HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

“Fındık Diyarı Karadeniz”

20 Ocak 2021 Çarşamba Saat: 17:36

Teorik Bilgi: Arkeolojik kazılar da mö. on bin yıl öncesine ait mezolitik –orta taş devri kalıntıları içerisinde fındık buluntularının bulunmakta olduğu söylenmekte, Mö. 3 bin yıl öncesine ait bazı eski Çin yazılı kaynaklarında da fındığın-ya da fındığa benzer bir ürünün-  bilindiği ve kutsal bir gıda olarak ifade edildiği de bildirilmektedir. 

Daha önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi,  Fındık bitkisinin Anavatanı- kaynağı Karadeniz -Giresun ve Trabzon Dağları’dır. Ancak, günümüzde fındık bitkisi, dünyanın,  yıllık 1000-2000 mm lik bir yağış olan kışları ılık iklime ve nemli ve humuslu bir toprak yapısına sahip, deniz seviyesinden 1500- 1600metre seviyelere kadar yüksekliğe ulaşan birçok yerinde, yabanıl olarak görülmekte ve evcil-endüstriyel fındık olarak yetiştirilmektedir.

Kişisel ve orjinal tahminimce, fındığın, bu gün yeryüzünde bu derece yaygın olmasının sebebi, bizim Adi Fındık-Corylus  avellana ve Kafkas Fındığı-Corylus  colchica  olarak bildiğimiz  ana-yabani fındık türlerinden köken alan birçok fındık türlerinin, çeşitli hayvanlar, iklimsel göçler ve benzeri nedenlerle, Karadeniz Bölgesi ve Kafkaslardan başlayıp,  birkaç yüz bin yıllık bir  süreç   içerisinde, Akdeniz’in bazı bölgelerine, Asya’ya, Çin’e, Amerika’ya, Himalaya  Dağları’ndan  Californiya’ya kadar, ufak guruplar halinde, dünyanın birçok  yerlerine yayılmak ve yetişebilmek için uygun ortamlar bulmuş  olmasıdır.

Tarihte, fındık bitkisine, ilk kez ünlü Yunan Destanı Ksenefon’un  ‘On binlerin  Dönüşü’ adlı eserinde raslandığı, Pers Kıralı Darius’la savaşmak üzere İran’a  giden on binlerce Yunanlı askerin, savaş sonrası perişan bir halde yurtlarına  dönerken, güç bela Trabzon dağlarına  ulaştıklarında fındıkla  tanıştıkları,  bu nedenle  Fındık sözcüğünün, Antik Çağda Karadeniz' in adı olan "Pont Exinus" tan türetilen "pontik " sözcüğünden meydana geldiği, "Avellinea" ve "Pontus cevizi" olarak ta söz edildiği, değişik  dillerde ,  Farsçası "fonduk", Arapçası "bunduk", Latincesi "nux", Almancası "haselnuss", Fransızcası "noisette", İngilizcesi "hazelnut", Rumcası "leptokarion", Ermenicesi "kalin", Tatarcası "çitlevük", eski Yunancası "funduki", İtalyancası "nocciola", İspanyolcası "avellana", Portekizcesi "avella", Romencesi  "aluna" olduğu, orta Asya’da  kosık-kosuk , Balkanlarda  "çetlevük-çıtlavuk-çıtlatmalık vb.." olarak  anıldığı , Türk  kültüründe  fındığın kutsal bir bitki olarak kabul edildiği de  bildirilmekte.

Antik Çağ Yunan kayıtlarında, fındığın tombul ve sivri türleri olduğu, tatlı tariflerinde de yer aldığı, Herodot’un, fındığın yağının nasıl çıkarıldığını da tarif ettiği,  İbn-i Sina’nın fındığın çeşitli hastalıklarda ilaç olarak kullandığı, Selçuklu ve Osmanlı kayıtlarında ise, yörede seyahat eden birçok seyyahların, bu arada "Trabzon’un Dağlarında taşlarında cümle ormanları fındıklıktır” diyerek hayretini belirten Evliya Çelebi’nin ve yabancı elçilerin de,  bölgedeki fındık yetiştiriciliğinden ve hatta ticaretinden söz ettikleri de anlatılmakta.

Bu arada,   İspanya kralı III. Henri tarafından, 1403’te Anadolu’da hakimiyet kurmuş olan Timur’a gönderilen bir elçinin,   Trabzon’dan, deniz ticaret yoluyla,  fındık yüklü bir gemide İstanbul’a dönüşünü anlattığı hatıralarının, fındığın uluslararası ticaret malı olarak satışını gösteren ilk yazılı belge olduğu,  I. Mahmut döneminde Fransa ile yapılan ticaret anlaşmasında fındığın da bulunduğu, fındığın 18. Yüzyıldan itibaren değerli bir ihraç ürünü olarak, Rusya ve Romanya gibi komşu ülkelerden başlayarak,  Almanya, Fransa gibi Avrupa ülkelerine ve hatta Amerika’ya dahi satıldığı, 1900 lü yıllardan itibaren ticari temsilcilikler verildiği de bilinmekte. Batılılar fındığı çok sevmekte ve artık, Karadeniz’e özel bir ilgi göstermektedirler. “Sabah şafakla beraber Giresun' a geldik… İşte bugün fındık diyarındayız… Yamaçlar üzerinde, küçük vadilerin kıvrımlarında,  her tarafta düzenli biçimde dikilmiş fındıklar görülüyor.” Büyük bir mutluluk.

Rize, Trabzon ve Giresun’la beraber, fındık yetiştiriciliği batıya kaymaya başlar. 19.yüzyılın sonlarında o zamanlar ki adı Bucak nahiyesi -kazası olan Ordu’ya, Samsun’a ve batı Karadeniz kıyıları ile Çarşamba, Bafra, Adapazarı ovası gibi sulak taban arazilere de yayılmaya başlamıştır. Cumhuriyet ile beraber, tarımda yapılan düzenlemeler içerisine fındıkta alınmış,  fındık fidanlarının yurt dışına satılması yasaklanmış, fındık ticareti şirketleştirilerek, İş Limited Şirketi kurulmuş ve ülke-dünya ticaret sistemine ayak uydurulmasına çalışılmıştır.

10 Ekim 1935 tarihinde, Ankara' da,  fındığın yetiştirilmesinden satışına kadar gözden geçirilerek değerlendirilmeye çalışıldığı, özellikle kalitesinin geliştirilmesi ve standardizasyon sağlanmasının ele alındığı Birinci Ulusal Fındık Kongresi toplanmış ve Fındık Nizamnamesi yürürlüğe konulmuştur. Bu arada,  1936 yılında,  fındık konusunda, dikimden,  harmana çeşitli teknik konularda köylüyü bilgilendirmek ve benzeri konularda araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak amacıyla, Giresun’da bir Fındık İstasyonu kurulur.

Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım  1937 tarihinde TBMM'ni açılış konuşmasında,  tarıma verdikleri önemi belirtirken ; "Önümüzdeki yıl içinde, fındık başta olmak üzere diğer belli başlı ürünlerimizi de ilgilendiren birlikler kurulmalıdır." direktifini vermiş ve o zamana kadar fındık işinde yetkili olan İş Limitet Şirketi tasfiye edilerek,  28 Temmuz 1938 tarihinden itibaren,  Fındık ticaretinde devletçi kooperatifçilik düşüncesi öne geçirilmiş, yıllarca Karadeniz Bölgesi’nde Fındığın birinci derecede ekonomik, sosyal, siyasal temsilcisi olacak olan Giresun' da Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) kurulmuştur.

Ardından sisteme özel sektörde katılarak, 6 Kasım 1940 tarihin Giresun merkezli Karadeniz Bölgesi Fındık İhracatçılar Birliği kurulur. 7 Kasım 1957 tarihinde İkinci Ulusal Fındık Kongresi toplanarak,  İkinci Dünya Savaşının ardından geçilen batı kapitalist sistemine uyum çareleri aranır. ve Giresun Fındık İstasyonu,  1965 yılında Fındık Araştırma Enstitüsü’ne çevrilir. Fındık dışarı satılıp değerlendikçe,  devletin verdiği fındık fiyatı iç politika konusu olmaya başlamıştır.  Muhalefetin etkisiyle,  Karadeniz Bölgesinde Fındık mitingleri başlar. Devrin güçlü sol hareketlerince de desteklenen 1970 Ordu –Giresun Büyük Fındık Mitingi’nin bölgede yarattığı etki, 12 Mart Olağanüstü Dönemi sonrası 1973 seçimlerinde oya tahvil olursa da,  hükmü çok uzun süremez.

1983 yılında "Fındık üretiminin planlanması ve dikim alanlarının sınırlandırılması" nı öngören 16.6.1983 tarih ve 2844 sayılı yasa çıkarılır.6-7 Eylül 1996 tarihinde Giresun*Tirebolu' da I. Fındık Festivali düzenlenir. Fındık Tanıtım Grubu kurulur. Fındığın iç ve dış tüketimini artırmak için çeşitli çalışmalar yürütülür.  (Aganigi  maganigi !? !?..)  Yıllarca Çinlilere fındık sevdirilmeye uğraşılırsa da başarılı olunamaz,   amma, sonunda fındık,  Hintlilerce çok sevilmiştir.

Yıllar sonra,   10-14 Ekim 2004 tarihinde, yine Giresun' da toplanan Üçüncü Milli Fındık Şurası sonrasında,  yıllarca,  Karadeniz bölgesinde fındığın baş aktörü olan Fiskobirlik fındık ticaretinden alınarak,  satış mağazalarına dönüştürülüp, siyasetin baş faktörü olan fındık fiyatı ise piyasa dalgalanmalarına bırakılırken, devreye,   fındıkla hiç ilgisi olmayan Toprak Mahsülleri Ofisi sokulur. Artık fındık işinden uzaklaşan Fiskobirliğin asli ortağı olan üreticinin mağdur edilmemesi amacıyla da, yakıt-mazot takviyesi gibi tarımı destekleyici, bir nevi şirket kar dağıtımı benzeri, fındıkta dönüm başına gelir desteği gibi yandan katkılarda fındık piyasasına ilave edilir.

Saygılarımla.  


Bu haber toplam 1.140 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları