HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
27 Şubat 2021 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Mezar Taşındaki sır

27 Ocak 2021 Çarşamba Saat: 11:44

Panagiyoti 1863 yılında Ünye’de doğdu ve 1890 yılında 27 yaşında öldü. Onu Kilise Tepesindeki Rum Ortodoks kilisesinin bahçesinde bulunan mezarlığa gömdüler. Eski Ortaokulun yerindeydi, bu mezarlık şimdi yok, yerinde Meçhulasker Ortaokulu var.)

 Panagiyoti’nin ailesi onun ölümünden 34 sene sonra Lozan anlaşması gereği Ünye’deki Rumlarla birlikte Yunanistan’a gönderildiler. Gitmeden bir gece önce annesi babası ve akrabaları Panagiyoti’nin mezarı başında dua ettiler.

 “Sevgili Panagiyoti seni içimiz kan ağlayarak burada bırakıyoruz, en kısa zamanda ziyaretine geleceğiz” dediler, ama bir daha hiç gelmediler. Gidenlerden yıllar içinde tek tük gelen oldu, artık ilk giden generasyondan Yunanistan’da kimse kalmadı şimdi onların çocukları geliyor, babalarının mezarını, evini arıyor.

Panagiyotiyi hiç arayan soran olmadı olmadı.

 

Tarihi Ünye Şehri

Ünye Milattan Önce 750 yıllarında kuruluşundan bu yana hep hareketli bir yer olmuştur..

İlk Çağlar Tarihi Uzmanı Ünyeli rahmetli Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten Hoca 1964 yıllarında yaptığı araştırmalarda Ünye’de yerleşimin milattan önce 20.000 yıllarında başladığını bulmuştu.

İsmail Hoca’yı Ünye’ye geldiğinde o zamanlar İlköğretim Müdürü olan Hocam Orhan Bora ağırlardı. Ortaokulda öğrenci iken beni profesörle ona yardımcı olmam için kazılara gönderir:

 “Sen bu işlere meraklısın, hocaya yardım edersin, hocanın anlattıklarını iyi dinle, yaptıklarına dikkat et, belki bir gün arkeolog veya bir yazar olursan bunları yazar bizi de anarsın”  derdi, sanki bu günleri görmüş gibi, o yıllarda ben okul tatillerinde yine bu gazetede çalışıyordum. Gazetenin o günkü adı “Şirin Ünye” idi.

İlhami Hoca, Cevizdere, Tozkoparan mağaraları, Yiğitler köyü, Tekkiraz Sırma köyünde yaptığı kazılarda buralarda hayatın Milattan Önce 20.000 yıllarında başladığını ve o yıllara ait bir çok kanıt bulmuştu.

 

Ünye’ye İlk Gelenler

Ünye’den bilinen yirmi kadar önemli kavim ve alt kavimler gelip geçmiş, burada yaşayanlar olmuş adını bölgeye verenler olmuştur “Khalipler” gibi Ünye’ye ilk gelenler ön Türkler olan Kimmerler ve Kaşgalardı. Bu yıllar Taş Devrine ratsgeliyordu.

Daha sonra Hititler, Lidyalılar, Frigler, Persler, Pontus, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Selçuklular, Danişmetliler, ve en son Osmanlılar geldiler.

Ünye’nin bizden önceki son sakinleri Rum’lardı. Yani Roma vatandaşları idi. Bunlara bilgisizlikten Yunan dedik. Oysa Rum Yunanlı değildi. Rum adı  Selçuklular zamanında  Anadolu’da yaşayan Roma vatandaşlarına verilen isimdi. Rumların içinde Kafkas halkları, Ortaasya Türk halkları Yunanlı, İranlı gibi birçok milletten insan vardı.

Doğu Roma Bizans adını alınca Bizans İmparatorluğu Latince olan dilini yazılması ve öğrenilmesi zor diye bırakmış Yunanca dili ve alfabesini almıştı. Bu insanların Yunanistan’la tek benzerliği Yunanca okuyup yazmaları ve konuşmaları idi, bin yıl kaldıkları Bizans İmparatorluğu içinde dillerini ve milliyetlerini unutmuşlardı.

Zamanla Yunanca Karadeniz bölgesinde konuşulan diğer dillerden etkilenerek bozuldu ve yalnız Karadeniz bölgesine has Pontika diye dil oluştu, biz buna Rumca diyoruz, Rum dediğimiz bu insanlar kendilerine hiçbir zaman Yunanlı demedi biz onlara Rum, onlar kendilerine Romeika diyorladı.

 

1924 te gittiler

Son kalanlarını da 1924 yılında Lozan Anlaşması gereği Yunanistan’a gönderdik. Ünye’de okulları, kiliseleri ve mezarlıkları vardı kilisenin birini yıktık yerine ortaokul yaptık, biri hamam olarak duruyor, biri restore edildi.

Yıkılan kilisenin bahçesi aynı zamanda Rum mezarlığı idi, ben ortaokula başladığım yıl kilise yıkılıyordu, bu mezarlıktan sağlam olarak bir tane mezar taşı kurtuldu.

İşte bu kurtulan taş genç yaşta ölen Panagiyoti’nin mezar taşı idi.

Bu mezar taşını Saim Yıldız uzun yıllar korudu ve sonra onu Müze’ye verdi. Şimdi müzenin bahçesinde duruyor.

Biz uzun yıllar mezar taşının üzerindeki yazının ne olduğunu merak ettik, tam çözemedik. Taşın üzerinde Yunancanın bu bölgede konuşulmuş ve artık ölü bir dil olan Pontika lehçesinde yazılmış bir ağıt vardı.

Mezar taşının genç yaşta ölen bir kıza ait olduğunu sanıyorduk. Oysa taş genç bir erkeğe aitmiş. Bizi yanıltan Panagiyoti adı oldu. Panagiyoti bizdeki bazı isimler gibi hem erkeğe hem bayana verilebiliyordu.

Taşı okuyamadığız için bunu bilmiyorduk, taşın bir erkeğe ait olduğu daha sonraki satırlarda açıklığa kavuşuyordu.

Mezar taşındaki bu ayrıntı o zamanki Müze Müdürü Ali Rıza Nal’ın yardımları ile çözüldü. Müzeyi ziyaret eden iki Yunanlı bayan taşın fotoğrafını çekerek Yunanistan’a götürdüler. Orada taşın üzerindeki yazıları çözdürerek gönderdiler.

 

Panagiyoti’nin Mezar Taşı

80X120 ebadında yekpare mermer üzerine işlenmiş bir sıra kenar bordürü içine üst kısımda sağlı sollu iki melek figürü, ortada bir madalyon ve altında Grek (Yunan) dilinin Ünye civarında konuşulmuş ölü bir lehçesi ile yazılmış metinden ibarettir.

Taş üzerinde şu ifadeler yer almaktadır:

12 Aralık 1863 yılında doğan Panaghioti 6 Ocak 1890 yılında 27 yaşında ölmüştür. Çok genç yaşta arkasında gözü yaşlı sevdiklerini bırakarak aramızdan ayrılan Panaghioti dürüstlüğü ile her zaman hatıralarımızda yaşayacaktır.”

 

Burada taşı önemli yapan şeyler vardır.

Birincisi, mezar taşının Ünye’de bir zamanlar yaşamış Rum halkından kalan tek mezar taşı olması, ikincisi, üzerindeki dilin artık ölü bir dil yani konuşan halkının olmaması (uzmanlarından başka). Birde taşı önemseyip, korumamız.

Hangi ulusun taşı olursa olsun bu insanların bir zamanlar topraklarımızda yaşamış insanların bize tarihi ve kültürel mirasıdır, başka uluslardan saygı görmek istiyorsak toprağımızdaki bu mirasa, kilisesine, mezar taşına, sahip çıkmalıyız. Bizim de sınırlarımız dışında kalmış bir sürü cami, mezarlık , türbe ve tarihi eserlerimiz var.

Bu nedenle Panagioti’nin mezar taşı önemli ve tarihi değeri vardır.

İnşallah bunları ileride bir Ünye Taş Eserleri Müzesinde toplamak mümkün olur.

Daha önce yayınlanan bu yazı yeni bulunan bilgilerle güncellenmiştir.

 

 


Bu haber toplam 869 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları