HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

100. Yılında İstiklal Marşımız

23 Şubat 2021 Salı Saat: 14:49

(12 Mart 1921)

Zaferlerle Kabaran Milli Ruh. “Korkma!  Sönmez Bu Şafaklarda Yüzen Al Sancak.”

1. ve 2. İnönü Muharebeleri zaferle sonuçlanmış, yurtta genel bir sevinç ve gurur dalgası oluşmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusu’nun başarıları devam etmektedir. Ordumuza bir güç, bir moral, bir ruh vermek lazımdır. Uğruna savaşılan hür ve bağımsız bir ülkenin, mutlaka, bir Milli Marşı olması gerektiği düşünülerek,  o günlerde, Türk Maarif Vekâleti tarafından açılan bir yarışmayla, Türk Milleti’nin, bu şerefli savaşında, ona coşku verecek, bir Milli Marş aranmaktadır.

O zamanki Türk Maarif Vekâleti tarafından, ‘Türk İstiklâl Harbi'nin millî bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla’,1920 yılında bir güfte yarışması düzenlenmiş ve yurdun dört köşesinden,  yarışmaya katılan, aralarında İstiklal Harbi’nin komutanlarından Kazım Karabekir Paşa, Dr. Hüseyin Suat Yalçın gibi edebiyatla ilgilenen birçok tanınmış kişilerinde bulunduğu vatansever, İstiklal Harbi’ni yürekten destekleyen kişiler tarafından, oldukça yüksek vatansever duygularla yazılmış çok sayıda şiirler gönderilmiş, Maarif İdaresi güfteleri incelemiş, ancak,  içlerinde İstiklâl Marşı olabilecek duygu ve değerde, bir eser bulamamıştır.

Aslında, herkes, o devirde,  daha önce yazmış olduğu "Çanakkale Şehitlerine" ve "Bülbül" gibi şiirleriyle, milletin kalbinde yer tutmuş bir şair olan ve TBMM’de Burdur Milletvekili olarak görev yapan Mehmet Âkif'in de yarışmaya katılacağını ve bu güne kadar göstermiş olduğu ulviyet ile mutlaka, ölmez bir eser ortaya çıkartacağını ummaktadır. Ancak, o, her nedense, "Milletin başarılarının para ile övülemeyeceğini" düşündüğünü söyleyerek, yarışmaya katılmak istemediği bildirmiştir.

 Mehmet Akif’in paraya değer vermediği ve vatanseverliği, her tür maddi bir menfaatten ileri tutmadığı,  herkesçe çok iyi bilinmektedir. Bence başka bir sebepte vardır. Kişisel kanaatim, para ödülünü duyan pek çok sayıda, vasıflı vasıfsız kişinin,  gelişi güzel katıldığı ve bunların yanında, ancak, bir avuç kalan, şiire gerçekten hakim, çok az sayıda ünlü ve değerli insanın,  bunların aralarında kaybolduğu bir yarışmada,  aralara sıkışmak,  polemiklere düşmek istememiştir.

Daha sonra, kendisi de bir şair ve yazar olan Maarif Vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey’in kendisine yazdığı özel bir davet mektubuyla fikrini değiştirip katılması da, kendisine, o topluluk içerisinde, mümtaz-özel bir değer verildiğini hissettiği içindir. Nitekim Mehmet Akif,  bu davetten hemen sonra,  Ankara’ ya geldiğinden beri kaldığı, Taceddin Dergâhı’nda ki odasına kapanır, iki gün gibi kısa bir sürede, Türk Ordusu’na hitaben, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk Ulusu’nun bağımsızlığa, Hakk'a, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirdiği bir şiiri kaleme alır ve kısa sürede M.E. Bakanlığı’na teslim eder.  Bence, önceden bazı çalışmaları da bulunuyor, olabilir.

 

Şiir, Hamdullah Suphi Bey’in teklifiyle, denenmek amacıyla, öncelikle Batı Cephesi Komutanlığı’nca, cephedeki askeri birliklerde savaşan askerlere okunmuş, beğeni ve takdir kazanmıştır. Ayrıca, Ankara’da yayınlanan Hâkimiyeti Milliye ile diğer gazeteler de de yayınlanmış ve halkın sevgisini kazanmıştır. Bu arada,   yarışmanın yenilendiği düşüncesiyle, başka şiirlerde gelmekte ve İstiklal Marşı şiirlerini inceleme komisyonu çalışmalarına devam etmektedir.

Sonunda,  konu Meclis’e getirilmiş, seçilen bazı şiirler, 12 Mart 1921 tarihinde Mustafa Kemal’in Başkanlığı’nda gerçekleştirilen bir Meclis oturumunda okunarak,  Meclis’in kanaatine sunulmuş, Mehmet Akif’in şiiri, hitabeti çok güçlü olan Hamdullah Suphi Bey’in muhteşem okuyuşuyla Meclis’e sunulduğunda, milletvekilleri tarafından büyük bir heyecanla karşılanmış ve Türk Milleti’nin İstiklal Marşı olarak,  alkışlarla kabul edilmiştir.

Mehmet Âkif, Türk Ordusu’na hitaben yazdığı bu şiirini, en önemli eseri olan Safahat’ına dahi koymaz. Onu, hepsinden ayrı bir yerde ve değerde tutarak, Türk Milleti’ne armağan eder. Yarışmadan kendisine verilen ödülü de,  bir hayır derneğine bağışlar.

Şiir, on kıtadan oluşmaktadır. Daha sonra, birkaç kez bestelenerek ‘Milli Marş’ haline çevrilmiştir. Bugün kullanılan bestesi Osman Zeki Öngör’e, orkestrasyonu Edgar Manas Edgar’a aittir.

İstiklâl Marşı, Mehmet Akif’in milletine unutulmaz ve vazgeçilmez bir emaneti olmuş ve Türk Milleti'nin gönlünde hep yaşamıştır ve yaşayacaktır.

Günümüzde,  ilk iki kıtası,  Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Milli Marşı olarak,  tüm devlet kurumlarında ve okullarda,  Atatürk Resmi ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ile birlikte asılmakta, okullarda öğrenciler ve törenlerde orada bulunanlar tarafından, hep birlikte coşkuyla söylenmektedir.

Haydi, hep beraber...

 “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Yazıldığında, ‘ Vatana ve Millete Hayırlı Olsun’  denilmiştir ve her zaman ‘Hayırlı’ olmuştur.

Saygılarımla.


Bu haber toplam 2.008 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları