri ise Ünye Halk Fırkası binasında açıldı. Bu dershaneler yeni harfleri hiç bilmeyenler ile biraz bilenler için açılmıştı. Dersler 15 Eylül 1928’de başlayacaktı. Açılan ikinci kurs ise memurlar için planlanmıştı. Aynı şekilde bu kurs için de iki dershane oluşturuldu. Ünye halkı ve memurlar kurslara kayıt olmaya başlamışlardı. Ünye’de açılan üçüncü kurs ise Muallimler için tertip edilmişti. Öğretmenler için düzenlenen bu kursun mevcudu 48’dir. Kursiyer öğretmenlerden 28’i birinci, 20’si ikinci gurubu oluşturuyordu. Öğretmenlerin kursunda altı gündür derslere devam ediliyordu. Maarif Memuru Nazif Bey kurslardaki erkek ve bayan öğretmenlerle ilgili olarak, “öğrenmeye çok azimliler, on beş gün içinde mini mini yavrularımızı yeni harflerle mükemmel bir şekilde okutacak kadar harfleri öğrenecekler” demişti. Ünye’de, halk, memurlar ve muallimler kursunda tedrisat tamamıyla muallimler tarafından yoğun bir şekilde, büyük bir heyecanla icra edilmekteydi.

Mülakatın ilerleyen bölümünde M. Bahaeddin Bey ile Nazif Bey Muallimler kursunun ikinci sınıfında imla dersine girerler. Güzide gençlerden Burhaneddin Bey okuyor, Muallim Vahap Bey süratle tahtaya yazıyordu: “Bir Avrupa ajansının sözde Ankara’dan aldığı bir telgrafa göre Türk Milleti’nin sevdiği ve saygı ile başında tuttuğu büyük Gazi, sağdan soldan krallığı kabul etmesi için teklif mektupları almakta ve bunları memnuniyetle karşılamakta imiş!..” M. Bahaeddin Bey, Muallimlerin yazılarını inceler ve izlenimlerini şöyle dile getirir: “Umumiyetle diyebilirim ki yazdıkları harfler ve kelimeler defter çizgileri üstüne birer inci gibi dizilmiş, imlâ yanlışları hemen hiç yok gibi. Tebrik ederek ikinci sınıftan ayrılıp birinci sınıfa girdik. Mûsikî Muallimi Mehmet Arif Bey, Cavide hanımla Haşim Bey’i tahtaya kaldırmış, dersi veriyordu. İçlerinden bir beyin defterine baktım; “Bundan sonra bu güzel harflerle okuyup yazacağız. Bu yeni fikir inkılâbına büyük Gazi Mustafa Kemâl’in en büyük eseri denilebilir.” cümleleri yazılıydı. Sonra bazı Ünye, Fatsa muallim hanım ve beylerinin defterlerinde göz gezdirdim. Bu kadar muvaffakiyet. Bu anda içimden söylüyordum: “Herhâlde bu muallimler hayata yalnız okumak ve okutmak için gelmiş kimseler! ”.. İlk Mektebin Yazı ve Türkçe Muallimi Ömer Sadık Bey’in yazısına bakıyordum; meğer yeni Türk harfleri sanatkâr ellerde ne dereceye kadar güzelleşmeye müsait bir hâle gelebiliyormuş. Bu fevkalade terakkiye (ilerleme, yükselme) karşı hiçbir söz söyleyemez oldum. Sınıftan çıkarken kendi kendime mırıldanıyordum: “Yavrularımızın terbiye ve tahsilini bu necip irfân ordusuna tevdi ” etmekte tereddüt etmemeli. Öyle anlıyorum ki bu fedakâr insanlar Gazi’nin açtığı yoldan sarsılmaz adımlarla ve hem de suhuletle(kolaylıkla) geçecekler!..( Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu,TTK. Ankara 1993,G.Ordu,17 Eylül 1928,s. 3-4)

 




Bu haber toplam 1.982 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları